Anasayfa » EĞİTİM ÜZERİNE » Bir İdeal Öğretmen Hakkında…

Bir İdeal Öğretmen Hakkında…

1880li yıllarda Moskova Üniversitesi’nde yıldız gibi parlayan bir matematik profesörü vardı: Raçinski

Profesör Raçinski, öğrencileri tarafından sevilen bir kişiydi. Dersleri kuru ve cansız sözlerden ibaret değildi. Öğretmenlik işinde Raçinski, gerçekten bir sanatkardı. Öğrenciler, yalnız onun öğrettiği bilgilerden yararlanmakla kalmaz, onun aklının ve muhakemesinin berraklığından, fikirlerinin derinliğinden, ispatlarının kuvvetlerinden de zevk duyarlardı.

Bu genç profesör,  o herkesin imrenerek baktığı konumundan birgün istifa etme kararı aldı. Amacı doğduğu Tatevo Köyüne gidip öğretmenlik yapmaktı. O, halkın keşfedilmemiş hazineleri bulup çıkartıp, parlatmak istiyordu.

Kararı hoş karşılanmamıştı elbette. Onun şan, şöhret ve mevkiyi terk edişi bir aptallıktı ve bu macera en fazla birkaç yıl sürüp biterdi bir çok kişiye göre.

Raçinski verdiği cevap ise çok basitti…

-“Arkadaşlar, yanılıyorsunuz! Memleketimizdeki okulların sayısı pek azdır. Nerede bir okul var ise, orada iyi bir öğretmen yoktur. Bu okullara devam eden çocuklar şayet bir şeyler öğrenmişlerse, onu da papağan gibi ezberleyerek öğrenmişlerdir. Öğretmenler, okullarda halka doğru gidiş tarzını, hayatı iyi kullanış yollarını öğretmiyorlar; milletin ruhunda gizli kalmış olan istidatları uyandırmıyorlar.

Toprağın içinde zengin petrol madenleri vardır. Birtakım gayretli insanlar, onu yeryüzüne çıkarmak için ümit ve inatla çalışarak derin kuyular açarlar.

İyi bir öğretim gören adamların her biri, millet için bir fener olmalıdır. Her bir fener de, ister dar bir sokağa, ister bir meydanlığa veyahut kasaba dışına dikilmiş olsun. Mutlaka bulunduğu yeri aydınlatmalıdır.”

Raçinski köyüne döner. Gerçek amacı, hiçbir kimse tarafından tam anlaşılamadan Tatevo köyünde başlar öğretmenliğe.

Okula gelmeye başlayan öğrenciler, daha ilk günde, öğretmen masasının temizlendiğini fark ederler. Masanın üstüne temiz, beyaz bir bez örtülmüş, bir köşesine de bir çiçek saksısı konulmuştur. Raçinski’nin sınıfı, birleştirilmiş bir sınıf olup bütün öğrenciler bir arada ders yapmaktadırlar.

Raçinski kürsüsünün başına geçer ve çekmeceden toprak parçası gibi kuru, kara bir şey çıkarır. Raçinski, bu sert şeyi çocukların eline verir. İçlerinden biri:

-“Öğretmenim, bu şey demir gibi ağır bir şey.”

-Raçinski: Evet, pek güzel buldun. Bu şey demirdir. İnsanlar bunu bu haliyle maden kuyularından çıkarırlar. Sonra onu eriterek temizlerler. Buğday tanelerinden un, undan ekmek yaptıkları gibi, ham demiri de temizleyerek ondan çivi, balta, pulluk, gibi şeyler yaparlar.

Öğretmen, demir madenini çekmecenin içine sakladıktan sonra, şunları söyler:

-“Çocuklar, bakınız, şimdi ne çıkacak? Bir, iki, üç, ” diyerek tenekeden yapılmış bir kuş çıkarır. Bu oyuncağın yayını kurduktan sonra, onu masanın üstüne bırakır. Oyuncak yürümeye ve kuş gibi ses çıkarmaya başlar. Bunun üzerine bütün çocuklar masasının etrafına yığılırlar. Öğrenciler, oyuncağı yeter derecede seyrettikten sonra öğretmen, onları yerlerine oturtarak, şöyle der:

-“İşte, şimdi şurada gördüğünüz oyuncak kuş, bundan önce size gösterdiğim ham demir madeninden yapılmıştır. O kupkuru bir taş parçası, şimdi bir kuş olmuş yürüyor ve ötüyor. Birtakım insanlar, işte böyle ham maddeleri alırlar; onları temizlerler ve işlerler. Onlardan yalnız böyle oyuncaklar değil, faydalı işlere yarayacak aletler, çabuk iş gören makineler, denizde yüzen vapurlar yaparlar. Başka birtakım insanlar da, toprağa gübre katarak onu işlerler. İyi ve bol mahsul alırlar. İşte bu saksıda gördüğünüz çiçek gibi güzel çiçekler de yetiştirirler.”

