EĞİTİM

Bir Adım Geride Kalma: Göreceli Yaş Etkisi

Doğduğunuz ayın üzerinizdeki etkisi nedir? Durun hemen eleştirmeye başlamayın, astrolojik anlamda sormuyoruz bu soruyu. Aslında amacımız göreceli yaş etkisi olarak bilinen bir fenomenden bahsetmek sizlere…

Göreceli yaş etkisi, akademik yılın başında doğanların, daha sonra doğanlardan daha yüksek bir performans sergileme eğiliminde olduklarını tanımlamak için kullanılan bir terimdir.

Göreceli yaş etkisi kavramına göre, aynı sınıfta bulunan çocuklardan ayca en büyük olanlar avantajlı, ayca en küçük olanlar da dezavantajlıdır.

Örneğin, iki farklı beş yaşındaki çocuğu düşünün. Akademik yılın yeni yıl ile başladığı bir ülkede, biri Ocak ayında diğeri ise Aralık ayında doğmuş olsun. Bu iki çocukta sonuçta aynı yılda doğdukları için aynı yaşta okula başlayacaklar ve aynı eğitime tabi tutulacaklardır.

Ancak Ocak ayında doğmuş olan çocuk neredeyse % 20 daha büyüktür. Bu ise onun, dışarıdan daha akıllı, daha gelişmiş veya daha “doğal yetenekli” olarak görünmesine neden olacaktır oysa ki gerçekte olan sadece daha yaşlı olmasıdır.

Göreceli yaş etkisi ilk olarak 1980’lerin ortalarında Roger Barnsley adlı Kanadalı bir psikolog tarafından ortaya atılmıştır.

Göreceli Yaş Etkisinin Sonuçları

Aynı yaş grubundaki çocukların olgunlaşma ve deneyim seviyelerinin benzer olduğu, bu nedenle birlikte eğitilebilecekleri varsayımına dayalı olarak, belli bir kesim tarihini esas alıp öğrencileri sınıflara ayırmak, çocuğun ilkokul birinci sınıfa aynı zamanda başlayarak, aynı sınıfta öğrenim görmesiyle sonuçlanabilmektedir.

Türkiye’de ise Eylül ayında 69. ayını tamamlayan çocuklar okula başlatılabilmektedir. 66 – 67 – 68 ayını tamamlayan çocuklarda eğer velileri isterlerse birinci sınıfa kaydettirebilir. 

İşte bu noktada durum araştırmalara bir göz atmak gerekebilir…

Bu konu üzerine yapılan bir araştırma da ekonomist Kelly Bedard ve Elizabeth Dhuey, TIMSS (Trends in International Mathematics and Science Study, dünyada birçok ülkede çocuklara dört yılda bir uygulanan matematik ve fen testleri) olarak adlandırılan testlerin sonuçlarıyla çocukların doğdukları aylar arasındaki ilişkiyi incelemişler.

Dördüncü sınıf öğrencileri arasında, yaşça en büyük çocukların aldığı sonuçların en küçüklere göre 100 üzerinden 4 ila 12 puan daha iyi olduğu ortaya çıkmış devamında. Bu bir çocuğun 100 üzerinden 80 alırken küçük olanın 68 alması anlamına gelir.

İkili aynı analizi daha sonra ileri yaş grubu öğrenciler arasında bir kere daha tekrarladıklarında da benzer sonuca ulaşmışlar. Yaşça en küçük gruba dahil olan öğrenciler ortalamanın yaklaşık yüzde 11,6 altında çıkmış.

Bundan anlamamız gereken başlangıçtaki o farkın zamanla yok olmadığı, varlığını koruduğu oluyor. Ve o ilk dezavantaj binlerce öğrenci için üniversiteye gitmekle gitmemek arasındaki fark anlamına geliyordu.

2019 yılında yapılan bir başka araştırmada ise yine göreceli yaş etkisinin üniversiteye giriş üzerindeki etkisi araştırılmış ve benzer çarpıcı sonuçlara rastlanmış.

Aslında bir çok eğitimcinin zaten gözlemlediği bu etkinin olası başarı ya da başarısızlık durumlarını düşünmek endişe verici. En azından öğretmenlerin bu etkinin farkında olması ve herhangi bir seçim yapma söz konusu olduğunda daha küçük yaşta olanların dezavantajlı durumunu ortadan kaldırmak adına önlemler alması önemli.

Kısacası yılın başlarında doğmuş bir çocuğun sonlarında doğmuş bir çocuğun karşısında başlangıçta sahip olduğu küçük avantaj hayatı boyunca artarak devam ediyor. Bu da çocukları yıllarca uzayıp giden başarı ve başarısızlık, teşvik etme ve cesaret kırma modelleri içine hapsediyor.

Bu noktada eğitimcilere çok iş düşüyor…

İleri Okumalar:

“Göreceli Yaş Etkisi Dikkat Eksikliği / Hiperaktif Davranış Riskini
Artırıyor mu?”, https://pdfs.semanticscholar.org/2a61/b74eba328a09255db422923877e6c0c4fcb5.pdf

https://blog.innerdrive.co.uk/relative-age-effect

Matematiksel

Paylaşmak Güzeldir

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı