Zihin Egzersizi İçin 10 İlginç Paradoks

Zihnimiz, dünyaya gözümüzü açtığımız ilk andan itibaren etrafımızda olup bitenleri anlamlandırmak için çaba gösterir. Ama bazen öyle problem durumlarıyla karşılaşırız ki, evren anlayışımızın her yönüyle ne kadar noksan olduğunu fark ederiz. Bu yazımızda, zihin dinamiklerimizi zorlayan çeşitli alanlardaki bazı paradoksları ele aldık:

1. Hedonizm Paradoksu:

Hedonizm Paradoksu

Hedonizm paradoksu çok iyi anlaşılması gereken en pratik paradokslardan biridir. Faydacı felsefede hedonizm, haz peşinde koşmanın mutluluğu en üst düzeye çıkarmanın en iyi yolu olduğunu ortaya koyan bir düşünce okuludur. Bununla beraber psikolog Viktor Frankl: “Mutluluk sürdürülemez ve takip edilemez. Mutluluk, bir kimsenin kendisinden daha değerli gördüğü bir amaca bağlılığıyla veya bir kişiye “kapılmasıyla” yan ürün olarak çıkar.” der.

Sürekli haz ve mutluluk peşinde koşmak ne zevklidir, ne de mutluluk vermesi muhtemeldir. Bu nedenle mutlu olmanın en iyi yolu, mutlu olmaya çalışmayı unutmak ve mutluluğun kendiliğinden gerçekleşmesine izin vermektir.

2. Kara Delik Bilgi Paradoksu:

Fizikte karşımıza çıkan bu paradoks, çözemediğimiz en büyük bulmacalardan biridir.

Kuantum mekaniğine göre; bir parçacığın kütlesi ve dönüşü, bir karbon molekülünü oluşturan atomların yapısı gibi bilgilerin yok edilemez. İki farklı mektubu yaktığımızı düşünelim. Bu mektupları külden tekrar meydana getirmek neredeyse imkansızdır (tamamen imkansız sayılamaz). Fakat kül ve dumandaki nüanslar mektuplarla ilgili bilgileri korur.

Kara delikler, olay ufku dahilindeki her şeyi kendine doğru çeker ve çok uzun bir zaman sonra bu şeyleri Hawking radyasyonu olarak yayar. Mektup örneğinin aksine ne yazık ki Hawking radyasyonunda en ufak bir bilgi yok. Yani kara delikler evrendeki bilgileri tahrip ediyor diyebiliriz.

Başta Stephen Hawking olmak üzere birçok fizikçi, kara deliğe giren parçacıklara ait bilgilerin sonunda evrene geri geleceğine inanıyorlardı. Modern fiziğin cevaplamaya çalıştığı en önemli problemlerden biri…

3. The Catch-22

The Catch-22

Bu paradoks ismini Joseph Heller’ın The Catch-22 isimli romanından alır. Romanda Yossarian isimli bir savaş uçağı pilotu, yaptıkları işin vahşeti ve hissettiği korku nedeniyle akıl sağlığının artık yerinde olmadığını iddia ederek erken terhis olmaya çalışır. Ancak “Eğer psikolojinizin bozulduğunu, kafayı yediğinizi idrak edebiliyorsanız bu sizin akıl sağlığınızın ve muhakeme gücünüzün hala yerinde olduğunu gösterir.” şeklinde bir cevap alır. Yani delirdiğinizi biliyorsanız deli değilsiniz…

Yeni mezun ve iş arayan birinin tüm ilanlarda “tecrübeli eleman” ibaresiyle karşılaşması bu paradoksa benzerdir.

“Catch-22” ifadesi, “sorunlu bir durumda tek çözümün, sorunun özünde olan bir durum ya da kural tarafından engellenmesi” anlamında İngilizce’de kullanılır.

4. Monty Hall Problemi:

Monty Hall Problemi

1977 yılında Monty Hall’un sunduğu “Let’s Make A Deal isimli yarışmanın belli bir aşamasına gelindiğinde yarışmacıya üç kapıdan birini seçme şansı verilir. Kapıların birinde büyük ödül, diğerlerin de ise teselli ödülleri vardır. Yarışmacı seçim yaptıktan sonra ise  geriye kalan iki kapıdan biri açılır. Şimdi seçtiğiniz kapı ve seçilmemiş diğer kapı ile kalmışsınızdır. Bunlardan birinde büyük ödül olduğu kesindir. Ve teklif gelir: “Kararınızı değiştirmek ister misiniz?”

Çoğu insan kapıları değiştirmenin bir avantajı olmadığına inanıyor. Sonuçta iki kapı var. O yüzden birinde %50 ihtimalle araba var diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. . Kapıları değiştirmek aslında otomobili seçme ihtimalinizi % 66’ya yükseltir. Çünkü değişimden sonra arabayı kazanmak için içinde ödül olmayan kapılardan birini seçmiş olmanız gerekirdi (3’te 2).

