Kilo Ve Metabolizma İlişkisi Zannettiğimiz Gibi Değil

Hepimiz çok fazla yemek yiyen ancak bunun yanında her daim zayıf kalmayı başaran insanları tanırız. Bu durum da aldığımız kalori miktarı ile kilo arasındaki ilişki hakkında kafalarda bir soru işareti oluşturur. Bunun bilindik açıklaması bazı insanların diğerlerinden daha hızlı metabolizmaya sahip olduğu biçimindedir. Bunda bazı gerçekler olsa da açıklama biçimi bu kadar basit değildir.

Kilo ve metabolizma ilişkisi hakkında ikinci yanılgı karşımıza yaşlandıkça çıkar. Söylenene göre, metabolizma dediğimiz anlaşılmaz güç, 30 yaşından itibaren her yıl biraz daha yavaş işlemeye başlar. 40 yaşınıza ulaştıktan sonra da kilonuz söz konusu olduğunda her şey yokuş aşağı duruma geçer.

İşte size iyi haber: Metabolizmanızın ilerleyen yıllarla birlikte yavaşlama hızı aslında oldukça düşük. Gerçekte, orta yaştan itibaren meydana gelen kilo alımı, yavaş bir metabolizmanın sonucu değil. Yaşlandıkça kilo almamızın nedeni daha az aktif olmamız. Bu iç karartıcı gelse de, aslında harika bir haber. Görünüşte kaçınılmaz olan sonuca karşı koymak için yapabileceğimiz çok şey var. Ama önce, metabolizmanın ne olduğu ve ne olmadığı hakkında bazı temel bilgiler.

Metabolizma Nedir?

Metabolizma kimyasal bir süreçtir. Yıkıcı metabolizma olarak da bilinen katabolizma, tükettiğimiz gıda ve sıvı moleküllerini kullanılabilir enerji biçimlerine ayrıştığı süreçtir. Katabolik yollar metabolizmanın yıkıcı biçimleri olarak kabul edilirken, anabolik yollar yapıcı biçimlerdir. Anabolizma için başka bir kelime biyosentezdir, çünkü bu süreçler küçük molekülleri vücudun ihtiyaç duyduğu daha büyük ve daha karmaşık bileşiklere sentezler.

Metabolizma, canlıda yaşamın sürdürülmesi sırasında gerçekleşen tüm kimyasal tepkimelerdir. Yemek yediğinizde, vücudunuzun metabolizması, organlarınızın yiyecekleri enerjiye dönüştürmesine yardımcı olur. Hiçbir şey yapmasanız bile, metabolizmanız sizin için çalışır. Aslında, her gün yaktığımız enerjinin yaklaşık yüzde 40 ila 70’i temel metabolik fonksiyonlara gider. Dinlenme metabolizma hızımız ( bazal metabolizma hızı) dinlenirken ne kadar enerji harcadığımızın bir ölçüsüdür. Boyunuz, cinsiyetiniz ve ailenizden aldığınız genler gibi koşullar tarafından belirlenir. Ne yaparsanız yapın çok fazla değiştirilemez.

On yedinci yüzyıl doktoru Santorio Sanctorius, metabolizma çalışmasına öncülük etti. Otuz yıl boyunca kendi ağırlığını, tükettiği yiyecek ve içecekleri, idrarını ve dışkısını kaydetti. Tükettiği her 3,6 kilogram için sadece 1,4 kilogram attığını buldu. Geri kalanının derimiz yoluyla vücuttan atılacağını düşündü. Günümüzde bu farkın nedenini neyse ki biliyoruz.

Metabolizma Kilo İlişkisi

Daha fazla kas kütlesine sahip olanlar, egzersiz yapmasalar bile doğal olarak daha fazla kalori yakarlar. Erkekler kadınlardan daha fazla kas kütlesine sahip olma eğilimindedir, bu da kalori ve kilo vermeyi kolaylaştır. Egzersiz kısa vadede bazal metabolizma hızını artırır.

Muhtemelen birçok kişinin metabolizmalarının yavaş ya da hızlı olduğunu ve bu nedenle vücut ölçülerini etkilediğini iddia ettiğini duymuşsunuzdur. İnsanlar vücut ölçülerini korumakta veya belirli bir miktarda kilo vermekte zorlandıklarında, suçlu genellikle metabolizma olur. İnternette süreci hızlandırdığını veya yavaşlattığını iddia eden onlarca reçeteye rastlamanız mümkündür. Ancak bu sürecin gerçekleşme hızı, ne yaparsanız yapın çok fazla değiştirilemez.

Ayrıca kilolu veya zayıf insanların metabolizmaları arasında bir fark yoktur. Aksine, vücut ölçüsü büyüdükçe metabolizmanın çalışması hızlanır. Aslında, bir kural olarak, ne kadar şişmansanız, dinlenme sırasında o kadar fazla kalori harcarsınız. Bunun nedeni, büyük ölçüde, hizmet verecek daha fazla hücreye sahip olmanızdır.

