Sanat ve Edebiyat

Pablo Picasso’nun Bazı Resimleri Neden Daha Hızlı Bozuluyor?

Araştırmacılar, Pablo Picasso'nun yakın tarihlerde oluşturulmuş, birbirleriyle ilişkili dört resmini inceledi. Sanatçının bazı resimlerinin diğerlerine göre daha çabuk bozulduğu anlaşıldı.

Pablo Picasso (1881-1973), Georges Braque ile beraber öncülük ettiği kübizm yani geometrik formlarla sanat anlayışı ile tanınan bir ressamdır. Kübizm ile ürettiği özgün çalışmalarıyla nam salan üstadın adı yaşadığı dönemde ve sonrasında ses getirmiştir. Pablo Picasso’nun hem hayran hem düşman olduğu Ressam Amedeo Clemente Modigliani (35 yaşında vefat etmiştir) onunla ‘’Söyle bana Pablo, aşkı nasıl olur da kübe çevirebilirsin?’’ diyerek alay etmiştir. Çalışmaları da çoğu zaman anlaşılmamıştır. Fakat, Picasso kübizmden hiç vazgeçmemiştir. (Bahsedilen diyaloğu Andy Garcia’nın başrolünde olduğu Modigliani filminde bulabilirsiniz.)

Ölümünden yıllar sonra Picasso eserleri İzmir’de Arkas Sanat Merkezinde sergilenme fırsatı oluşunca, İzmir’de sergiye ziyaretçi akını da gerçekleşmişti ve sergide adım atacak yer yoktu. Bu müthiş sergiye katıldığımda Picasso’nun bazı fotoğraflarına da tanıklık etmiştim. Kendisi sadece resim sanatı ile değil; sanatın pek çok dalıyla ilgiliydi anlaşılan. Picasso’nun dans, sirk, corrida (boğa güreşi), tiyatro ve daha pek çok gösteri alanına yoğun bir ilgisi olmuştur. 1917 yılı ve sonrasında ünlü bale topluluğu Ballet Russes için tasarladığı sahne ve kostüm çalışmaları da olmuştur. Ayrıca bu süreçte, 1917 yılına pek çok resim sığdırmıştır. Fakat bu resimler arasında bir tanesi, günümüzde bilim insanlarının dikkatini çekti.

Bilindiği üzere, resim alanında da yeni gözlem teknikleri ve bilimsel analizler yaygınlaşmaya başladı. Bu yöntemler sayesinde, resimleri daha iyi korumak veya eserlerdeki gözlemlenmemiş detayları yakalamak mümkün hale geldi. Bu tekniklerle incelenen son çalışmalardan biri, Pablo Picasso’nun eserlerini de içerdi. Pek çok ülkeden uluslararası araştırmacılar, Pablo Picasso’nun birbiriyle yakından ilişkili dört resminden birinin neden diğerlerinden daha çabuk bozulduğunu keşfettiler.

Hombre sentado (Seated Man- Oturan Adam) tablosu

Picasso’nun Hangi Çalışması Bozuluyor?

Bilim insanları Picasso’nun 1917’de Rus Emprezeryo Sergei Diaghilev’in kurucusu olduğu Ballets Russes’tan esinlenerek, Barselona’daki bir arkadaşının stüdyosunda birkaç ay içinde oluşturduğu dört tablo üzerine odaklandı. Merserize pamuklu tuvaller ve hayvansal tutkal içeren bu tablolar arasında biri daha dikkat çekiciydi. Bu tablo Hombre sentado (Seated Man- Oturan Adam) tablosuydu.

Picasso’nun aile evinde 1970 yılına kadar saklanan ve daha sonra Barselona’daki The Museu Picasso’ya bağışlanan eserler aynı çevresel koşullara maruz kalsa da Hombre sentado’nun (Seated Man- Oturan Adam) neden diğer üç tablodan daha ciddi şekilde kötüleştiği araştırıldı. Universitat Politècnica de València’dan Profesör Laura Fuster-López, Hombre sentado eserinin boyalı yüzeyinde aşırı çatlamalar olduğunu belirtti. Müze, tablolardaki bu farklılaşmanın gizemini çözmek için 2017’de İspanya Bilim ve İnovasyon Bakanlığı tarafından finanse edilen üç yıllık bir araştırma projesi “ProMeSa” yı başlattı. Hatta 2018’de şöyle bir tanıtım da yapmışlar:

Projenin koordinatörü olan Fuster-López’in yürüttüğü çalışmaya, Venedik, Kanada, Danimarka ve Floransa’dan araştırmacılar da dahil oldu. Fuster-López ve diğer araştırmacılar, eserlerin kompozisyonu ve yaşı arasındaki benzerlikler ve de eserlerin birbirinden hiç ayrılmadıkları gerçeğini biliyorlardı. Bu yüzden, çalışmalarda kullanılan malzemelerin analiz edilmesine karar verdiler. Ekip, yüzeyden tuval zeminine kadar çeşitli katmanları incelemek için hem kimyasal analiz hem de reflekgrafi (sanat eserinde kızılötesi ışık kullanılarak boyalı yüzeyin altındaki çizimlerin görüldüğü tahribatsız bir teknik) gibi teknikleri kullandılar.

