Tarih

Tagore: Nobel Ödüllü Dünyaya Yön Veren Şair

Dünyanın “Nobel Ödülü sahibi şair” olarak tanıdığı Tagore aslında bundan çok daha fazlası. Kendisi Einstein’ın bile fikirlerinden etkilendiği yazar, düşünür, ressam, müzisyen, eğitimci ve bir dünya insanıdır.

tagore

Rabindranath Tagore, 1861 yılında Hindistan’da dünyaya geldi. Babası varlıklı bir din adamı, sosyal ve dini reformlar açısından lider olan bir kişi idi. 14 kardeşten oluşan geniş bir aile içinde Tagore, matematikçi, müzisyen, gazeteci, yazar ve sanatçıların bulunduğu bir aile ortamında yetişti. Bu ortam onun ilerideki eğitim felsefesine sağlam bir zemin hazırlayacaktı. 8 yaşında şiir ile ilgilenmeye başladı, ilk eserini 16 yaşında yayınladı. Özel öğretmenlerden ders alarak orta öğrenimini tamamladıktan sonra 17 yaşında Londra’ya hukuk okumak için gitti. Ancak bir süre sonrada kendisine anlamsız gelen hukuk eğitimini bıraktı.

Devamında Hindistan’a dönüp 19 yaşında ilk kitabını yayınladı. Bu esnada çeşitli dergilerde de yazılar yayınlamaya başladı. Küçük yaştan itibaren, tabiatı, insanı ve her şeyden çok hürriyeti sevmeyi öğrenmişti. Özel ders saatleriyle yüklü geçen çocukluğunda en büyük tesellisi iç bahçenin ağaçları ve yeşillikleri arasında gezmek ve dolaşmaktı. Hindistan o yıllarda Büyük Britanya İmparatorluğu’nun sömürgesiydi. Bengal halkı da kendi kabuğuna çekilmiş çatışma ve isyandan uzak, kaderine teslim olmuş bir biçimde yaşıyordu. Onun gibi biri için sömürgeciliğe karşı çıkmamak söz konusu bile değildi.

tagore hayatı

Tagore Okulu

23 yaşında evlendi ve fakirlerin ikamet ettikleri mahallede bir ev aldı. Bu yıllar içinde bir takım dramatik eserler verdi. Şair bu süreçte Bengal dilinde yazılmış en güzel aşk şiirlerini ortaya çıkardı. Tagore kırk yaşında hayatının en büyük macerasına atıldı. Kalküta şehrine yetmiş mil kadar uzakta bu yerde bir kaç çocukla özel bir okul açtı. Onu bu işe sevk eden kendi okul çocukluğu döneminde yaşadıklarıydı.

Mutlu olmak çok basittir; ama basit yaşamak çok zordur.

Rabindranath Tagore

Ağaçlar arasında küçük bir köyde açılan bu okulun başta 5 öğrencisi vardı. Okul deneysel ve uygulama ağırlıklıydı. Eğitim tamamen ücretsizdi. İngilizce, Bengalce, Sanskritçe, Aritmetik, Coğrafya ve diğer bilimler üzerine eğitim sürdürülürken bir yandan da temizlik, bahçe işleri gibi konularda da eğitimler verilmekteydi bu okullarda. Öğrencileri ile birlikte ormanlara keşif yapmak için giderler, nehirlerin kenarlarında dolaşırlardı. Tagore’nin mektebinde büyük bir sadelik mevcut idi. Onun terbiyesinde bu çok önemliydi. Ona göre her fert hayatının en azından bir bölümünü sade yaşamalıydı.

Tagore okul

Tagore ve Einstein

Tagore’un zihinsel kapasitesi öylesine güçlüydü ki, çağdaşı Albert Einstein onunla dost olmak ve görüşlerinden yararlanmak istemişti. Einstein bir biçimde bu fırsatı da yakalamıştı. Tagore, tam okulunu kurduğu senelerde çok sevdiği eşini, ardından iki çocuğunu kaybetti. Bu acı olaydan sonra tamamen inzivaya çekildi. 1912 yılında yeniden İngiltere’ye gitti. Uzun süren bu seyahati sırasında İngilizce yazdığı ve Bengal dilinden bizzat İngilizceye çevirdiği şiirlerini düzenledi. İşte ünlü kitabı Gitanjali bu şekilde ortaya çıktı. Bu çalışması ile Tagore 1913 yılında Nobel edebiyat ödülüne layık görüldü. Bu başarının ardından Tagore büyük bir geziye çıktı. Amacı Uzakdoğu ülkeleri, Japonya, Kuzey ve Güney ABD halklarını daha yakından tanımak idi. Japonya’da 18 Haziran 1916 günü yaptığı savaşı ve milliyetçiliği yeren ünlü söylevi ise, dünya tarihinde bir dönem noktası olacaktı.

Tagore Bir Dünya İnsanı İdi

Tagore politikaya ilgi duymazdı. Onun dünya görüşü ülkeler üstü idi, o bir dünya insanı, dünya vatandaşıydı. Hindistan’ın tarihinin en önemli kişilerinden Gandhi’de, Tagore’un bilgeliğinden büyük ölçüde beslenmişti. Tagore pek çok konuda farklı düşünse de, Gandhi ile yakın ilişkide oldu. Gandhi’nin “yüce ruh” anlamına gelen “Mahatma” unvaniyla anılmasında öncü rol oynadı. İngiltere’de üniversitelerde verdiği nutuklarda özellikle ilk dini, felsefi içerikli nutku Sadhana sayesinde İngiltere tarafından 1915 yılında ‘’Sir’’ unvanını alsa da, Hindistan’ın bağımsızlığını sağlamak için büyük mücadele veren Gandi’ye destek olmak amacıyla bu unvanı iade edecekti.

Doğu ile Batı medeniyetleri arasında sağlam bir ilişki kurulması gerektiğine inanan Tagore, tüm gözlerin siyasete çevrildiği yıllarda, eğitime odaklanmaya karar verdi. Nobel ödülünden kazandığı parayı kullanarak, açtığı okulu bir üniversiteye çevirmek istedi. Sonunda 1921 yılında Visva-Bharati adında üniversiteyi açtı. Karma bir eğitim veren bu okulda hedefi aynı zamanda doğru eğitimcileri yetiştirmekti.

“Bir lamba kendi yanmaya devam etmedikçe bir başka lambayı yakamaz. Konusunda daha fazla ilerlemeye lüzum görmeyen bir öğretmen öğrencilerine bildiklerini sadece tekrar etmekle kalır. Onların kafalarını doldurur.”

Rabindranath Tagore

Yaşadığı dönemde çok önemli çalışmalar yapan Tagore 1941 yılında hayatını kaybetti. Hindu kökenli bir soydan gelmesine karşın yaşamının önemli bölümünü geçirdiği Bengal ülkesi, Tagore’un “Benim Altın Bengal’im” anlamındaki “Amar Sonar Bangla” adlı şiirini, Bangladeş’in ulusal marşı olarak kabul etmiştir. Onun yaptıklarını günümüzde de anlatmak, benimsetmek ve geliştirerek devam ettirmek gerekmektedir.

Kaynaklar:

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu Yazılarımıza da Bakmanızı Öneririz

Başa dön tuşu