Optik Telgraf: 18. Yüzyılda İcat Edilen Zamanın E-Posta Sistemi

Elektrik akımının haberleşme alanında kullanılması haberin kısa zamanda çok uzaklara iletilmesi sağladı. Bunu sağlayan araç ise “telgraf”’ oldu. Amerikalı Samuel F.B. Morse’un 1839 yılında elektrikli telgraf makinesini icat etmesi iletişim alanında çığır açmıştı. Ancak bu tarihten çok önce, 22 Mart 1792 tarihinde, Fransız rahip ve bilim insanı Claude Chappe (1763-1805) optik telgraf ile birkaç dakika içinde birkaç yüz kilometre uzağa ilk mesajını göndermeyi başarmıştı.

Optik Telgraf Nedir?

İnsanlar, bir mesajı hızlı bir biçimde uzun mesafelerde iletmek adına tarih boyunca pek çok yaratıcı çözüm geliştirdiler. Bunu kimi zamanlar duman ile başardılar. Antik Atinalılar, gemiden kıyıya mesaj göndermek için kalkanları yardımı ile yön verdikleri güneş ışığını kullandılar. Romalılar da bayrakları kodlayarak mesajlarını ilettiler.

1790’da da Claude Chappe ve kardeşleri konu ile ilgili çalışmalarına başladılar. Amaçları, Fransız kırsalına hızlı bir şekilde mesaj göndermek için pratik bir sistem geliştirmek idi. Üstelik bunu tepelere inşa edecekleri kuleler yardımı ile gerçekleştirmeyi düşünüyorlardı. Chappe’nin “optik telgraf” adını verdiği bu iletişim aracı demir, halat, tahta ve taştan yapılacaktı. Bu teknoloji sayesinde mesajlar, postacıya, atlara, kablolara veya elektriğe ihtiyaç duymadan çok hızlı bir şekilde uzun mesafelere aktarılabiliyordu.

Optik telgraf kulesi
Optik telgraf kulesi

Aslında fikir oldukça basitti. Optik telgraf ağı, her biri birbirinden 5 ila 20 kilometre arayla yerleştirilmiş bir dizi kuleden oluşuyordu. Bu kulelerin her birine ahşap bir semafor ve iki teleskop monte edilmişti. Ayrıca her kulede iki görevli bulunmaktaydı.

Bunlardan birisi mesajın geldiği kuleyi teleskopla gözlemliyordu. O kuledeki semafor belli bir konuma getirildiyse, ikinci kişi mesajı iletmek için kolların konumunu aynı biçimde ayarlıyordu. Bu sayede da mesajlar kuleden kuleye kolayca aktarılmaktaydı. Kulelerde çalışan kişiler de genelde tecrübeli askerlerden seçilmişlerdi.

Ara kulede bulunanlar tam mesajı bilmiyorlardı. Mesajı çözecek ve kodu kelimelere dökecek olan kişi son alıcı istasyonda bulunmaktaydı. Bu nedenle de, ilk ve son istasyonlar, mesajı sembollere dönüştürmek ve kodu çözmek için kod kitaplarına sahipti.

Optik Telgraf Kodlama Sistemi Nasıl Çalışıyordu?

Semaforun, her birinde yedi farklı konuma getirilebilen iki sinyal kolu vardı. Ayrıca ahşap direğin kendisi de 4 farklı pozisyon alıyordu. Tüm bunların sonucunda 196 farklı pozisyon mümkün olmaktaydı. Bu düzenlemelerin her biri bir harf, bir sayı, bir kelime veya bir cümle için bir koda karşılık gelmekteydi.

Optik telgraf kulesi
T biçimli alet, işaret vermek için 98 farklı kol konuma getirilebiliyordu. Kolların konumları sayıları, sayılar da bir kod dizisindeki söz veya söz gruplarını temsil ediyordu. Claude Chappe’nin kod açılımından örnekler.

2 Mart 1791’de bir mesajı optik telgraf aracılığıyla yaklaşık 14 kilometrelik bir mesafeye başarıyla göndermeyi başardılar. Sonrasında da Claude ve erkek kardeşleri deneylere devam etmek ve yeni hükümetten destek toplamak için Paris’e taşındılar.

Burada Eyalet Yasama Meclisinin bir üyesi olan ağabeyleri yardımı ile meclisten destek aldılar. İlerleyen süreçte de Claude Chappe, Paris ile Lille arasında bir telgraf hattının inşası için atandı. Sonraki yıllarda, Fransa genelinde tüm büyük şehirleri birbirine bağlayan telgraf hatları inşa edilecekti.

Bugünkü teknoloji ile baktığımız zaman, yukarıda aktardığımız sistem biraz saçma gelecektir. Ancak aslında o zamanlar optik telgraf gerçek bir devrimdi. İlk hat, Fransız devrimi sırasında Paris ve Lille arasında cephe hattına yakın bir yerde inşa edildi. 230 kilometre uzunluğundaydı ve 15 semafordan oluşuyordu.

Fransa Optik Telgraftan Kolay Vazgeçemeyecekti

 50 yıldan kısa bir sürede Fransızlar, 530’dan fazla kule ve toplam uzunluğu yaklaşık 5.000 kilometre olan ulusal bir altyapı inşa etti. Sonrasında Paris, Strasbourg, Amsterdam, Toulon, Perpignan, Lyon, Torino, Milano ve Venedik de bu ağa dahil oldu.

Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, Napoléon Bonaparte, Avrupa’yı fethi sırasında bu teknolojiyi yoğun bir şekilde kullanmıştır. 1837’de elektrikli telgrafın icadından 9 yıl sonra, Fransa 1846’da bu teknolojiyi benimsedi. Fransa’nın optik telgraf teknolojisindeki üstünlüğü, onu terk etme isteksizliğinin nedenlerinden biriydi.

Sonucunda 19. yüzyılın başlarında, Amsterdam’dan Venedik’e kablosuz olarak bir saat içinde kısa bir mesaj göndermek mümkündü. Bunu günümüz teknolojisi ile karşılaştırmak doğru olmaz. Bu keşiften sadece birkaç yıl önce, atlı bir habercinin aynı şeyi yapması için en az bir ay zamana ihtiyacı olduğu düşünülünce, optik telgrafın önemi daha da iyi anlaşılacaktır.



Kaynaklar ve İleri Okuma


Dip Not:

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım

Matematiksel

Batuhan Erdik

Grafik tasarımcısı ve bilgisayar meraklısı...

Bu Yazılarımıza da Bakmanızı Öneririz