
Andrew Wyeth, 20. yüzyılın en tanınan Amerikan ressamlarından biri olarak kabul edilir. Resimlerinde çoğunlukla insanlara, gündelik yaşama ve manzaralara odaklanır. Ancak Christina’nın Dünyası adlı eserinde, bu temaların ötesine geçen başka bir derinlik vardır.
Amerikan resim sanatının ikonlarından biri hâline gelen bu yapıtla ilk kez karşılaşan hemen herkes, şu ya da bu nedenle ondan etkilenir. Peki, bu resimde insanları böylesine etkileyen şey nedir? Ön planda, pembe elbisesi içindeki bir kadın, uzakta görünen eve doğru yönelmiş gibidir.
Ancak duruşunda tuhaf bir şey vardır. Bedeninin konumundaki eğretiliği hemen fark ederiz. Bu ıssızlıkta tek başına ne yapmaktadır? Tarla neden önünde bir engel gibi yükselmektedir?
Resim bu soruların yanıtını vermez; fakat bizi onları sormaya zorlar. Kimilerine göre kadın, sessiz bir trajedinin içindedir. Öte yandan onda bir umut, direnç ve enerji de sezilir. Sanki önüne çekilen seti her an aşacak gibidir. Gördüğümüz tek şey; zayıf kolları, otları kavrayan boğumlu parmakları, siyah saçları ve o eğreti duruşudur.
Christina’nın Dünyası adlı tabloyu ve taşıdığı anlamı tam olarak kavrayabilmek için, yaratıcısının hayatına ve hikâyesine bakmak gerekir. Andrew Wyeth, Christina’nın Dünyası’nı 1948’de resmetti. Onu bu resmi yapmaya iten duygusal dürtülerden biri, babasının üç yıl önce trajik bir trafik kazasında yaşamını yitirmiş olmasıydı.
Andrew Wyeth Ve Christina’nın Dünyası
Andrew Wyeth’in babası N. C. Wyeth, tam adıyla Newell Convers Wyeth, başarılı bir ressam ve illüstratördü. Özellikle Define Adası ve Robin Hood gibi kitaplar için yaptığı illüstrasyonlarla tanınmıştı. Çocuklarının tümünü sanata yönlendirmiş; bunun sonucunda aileden on dört önemli sanatçı çıkmıştı.
Bu isimler arasında en tanınanı Andrew Wyeth’ti. Andrew, genç yaşlarından itibaren kendini gösteren olağanüstü yeteneği ve bağımsız ruhuyla kendi yolunu buldu. Henüz yirmi yaşındayken yaptığı suluboyalar, New York’taki bir galeride sergilendi ve büyük ilgi gördü.
Ancak babasının ölümü Andrew üzerinde derin bir etki bıraktı. Bu olaydan sonra eserleri daha trajik, daha ciddi ve daha hüzünlü bir tona büründü. Kendi sözleriyle, babasının ölümü ona sanatını icra etmek için bir gerekçe sağlamıştı.

1939’da Wyeth, 22. yaş günü için eski bir sanatçı arkadaşıyla buluşmak üzere Maine’e gitmeye karar verdi. Arkadaşının evini ziyaret ederken, yalnızca on ay sonra evleneceği Betsy James ile tanıştı. Daha sonra ikili, eski arkadaşlarını ziyaret etmeyi sürdürdü. Wyeth burada, gelecekte komşusu ve yakın dostu olacak Alvaro Olson ile onun kız kardeşi Anna Christina Olson’la tanıştı.
Andrew Wyeth kısa sürede Olson kardeşlerle son derece yakınlaştı, zamanının çoğunu onlarla geçirmeye başladı. Andrew Wyeth, hem Christina hem de Alvaro Olson ile çok yakın arkadaş kaldı, hatta eşi Betsy ile yanlarındaki bir eve taşındı. 1937’den 1960’lara kadar Olson’ın çiftliğinde yaklaşık 300 resim yaptı. Wyeth’in favori konusu Christina Olson’du.
Christina’nın Dünyası Neyi Anlatmaya Çalışıyor?
Christina, hareket kabiliyetini giderek azaltan bir kas hastalığına sahipti. O dönemde belden aşağısı felçliydi ve yalnızca kollarının gücüyle hareket edebiliyordu. Resme konu olan gün, odasını süslemek için topladığı çiçeklerle eve dönmeye çalışıyordu. Onun yaşama kararlılığı, Wyeth’e Christina’nın Dünyası için ilham verdi.
Tabloya baktığımızda genç bir kız görürüz; oysa Christina, resim yapıldığında 55 yaşındaydı. Üstelik bu poz onu zorlayacağı için Wyeth’in eşi Betsy James modellik yapmıştı. Resimde Christina’ya ait olan yalnızca elleri ve kollarıydı.

Wyeth resmi bitirdiğinde büyük bir yorgunluk ve tükenmişlik hissetti. Eseri Olsonların evinde bir duvara astı; fakat kimse ona dikkat etmedi. Hatta eşi bile resmi beğenmemişti.
Aylar sonra Wyeth, fazla iki boyutlu bulduğu bu çalışmayı diğer yapıtlarıyla birlikte New York’taki küçük bir galeriye gönderdi. Kısa sürede resim sanat çevrelerinde konuşulmaya başladı; herkes onu görmeye geliyordu. İki hafta sonra eser, Metropolitan Sanat Müzesi tarafından satın alındı.
Kısa sürede Christina’nın Dünyası, müzenin en çok ilgi gören yapıtlarından biri oldu. Bugünkü değeri milyonlarla ifade ediliyor. Bu başarı geldiğinde Andrew henüz otuz bir yaşındaydı. İki yıl sonra ciddi bir enfeksiyon geçirdi ve akciğerlerinden biri alındı. İyileşme sürecinin ardından, 1960-1970 yılları arasında yakın çevresindeki iki aileyi konu alan resimler yapmaya başladı.

Andrew Wyeth’in Son Dönemi
Yetmiş yılı aşan sanat kariyeri boyunca Andrew Wyeth hem çok sevildi hem de çok tartışıldı. Buna rağmen, yaşayan sanatçılar arasında en çok ilgi gören isimlerden biri oldu.
Wyeth her zaman kendini aşmaya çalıştı ve zor olanı seçti. Yapıtlarında, yağlıboyadan önce Orta Çağ ressamlarının kullandığı tempera tekniğini tercih ediyordu. Yumurta sarısıyla karıştırılan pigmentlerden elde edilen bu boya, zahmetli bir yöntemdi. Ona bu tekniğin gece resimlerine uygun olmadığı söylendiğinde, ilk iş olarak bir gece resmi yaptı.
Eleştirilere ve görmezden gelinmelere rağmen, resim yapmayı ve kendini yenilemeyi hiç bırakmadı. Uykusunda öldüğü güne kadar üretmeye devam etti.

Andrew Wyeth, kaderin bir cilvesi olarak Christina’nın Dünyası’nı yaptığı noktaya gömüldü. Mezar taşında ise kendisini tanımlayan hiçbir sıfat yer almaz.
İleri okumalar için:
- The Story Behind ‘Christina’s World’ by Andrew Wyeth; yayınlanma tarihi: 8 Ağustos 2019; Bağlantı: https://www.thoughtco.com
- How Andrew Wyeth Made A Painting; yayınlanma tarihi: 12 Aralık 2019; Bağlantı: https://www.youtube.com/
Matematiksel