Resim Analizi Sonuçları

Çalışma sonucunda araştırmacılar, Picasso’nun Hombre sentado için daha sıkı bir dokumaya sahip bir tuval kullandığını ve bunu daha kalın bir hayvansal tutkal tabakasıyla kapladığını keşfetmişler. Diğerlerine nazaran daha farklı malzemelerle oluşturulduğu bulunan eserdeki bu detaylar, eserin her neme maruz kalışında daha büyük gerilmeler yaşamasına sebep olmuş. Ayrıca bu detaylar, kimyasal reaksiyonları artırarak pigmentlerin bozulmasına sebep olmuşlar. Resimde diğerlerine nazaran daha solgun bir görünüm oluşmasının da bu malzeme bilimi ile ilişkisi olduğu gözlemlenmiş. Ayrıca, Picasso’nun hem keten tohumu  kaynaklı bezir yağı hem de aspir ve ayçiçek yağları gibi daha az kuruyan yağlar içeren yağlı boyalar kullandığı da anlaşılımış.

Sanatçının 1917’de henüz yaygın olmayan yarı sentetik boyaları kullanmayı denediğine inanan araştırmacılar, eserde beyaz kurşun, barit, çinko gibi çeşitli kimyasalların karışmış olabileceğini belirtiyor. Pigmentler tarafından salınan bazı iyonlarla etkileşime girdiğinde ortaya çıkan “metal sabunları” olarak adlandırılan bileşiklerin varlığına da dikkat çeken araştırmacılar, metal sabunların açıkça görülebilecek kimyasal hasarlara neden olabileceğini belirtmişlerdir.

Geçmişte bu alanda çalışan bilim insanları, bazı malzemelerin eserlerde nasıl bozulmaya yol açtığını belirlemek için salt kimyasal analiz tekniğine güveniyorlardı. Fakat Profesör Fuster-López  kimyasal bakış açısı yeterli gelmeyince, tamamlayıcı yeni bir bakış açısı ve yöntem aramaya başladığını belirtti.  Ekip böylelikle teknolojiyi de kimyasal analize ek olarak araştırmalarına dahil ettiler. Ekibin sanat eserlerinde yeni teknoloji araçlarını kullanabilmeleri ile elde ettikleri bulgular, diğer koruma bilimcilere de yol gösterici olacaktır.

Bu araştırmanın sonucu, Picasso’nun resimlerinin mekanik bozulma sorunlarını bilimsel, analitik ve tanısal bir yaklaşımla incelemesiyle bir ilk oldu. Çalışmanın bulguları SN Applied Sciences’ta yayınlandı. Detaylı okuma için tıklayabilirsiniz: Springer

Ana sayfa » BEŞERİ BİLİMLER » Sanat ve Edebiyat » Pablo Picasso’nun Bazı Resimleri Neden Daha Hızlı Bozuluyor?

Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan; filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim.. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum ve İstanbul Gelişim Üniversitesi'nde akademik görevimi sürdürüyorum. Spora, sanata (özellikle resim sanatı), müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara, filmlere düşkünüm.. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Küçük yaşlardan itibaren birikmiş 9 adet günlüğüm var. Amaçlı ve amaçsız yaşamanın çeşitli noktalardan artı ve eksileri olduğunu düşünsem dünyadaki her şeyin gelip geçici olduğuna inanıyorum. Yine de -her şeye rağmen- ben uzun süredir amacı olanlardanım.. Buradan enerji sağlayabiliyorum.. Çoğunlukla enerjik, dışa dönük olsam da yeri geldikçe oldukça içe kapanmaya ve yalnızlığa susayabiliyorum. İkisi de keyifli ve öğretici.. Matematiksel sitesinin öncelikle hayranı olan bir okuruyum sonra Matematiksel’e katkı sağlamaya çalışan enfes ekibin bir parçasıyım. Özetle bu dünyayı bir rüyaymış gibi (Is this the real life? Is this just fantasy?) hissedip iyi bir insan olarak '‘kalmaya'’ çabalayan, sonsuzmuş gibi üretmeye çalışan insanlardan olarak; bahsettiğim 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum. Yaşam keşifle canlanıyor.. (Instagram veya Facebook hesabım yoktur. Fotoğrafımı ve adımı kullanarak sahte hesap açıldığını öğrendiğim için bu bilgiyi belirtmek durumundayım.)

Bu Yazılarımıza da Bakmanızı Öneririz

Başa dön tuşu