5. Peto Paradoksu:

“Kanser, hücrelerin bölünmesiyle yayılan bir hastalıktır. O halde yıllar geçtikçe vücut kitlesinin artması ile kanser riski artar.”

Biyolog Richard Peto 1970’lerde farelerin insanlardan daha az hücreye sahip olmasına rağmen insanlardan çok daha yüksek bir kanser oranına sahip olduğunu fark eder. Hatta fil ve balina gibi canlıların insanlardan daha çok hücreye sahip olmasına rağmen kanser riskinin daha düşük olduğunu gözlemledi. Bu durum, Peto paradoksu olarak literatüre geçti.

6. Fermi Paradoksu:

Adını ünlü fizikçi Enrico Fermi’den alan bu paradoks, dünya dışı varlıkların var olma olasılığının gayet yüksek olduğuna dair tahminlerin varlığı ile bunu doğrulayacak herhangi bir kanıtın ya da temasın yokluğu arasındaki çelişkiyi ifade eder.

Güneş gibi galaksideki milyarlarca yıldız, bu yıldızların yörüngesindeki Dünya benzeri birçok gezegen, bu gezegenlerin bazılarının yaşamı geliştirme olasılığı… Bu ihtimal Fermi’nin “Herkes nerede?” sorusunu sormasını sağlamıştır.

7. Polchinski Paradoksu:

Polchinski Paradoksu

Teorik fizikçi Joseph Polchinski tarafından başka bir fizikçiye gönderdiği mektupta bu paradoksu yer verir.

Cisimleri zamanda geri gönderen bir solucan deliğine fırlatılan bir bilardo topu düşünün. Yörüngesi nedeniyle geçmişine çarpar.Solucan deliğine girmeden geri dönmüş olur ve olay hiç yaşanmamış olur.

8. Gözlemci Paradoksu:

Gözlemci Paradoksu

Başlangıçta sosyo-dilbilim alanında görülen bu paradoks, belirli olgu gözlenirken gözlemleyici nedeniyle o olgunun değişim göstermesini ifade eder.

Bir fabrikada aydınlatmanın iyileştirilmesinin verimliği artıracağını düşünen bir grup gözlemci,aydınlatma iyileştirildikten sonra gerçekten verimin arttığını fark ettiler. Fakat aydınlatma eski haline getirildiğinde de verimin yüksek olduğunu gördüler. Çünkü işçiler, gözlendiklerinin farkındaydılar. Aslında verimi artıran da buydu.

9. Hoşgörü Paradoksu:

Hoşgörü Paradoksu

Sosyo-kültürel alandaki en ilginç paradokslardan biridir. Bu paradoksa göre, tamamen hoşgörülü bir toplum, hoşgörüsüz unsurlara da hoşgörü gösterecektir. Zamanla hoşgörüsüz faktörler baskın gelerek toplumu hoşgörüsüz bir hale getirecektir. Yani hoşgörülü bir toplum kalmak için hoşgörüsüzlüğe müsamaha gösterilmemelidir.


Sınırsız hoşgörü zorunlu olarak, hoşgörünün kaybolmasına yol açacaktır. Sınırsız hoşgörüyü hoşgörüsüz olanlara bile gösterirsek, hoşgörülü bir toplumu hoşgörüsüzlerin saldırısına karşı savunmaya hazır olmazsak, hoşgörülüler ve onlarla birlikte hoşgörünün kendisi de ortadan kalkacaktır. — Bu formülasyona göre, hoşgörüsüz felsefeleri her zaman baskı altında tutmamız gerektiğini kastetmiyorum; akılcı argümanlarla onlara karşı gelebildiğimiz ve kamuoyuyla dizginleyebildiğimiz sürece, baskı yollarına gitmek kesinlikle akılsızca olurdu. Fakat, gerekirse onları zorla bastırma hakkına dahi sahip çıkmalıyız; çünkü onların bizimle aynı akılcı tartışma düzeyine çıkmaya hazır olmamaları ve her türlü kanıtı reddederek işe başlamaları olasıdır. Kendi kitlelerine akılcı argümanlara kulak vermeyi yasaklayabilirler ve onlara kanıta karşı yumruklarını yahut tabancalarını kullanmayı öğretebilirler. Onun için biz, hoşgörü adına, hoşgörüsüzleri hoşgörmeme hakkına sahip çıkmalıyız.

Karl Popper- The Open Society and Its Enemies

10. Boş Sayfa Paradoksu:

Boş Sayfa Paradoksu

Belki de en ilginç ve çıktısı en az olan paradoks… Birçok kurum, belge biçimlendirme kaygılarını gidermek için boş sayfalar yazdırıyor. Okuyucuların hatalı bir ürün aldıklarını düşünmemeleri için de “Bu sayfa bilerek boş bırakılmıştır.” ibaresini de eklerler.

Şevket ÜNCÜ

Matematiksel

Kaynakça

Matematiksel

Şevket Üncü

uncusevket@gmail.com

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı