Bilim Yardımı İle Arkeolojik Gizemleri Çözmek Mümkün

Torino Kefeni olayı, çağdaş bilimsel yöntemlerin arkeolojik problemleri nasıl çözebildiğini açıkça göstermektedir.

Vatikan 1988’de İsviçre’deki, İngiltere’deki ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki üç laboratuvarın Torino Kefeni’nden (İsa’nın kefeni olduğu rivayet edilen dinsel kalıntı) küçük parçalar almasına izin verdi. Amaç karbon-14’le tarihleme yöntemi (radyokarbonla tarihleme yöntemi de denir) adı verilen bir tarih saptama yöntemini kullanarak kefenin yaşını tespit etmekti.

1578’den beri İtalya’nın Torino kentinde saklanan keten kefen bezinin üstünde güya sakallı bir adamın önden ve arkadan çok net bir izi vardı. Kefenin üzerindeki izlerin diken tacın ve çeşitli berelerin yanı sıra, İsa’nın çarmıha gerilişinin damgası olduğu ileri sürülen yaraların izleri olduğu söyleniyordu.

1970’lerde yapılan deneylerden bunların boyayla mı yapıldığı, yoksa yanık veya başka şeylerin izi mi olduklarına ilişkin tam bir sonuç alınamamıştı. Son yıllarda iyice geliştirilen ve giderek daha kesin sonuçlar veren karbon-l4’le tarihleme yönteminin, bezin yaşının kesin olarak hesaplanmasını sağlayacağı düşünülüyordu.

Acaba kefen gerçekten de İsa’nın izlerini taşımak için olması gereken yaşta, yani iki bin yaşında mıydı?

Üç laboratuvarın sonuçlarının aynı çıkması dikkat çekiciydi: Torino kefeni MS 1260 ile 1390 yılları arasındaki bir tarihte yapılmıştı. Roma Katolik Kilisesi verileri kabul etti.

Konu ile ilgili tartışmalar halen devam etse de Karbon-l4’le tarihleme yöntemi sayesinde kefenin İsa ile hiçbir ilişkisi olamayacağını biliyoruz.

Karbon 14’le tarihleme yöntemi şu ilkeye dayanır: Canlı organizmalar dokularındaki büyük miktarda sıradan, radyoaktif olmayan karbona (karbon-12) ek olarak, az ama yine de ölçülebilir miktarda, kendiliğinden radyoaktif karbon da (karbon-14) biriktirirler. Bütün canlılardaki karbonun esas kaynağı ise atmosferdeki karbondioksittir. Atmosferde bulunan karbondioksitteki karbon-l2 ‘nin karbon-14’e oranı temelde hep sabit kalır.

Her karbon-14 atomu sonunda mutlaka bozunup radyoaktivitesini kaybettiği halde, havadaki bir kısım azotun kozmik ışınların ürettiği nötronlarca bombardımana tutularak karbon-14’e dönüştürüldüğü nükleer tepkimeler sayesinde, atmosferdeki karbon-14 atomları bir yandan da sürekli yenilenirler.

Canlı organizmalar öldükten sonra artık atmosferden yeni karbondioksit soğurmazlar. Dolayısıyla bir hayvan, bitki veya bakteri ölüsündeki karbon-14 bozunarak yıllar içinde giderek azalırken, radyoaktif olmayan karbon-12’nin miktarı organizmanın öldüğü tarihte olduğu gibi kalır.

Başka bir deyişle, organizmanın ölümünü izleyen zaman dilimi uzadıkça karbon 14’ün karbon-12’ye oranı düşer. Karbon-14 düzeyinin yarıya düşebilmesi için gereken zamanın 5730 yıl olduğu biliniyor. Yani karbon-l4’ün karbon-12’ye oranı 5730 yılda başlangıçtaki (ölüm anındaki) değerinin yarısına iniyor. Bu sayede ölü bir organizmadaki karbon-14’ün karbon 12’ye oranı belirlenerek ölüm tarihi yaklaşık olarak hesaplanabiliyor.

Karbon-14’le tarihleme yöntemi arkeolojide ve jeolojide yaygın olarak kullanılmaktadır. Ahşap, odun kömürü, bez (Torino Kefeni’nin keteni gibi), kemik, kabuk, hayvan ve bitki dokuları gibi bir zamanlar canlı olan herhangi bir maddeye bu yöntem uygulanabilir.

Karbon-14’le tarihleme yöntemi, yirminci yüzyılda radyoaktivite üzerine öğrenilenler sonucu ortaya çıkan pek çok uygulama alanından yalnızca biridir. Temel biyoloji, tıp ve kimya araştırmaları bu bilgilerden inanılmaz ölçüde yararlanmış, uygulamalı tıp da aynı şekilde payını almıştır.

Bu arada Torino Kefeni ile ilgili daha fazla bilgiye sahip olmak isterseniz aşağıdaki videoyu da izleyebilirsiniz.

Kaynak: Frank Ashall – Olağanüstü Buluşlar, syf: 47,48

Matematiksel

Paylaşmak Güzeldir

Yazıyı Hazırlayan: Sibel Çağlar

Avatar
Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bunlara da Göz Atın!

Haberleri Bir Bilim İnsanı Gibi Nasıl Okuyabiliriz?

Günlük basılı yayın okumalarımızda veya sosyal medya aracılığıyla çok çeşitli iddialar ile karşılaşıyoruz. Peki bu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.