Raçinski bundan sonra, insanların nasıl keşifler yaptıklarını anlatır. Kumdan cam, maden kömüründen boya yapıldığını söyler. Bunları keşfedebilmek için insanların okullarda nasıl okuduklarını, laboratuvarlarda ve fabrikalarda nasıl çalıştıklarını anlatır. Çocuklar anlatılanları, tatlı bir masal dinler gibi dinlerler. Hayal alemine dalarlar. Bunun üzerine Raçinski onlara:

-“Haydi, şimdi dışarıya çıkınız. Biraz koşunuz.” der. Bunun üzerine öğrenciler hep bir ağızdan:

-“Öğretmen biraz daha anlatınız. Biz koşmak istemiyoruz, ” diye yalvarmaya başlarlar. Bunun üzerine öğretmen Raçinski:

-“Öyle ise, hep beraber temiz havaya, güneşe çıkalım”

Hep birlikte dışarıya çıkarlar. Raçinski, kapının basamaklarının kenarına oturur. Çocuklar da etrafını sarar. İnsanların bataklıkları nasıl kuruttuklarını, kurak ve çorak yerlere kanallar vasıtasıyla nasıl su getirdiklerini ve bu sayede oralarda nasıl güzel bağlar bahçeler, çayırlar ve verimli tarlalar yaptıklarını anlatmaya başlar onlara.

-“Küçük dostlarım, siz birer çiçeksiniz. Fakat siz, hem birer çiçek, hem de birer bahçıvan olabilirsiniz. İleride siz de, yetişkin birer erkek veya kadın olacaksınız. O zaman siz, büyük anneleriniz, dedeleriniz, anneleriniz, babalarınız gibi yaşamaktan vazgeçersiniz. Köylerde kadınlarınız medeni birer köylü, kasabalara gidenleriniz medeni birer kasabalı olur. İleride çocuk sahibi olursunuz. O zaman çocuklarınıza da medeni bir terbiye verebilirsiniz. Bu sayede köyde yavaş yavaş temiz ve medeni bir hayat başlamış olur.”

Çocuklar o gün öğleye kadar şevkle çalışırlar ve okulun etrafını tertemiz bir hale getirirler.

-“Temizlik, medeniyet için en ziyade lazım olan bir şeydir. Temiz olmayan bir millet, medeni sayılmaz. Şimdi evlerinize gidiniz. Orada daha şimdiden temizlik yapmaya başlayınız! Burada siz benim yardımcılarım olacaksınız. Ben sizinle birlikte bu köyde temiz ve medeni bir hayatın temellerini kuracağım.

Raçinski, bu ıssız köyde 1800’li yılların son çeyreğinden, 1890’lerin başlarına kadar 10 yıl çalışır. Her teşebbüsünde, her zaman başarılı olamaz elbette sonunda kemikleşmiş bir sistemi değiştirmek kolay değildir.

Ancak onun elde ettiği sonuçlardan duyduğu haz, çektiği sıkıntılardan daha fazladır. Okuttuğu öğrencilerin değişimlerini gördükçe, sevinci bir kat daha artar.  

Raçinski, öğretmenliğinin ilk senelerinde zekalarıyla kendisini hayrete düşüren bir kaç çocuğa tesadüf eder.

ideal öğretmen

Bunlardan biri Bogdanof Bielski adlı bir çocuktur. Bu çocuk, köy okulunda okurken arkadaşlarının resimlerini yapar. Fakat bu resimler, Güzel Sanatlar Akademisine devam ederek epeyce ilerlemiş olan öğrencilerin yaptıkları resimler derecesinde mükemmeldir. Bielski, köy okulundan sonra kasabaya giderek liseyi bitirir. Sonra da Petersburg’daki Güzel Sanatlar Akademisinde tahsilini birincilikle tamamlar. Bielski, Rusya’nın en büyük ressamlarından biri olur. Yapmış olduğu tablolar, Moskova ve Leningrad resim müzelerinin en kıymetli yağlı boya resimlerindendir.

Bu çocukların ikincisi, Bogdanof Zabolotni adlı çocuktur. Onun da kimya dalındaki istidadı göze çarpar. Bogdanof, okulunu bitirdikten sonra, köyde babasının yanında kalır. Öğretmenin kılavuzluğu ve nezareti altında dört yıl çalıştıktan sonra Moskova’ya gider. Oradaki liselerin birinde, parlak bir bakalorya sınavı verir. Bu genç, on dokuz yaşında tahsilini bitirir. Bogdanof Zaboltni, Pasteur’ün meşhur enstitüsünde pek sevilen bir öğrenci olur.

Raçinski’nin on yıl süren köy öğretmenliği zamanında yetişen gençler Moskova ve Petersburg Üniversitelerinde “Tatevolular” unvanıyla şöhret kazanırlar. Tatevolular arasından birçok mühendis, makineci ve doktor çıkar.

Profesör Raçinski’nin fedakarlık ve umutla yola çıkışı; uğraşı, yaşadıkları ” İdeal Öğretmen” adlı kitapta Grigory Petrov’un tarafından kaleme alınmıştır. Aynı zamanda Beyaz Zambaklar Ülkesi’nin de yazarı olan  Petrov’un bu kısacık eseri sadece öğretmenlere değil herkese hitap edebilecek bir eser ve çıkartılması gereken çok dersler barındırmakta.

Sibel Çağlar

Matematiksel

Paylaşmak Güzeldir

Yazıyı Hazırlayan: Sibel Çağlar

Avatar
Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir Yorum

  1. Avatar

    Sibel Çağlar, siz ne enfes insansınız kuzum. Konunun kendisi kadar, kullandığınız Türkçe’deki lezzet doyurdu dimağımı, damağımı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.