Enerji kullanımının merkezi düzenleyicisi, hücrelerin enerji üretme hızını, yani metabolik hızı hızlandıran hormonları salgılayan boyundaki tiroid bezidir. Bu, vücut şeklinizi etkileyebilir. Aşırı aktif tiroidi olan kişiler, ne kadar yediklerine bakılmaksızın zayıf kalırlar. Düşük aktif bir tiroid ise iştah kaybına ve aynı zamanda kilo alımına neden olur. Bununla birlikte, her iki koşul da nadirdir ve bin kişiden yalnızca birini etkiler.

Zayıf Şişman Fark Etmez. Metabolizma Hızı Temelde Herkes de Aynıdır

Yaktığımız kaloriler yaşam boyunca büyük ölçüde aynı kalıyorsa obezitenin gerçek kaynağı yediğimiz miktar olmalıdır.

Vücuda enerji eklediğinizde (yemek yiyerek), vücudun tamamını kullanması gerekmiyorsa, yağ olarak depolanacaktır. Vücut bu enerjiye ihtiyaç duyduğunda, bu depolar parçalanıp kullanılır. Bu da kilo kaybına neden olur. Tükettiğiniz ve yaptığınız fiziksel aktivitenin dengesi, kilonuzu yönetmek söz konusu olduğunda başarınızı veya başarısızlığınızı belirleyecektir. Orta yaşı geçtikten sonra bir çok insan kilo alır ancak bunun nedeni metabolizmanın yavaşlaması değil, kişinin hareketinin azalmasıdır. Öte yandan kişinin yemek yeme alışkanlıkları da değişir. Az hareket ve gereğinden fazla beslenme de basit bir denklem ile kilo almanıza neden olur.

Yakın zamanda Science dergisinde metabolizmanın evrensel gerçeklerinden birine meydan okuyan bir makale yayınlandı. Araştırma da Kuzey Karolina’daki Duke Üniversitesi’nde evrimsel antropoloji doçenti olan Herman Pontzer, 8 günlük ve 95 yaş aralığındaki 6400’den fazla kişiden veri topladı. Sonuçlar metabolizma kilo ilişkisi arasında ilginç sonuçlar ortaya koydu. 20 ila 60 yaşları arasında, hamilelik ve menopoz gibi büyük hormonal değişimler sırasında bile metabolizmamızın neredeyse tamamen sabit kaldığı görüldü. Yeni verilere göre, 50 yaşındaki bir kadın, 20 yaşındaki bir kadın kadar etkili bir şekilde kalori yakabiliyor.

Tüm Bunlar Ne Anlama Geliyor?

Hafta sonları 100 km’lik bisiklet sürüşlerine katılan amatör bisikletçiyi ele alalım. Genel olarak, bu kişi hareketsiz bir kişiden daha fazla kalori yakmaz. Ancak kaslara yakıt gerektiği için daha fazla enerji tüketir, bu a metobalizmasını hızlandırır.

Yaşlanma sürecinde yaygın olarak gözlenen orta yaşlı kilo alımı, azalan metabolizmadan değil, genetik, hormon değişiklikleri ve stres, uyku, sigara ve belki de en önemlisi diyet gibi yaşam tarzı faktörlerinden kaynaklanmaktadır. Yaktığımız kaloriler yaşam boyunca büyük ölçüde aynı kalıyorsa, obezitenin gerçek kaynağı yediğimiz miktar ve özellikle yüksek oranda işlenmiş gıdaların tüketimidir. Günlük dalgalanmalar olsa da, vücut genel olarak aynı miktarda kalori yakar. Ancak yaşam tarzımıza bağlı olarak bunun nasıl kullanıldığını ayarlar.

Yıllar boyunca, farklı egzersiz rejimlerini ve sağlıklı yaşam takviyelerini tanıtmak için kullanılan ana pazarlama araçlarından biri, metabolizmanızı hızlandırdıkları iddiaları olmuştur. Artık buna kulak asmayın. Mucize çözüm diye bir şey yok. Kilo almamızın temel neden, günümüzde çok fazla besine erişim şansımız olması ve bunların çoğunun da işlenmiş besinler olması. Ancak kötü haber, kilo alma eğiliminde bireysel biyolojik farklılıklar olduğunu da biliyoruz.

Bunlar, genel zindelik, kas kütlesi, testosteron seviyeleri, tokluk hormonu leptine tepki verme ve yakıt olarak şeker yerine tercihen yağ yakma eğilimi gibi şeylerdir. Bu da bizi obeziteye dirençli veya obeziteye yatkın insanlar yapar. Spektrumun neresine düştüğünüzü muhtemelen deneyiminizden biliyorsunuzdur. Ne yazık ki, obeziteye yatkınlığınızı değiştirmek için formda kalmak dışında yapabileceğiniz pek bir şey yoktur.



Kaynaklar ve ileri okumalar:

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bir Yorum

  1. Merhaba bu sayfayı çok beğeniyorum..
    Emeğinize sağlık..
    Özellikle.metabolizma konusu çok ilginç geldi…kaydettim…tekrar okumayı düşünüyorum…teşekkürler…

Başa dön tuşu