Tıp ve Sağlık

Antibiyotik Direnci Nedir? Nasıl Oluşur Ve Farkındalık Neden Önemlidir?

Antibiyotikler, bakteriyel enfeksiyonlarla savaşan ilaçlardır. Doğru kullanıldığında hayat kurtarabilirler. Gerçekten de antibiyotikler icat edilmeden önce insanların ortalama yaşam süresi şimdikine göre çok daha kısaydı. Bunun nedeni enfeksiyonlar ile mücadele etmek için elimizde doğru silahımızın olmaması idi. Ancak bu durum yavaş yavaş bozulmaya başladı. Alexander Fleming’in penisilini bulmasının üzerinden uzun zaman geçti. O günden bugüne hemen hemen bütün bakteriler mutasyona uğradı. Bu değişikliklerin büyük kısmı bakterilere antibiyotik direnci kazandırdı.

Aslında çözüm aradığımız büyük sorunların çoğunu kendi kendimize yarattık. Bakterilerin antibiyotik direnci kazanmasının başlıca nedeni olarak antibiyotiklerin yanlış yerde kullanımı. Üstelik bu antibiyotikleri sadece hastalanıp doktora gittiğimiz zaman almıyoruz. Besin kaynaklarımız ve tükettiğimiz çiftlik hayvanları yoluyla da antibiyotik yükleniyoruz.

Her yıl üretilen antibiyotiklerin 100-200 bin tonu domuz, tavuk, inek, balık ve öbür besi hayvanları tarafından tüketiliyor. Üreticiler sağlıksız koşullarda besicilik yaptıklarından hayvanların enfeksiyon yüzünden kırılmasını önlemek için bol miktarda antibiyotik kullanıyorlar. Bu koşullar altında da bakteriler direnç kazanıyor. Yetiştiriciler buna son verseler bile toprağa bulaşan antibiyotikler yüzünden işler çığırından çıkabilir. Sağlık çalışanları bu konuda endişelerini sık sık dile getiriyorlar. peki, bu duruma nasıl eriştik? En önemlisi bir çözüm yolu var mı?

Antibiyotik Direnci Nasıl Oluşur?

Hayatın normal bir parçası olarak, hepimiz sürekli olarak şaşırtıcı sayıda patojene maruz kalırız. Bunlar bizi hasta etme potansiyeli taşıyan mikroplar ve virüslerdir. Bu duruma karşı bizi korumak için bağışıklık sistemimiz bir savaş durumundadır. Ancak başarısız olduğunda çoğu zaman antibiyotiklere başvururuz.

Antibiyotikler, mikroorganizmaların büyümesini öldüren veya durduran ilaçlardır. Ancak antibiyotikleri gelişigüzel kullanmaya devam ettiğinizde, bakteriler onları öldürmeyi amaçlayan ilaçlarla savaşma yeteneğini geliştirecektir. Zamanla bakteriler ilaca karşı daha güçlü ve daha dirençli olacaktır. Bir sorun daha var. Mevcut antibiyotiklerin vücudumuzda yararlı bakterileri de öldürdüğünü ve bu yüzden bir hastalığı iyileştirirken bir başkasına neden olma ihtimali taşıdığını da biliyoruz.

Penisilin, 1928’de Sir Alexander Fleming tarafından keşfedilen ilk antibiyotikti. Keşfedilmesinden bu yana, penisilin, İkinci Dünya Savaşı sırasında bakteriyel enfeksiyonlardan muzdarip askerleri tedavi etmek için yoğun bir şekilde kullanıldı. Ancak 1950’lerde penisilin direnci ciddi bir sorun haline geldi. Bu, beta-laktam antibiyotiklerin geliştirilmesine yol açtı. Ancak ne yazık ki, 1960’larda ilk metisiline dirençli Staphylococcus aureus (MRSA) vakası  tanımlandı. Başka bir antibiyotik olan vankomisin, 1970’lerde MRSA ile mücadele etmek için tanıtıldı. Ancak 1980’lerde bu antibiyotiğe karşı da direnç gelişti. Sonuçta günümüzde yeniden aynı durumla karşı karşıya kalmış gibi gözüküyoruz.

Antibiyotiğe direnç, bakterilerin antibiyotiğin etkilerini yok etmek veya önlemek için bir veya birkaç geni ele geçirmesiyle gerçekleşir. Bunu, bir geni mutasyona uğratarak veya bu geni başka bir mikroptan edinerek yaparlar. Sonrasında, antibiyotikler, bizi hastalıklardan koruyanlar da dahil bütün bakterileri yok eder. Yani genetik mutasyona veya antibiyotiğe karşı direnç gösteren bir gene sahip herhangi bir bakteri, mevcut bakteriyel tür haline gelene dek kontrolsüz bir şekilde çoğalır. Veya bakteri kendi direnç genlerini diğer bakteri türleriyle takas eder. Bu durumda, direnç genleri, hastalığa yol açanlar da dahil yeni bakteri türlerine verilebilir. Bu da enfeksiyon tedavisini zorlaştıracaktır. Görsel kaynak: https://www.herkesebilimteknoloji.com

Antibiyotik Direncini Önlemek Mümkün mü?

Antibiyotiklerin ölümcül enfeksiyonlara karşı etkili olmayı bıraktığı bir zamanda yaşamak korkutucu bir düşünce. 2016’da yapılan bir araştırmada Groningen Üniversitesi bilim insanlarının keşfetmiş olduğu üzere, dirençli bakteriler etrafta oldukları sürece, kolayca yenebildiğimiz bakteriler de antibiyotiğe karşı daha uzun süre dayanabilme becerisi kazanıyor. Bu durum karşımıza çok daha büyük zorluklar çıkarabilir.

Mevcut soruna getirilecek en acil ve uygun çözüm, hem tarım ve hayvancılıkta hem de hastalıklarla savaşta antibiyotik kullanımını azaltıp bakterilere direnç kazandırmaya son vermek. Bu çözümü uygulamaya geçiren bazı İskandinav ülkeleri tarım ve hayvancılıktaki gereksiz antibiyotik kullanımını sonlandırdılar. Ancak bizim de bireysel olarak yapabileceğimiz şeyler var.

Soğuk algınlığı veya grip gibi virüsler için antibiyotik kullanmayın. Antibiyotikler virüsler üzerinde çalışmaz. Doktorunuza size antibiyotik vermesi için baskı yapmayın. Antibiyotik alırken, talimatları dikkatlice izleyin. Kendinizi daha iyi hissetseniz bile ilacınızı bitirin. Tedaviyi çok erken bırakırsanız, bazı bakteriler hayatta kalabilir ve sizi yeniden enfekte edebilir. Antibiyotikleri sonraya saklamayın veya başka birinin reçetesini kullanmayın.

Kaynaklar ve ileri Okumalar:

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu