Tarih

The Great Moon Hoax (Büyük Ay Aldatmacası) İnsanları Nasıl Kandırdı?

1835 yılının Ağustos ayının sonunda, New York Sun gazetesi dünyayı hayrete düşüren bir hikaye yayınladı Gazete, ünlü İngiliz astronom Sir John Herschel’in ayda yaşamı keşfettiğini açıkladı. Herschel’in güçlü teleskopu, bizon benzeri canavarlar, tek boynuzlu keçiler ve yaklaşık bir metre boyunda yarasalara benzeyen insansı yaratıkları şaşırtıcı bir netlikle gözlemlemişti. Gazete editörü Richard Adams Locke tarafından kaleme alınan bu yazı dizisi okurları oldukça çok heyecanlandırmıştı.

İlk bakışta bu iddiadan şüphe etmek için ortada herhangi bir neden yoktu. Sir John Herschel, alanında dünyanın en seçkin ismiydi. Babası, ünlü astronom William Herschel, Uranüs gezegenini keşfetmişti. Kendisi de dünya dışı yaşam olasılığına olan inancıyla bilinmekteydi. Ayrıca Sir John Herschel’in şaşırtıcı keşfinin kaynağı, prestijli Edinburgh Journal of Science’da yayınlanan bilimsel bir makaleydi. Kısacası her şey olması gerektiği gibi gözüküyordu.

the sun, sahte haber
1830’lar Amerikan gazeteleri için bir büyüme dönemiydi. Bu esnada da İş dünyası, reklam odaklı bir stratejiye doğru kayıyordu. On yılın başında, toplam tirajı 68 milyon olan 850 gazete vardı. 1840’a gelindiğinde, bu rakam toplam tirajı 196 milyon olan 1.630 gazeteye iki katına çıktı.
Yerleşik gazeteler, altı sentten satılıyordu. Sun gibi gazeteler, işçi sınıfı okuyucularının zevklerine bir şekilde hitap ediyordu. Fiyatı ise 1 sent kadardı.

The Sun, hikayeyi bir haftaya yayarak her baskıya harika ayrıntılar ekledi. Binlerce New Yorklu, Sir John Herschel’in “Büyük Astronomik Keşifleri” ile ilgili son bölüme ulaşmak için can atıyordu. Yüzyılın hikayesini kaçırmak istemeyen diğer Amerikan gazeteleri konuya dahil olmaya çalıştı. New York Times, Sun’ın hikayesinin “mümkün ve olası” olduğunu kabul etti. The New Yorker, kendi adına, “Bu keşiflerin duyurulması, astronomi ve genel olarak bilimde yeni bir dönem yaratıyor” dedi. Kısa süre sonra Avrupa gazeteleri, orijinal altı bölümlük dizinin yeniden basılması için The Sun’a büyük meblağlar teklif etmeye başladı. Ancak ufak bir sorun vardı.

Büyük Ay Aldatmacası Yüzyılın En Büyük Aldatmacısı

Hikaye, elbette, tamamen uydurmaydı. Sir John Herschel’in konu hakkında hiçbir fikri yoktu. Kendisi bu konuda hiç bir iddia da bulunmamıştı. Prestijli Edinburgh Journal of Science da gerçekti. Ancak aslında bu haberden önce yayın hayatına son vermişti. Bazı rakip gazeteler hikayeden şüphe duydular. Sonrasında da aldatmaca ortaya çıktı. John Herschel haber gazetede yayınlandığı sıralarda gerçekten de Güney Afrika’da astronomik gözlemler yapıyordu. Ancak dönemin koşullarında kendisinin hakkındaki bu sahte haberi okuma ve yalanlama şansı ancak aylar sonra olacaktı.

New York gazete pazarında kendini duyurmak için mücadele eden yeni başlayan bir gazete olarak Sun’ın Great Moon Hoax’ı yayınlamasındaki temel motivasyon finansaldı.

The Great Moon Hoax büyük bir ticari başarıydı. Gazetenin tirajı 40.000’den fazlaya çıktı ve kısa zamanda dünyanın en çok satan gazetesi haline getirdi. Bu aldatmaca sonrasında da gazetecilikte yepyeni bir çağ başladı. Gazeteler neyin çok okunduğunu fark etmişti. Önemli olan harika bir hikaye idi. Gerçek olması çok da önemli değildi.

Okuyucu sayısı doğru haberden daha önemli idi. Yüzyılın sonunda, uydurma haberler, ülkeler arasında diplomatik olayları, hatta savaşları kışkırtacaktı. Bu olay tarihe The Great Moon Hoax ( Büyük Ay Aldatmacası) olarak geçti. Devamında da bu kadar çok insanın böyle saçma bir habere neden kolayca inandığı da çok sayıda araştırmaya konu oldu.

İnsanlar Saçma Bir Olaya Neden Kolayca İnandı?

Aslında bunun sebebini anlamak kolay. Yeni gezegenlerin keşfi ve kozmos hakkındaki hikayeler, on dokuzuncu yüzyılın başlarında insanların hayal gücünü harekete geçirdi. Büyük Ay Aldatmacası, dönemin ilk ay hikayesi değildi. Ünlü Baron Munchausen’in tuhaf hikayeleri o zamanlar çok tanıdıktı. On dokuzuncu yüzyılın başlarında, Munchausen, top mermisine binmek ve aya seyahat etmek de dahil olmak üzere mantıksız başarılarıyla övünen ünlü kurgusal karakterdi.

Rudolf Erich Raspe tarafından yazılan ve 1785’te yayınlanan yayımlanmış Munchausen hikayeleri, “yalanların baronu” olarak bilinen gerçek bir Alman aristokratı Hieronymus Karl Friedrich’in övülen başarılarından esinlenmiştir.

Ayrıca 19. yüzyılın başlarında tüketicilerin sadık okuyucular olarak satın aldıkları gazetelere güvenmemeleri için hiçbir neden yoktu. Sanayi Devrimi’nin ardından insanlık, bilimsel araştırmanın her alanında -biyoloji, zooloji, botanik, jeoloji, mühendislik- bilginin sınırlarını zorluyordu. Ancak 1830’larda Amerika’daki çoğu insan, bilgisiz basın okuyucularıydı. Son bilimsel devrimler, özellikle astronomi ile ilgili olanlar, onların kavrayışının çok ötesindeydi.

Bu nedenle büyük teknolojik ilerleme patlamasını merak, hayranlık ve merakla izlediler. Ancak halen astroloji ve astronomi zihinlerinde bulanık kavramlardı. İnsanlar hala astrologlara danışıyor ve rahatsızlıklarına hiçbir etkisi olmayan sahte ilaçlar satın alıyordu. Bu nedenle böyle bir aldatmacanın onlara olağandışı gelmemesi normaldi.

Aslında günümüzde de işler bundan çok farklı işlemiyor. İlginç bulduğunuz bir başlığa tıkladığınızda da kendinizi siyasi bir propagandacının ya da trafik çekmek ve reklam geliri elde etmek için sahte bir haber sitesi kuran bir gencin sayfasında bulmanız an meselesi. Unutmayalım sahte haber tüccarlarının korumaları gereken itibarları ve dürüst olmak için bir motivasyonları yoktur. Onlar yalnızca tıklamalarla ilgilenirler. Gördüğünüz bir çok iddialı başlık arkasında yatan güdü ticaridir. Özellikle de politika bu furyadan ciddi bir biçimde nasibini almaktadır.



Kaynaklarlar ve İleri Okumalar:

Matematiksel

Başa dön tuşu