Braille Alfabesi Ve Mucidi Louis Braille’in Trajik Öyküsü

Yaşınız 40’ın üzerindeyse ya da hala oyun oynama fırsatı yakalayan şanslı kişilerdenseniz körebe oyununu bilirsiniz. Bu oyunda bir oyuncunun gözleri mendil veya eşarp gibi bir malzemeyle bağlanır ve etrafını göremez hale gelir. Sonrasında diğer oyuncular onun etrafında dolaşır ve ona dokunurlar. Körebe onları yakalamaya çalışır.

Körebe bir çocuk için eğlenceli bir oyundur. Ama ne yazık ki hayatları sonsuza dek karanlığa gömülen ve her gün heyecan için değil, hayatta kalmak için bu oyunu oynamak zorunda kalan milyonlarca insan vardır. Daha da kötüsü görme duyularını kaybettikleri için, okuma ve yazma, dolayısıyla eğitim sorunları yaşamaları onları daha da savunmasız bir hale getirmektedir.

Aslına bakarsanız yaklaşık 200 yıl öncesine kadar tüm bu talihsiz milyonların görme engellerini acımasız bir kader olarak kabul etmekten başka seçeneği yoktu. Ancak bu insanların kaderleri bir kişinin çabası sayesinde değişecekti.

Çok genç yaşta bir kaza sonucu kör olan bu adam, tüm hayatını körler için benzersiz bir okuma ve yazma sistemi geliştirmeye adadı ve sonucunda milyonlarca insanın hayatını değiştirdi. Bahsettiğimiz kişi Louis Braille ve görme engeli olan sayısız insanın hayatını değiştiren buluşu dokunsal bir okuma ve yazma sistemi olan Körler alfabesi diğer adıyla Braille alfabesi idi.

Louis Braille Kimdir?

Talihsiz bir olay hayatını değiştirdiğinde Louis üç yaşına yeni basmıştı. Kader gününde, Napolyon’un Rusya’yı işgal ettiği haberi yayıldığında, Louis’in babası, konu hakkında bilgi toplamak için ayakkabı atölyesini gözetimsiz bıraktı. Küçük Louis ne yazık ki bu fırsatı kaçırmadı ve odaya girip aletlerle oynamaya başladı. Ancak bu esnada yaşadığı bir kaza sonucunda sol gözünü kaybetti. Sonrasında oluşan enfeksiyon neticesinde 5 yaşındayken diğer gözünü de kaybedecekti.

 Louis’in ailesi ona tam destek verdi ve onu normal bir şekilde yetiştirmek için büyük çaba sarf etti.  Louis’in görme engelinin üstesinden gelme kararlılığı muazzamdı ve rahat ve huzurlu bir şekilde büyüdü. Trajik olay ve müteakip görme kaybı, Louis’in genç zekasının ilerlemesini engellemedi.

İlk olarak bir köy okuluna gitti. On yaşına kadar da burada okudu. Okul öğretmeni Antoine Becheret ve Louis Braille’i iyi tanıyordu ve burs için zengin bir asilzadeye başvurdu. Sonunda asilzade Marquis Dwellers, Louis Braille’yi Paris’teki bir körler okuluna yerleştirmeyi kabul etti.

Okulun kurucusu olan Valentin Hauy, körler için bir okuma sistemi tasarlamıştı. Kitaplar, okuyucuların parmaklarını satırda gezdirip kitabın ne anlatmak istediğini yavaş yavaş anlamaları için kabartma Latin harfleriyle hazırlanmıştı.

Ancak bu kitaplar hem çok pahalıydı hem de takip edilmeleri kolay değildi. Ayrıca bu kitaplar görme sorunu olanların okumasını sağlasa da yazmasına bir katkıda bulunmuyordu. Louis Braille, kör bir kişinin kelimeleri gören biri kadar hızlı okumasının daha iyi bir yolu olması gerektiğini düşündü. Valentin Hauy’un ölümünün ardından gelen yeni müdürde kendisi ile aynı fikirdeydi. Ayrıca kendisi Charles Barbier de la Serre hakkında da bilgi sahibiydi.

Braille Alfabesinin Doğuşu

Charles Barbier de la Serre, Napolyon ordusunda albay olarak görev yapıyordu. Görevi boyunca, ordunun birçok zaferine ve bir dolu da yenilgisine tanık oldu. Bu yenilgilerden birinin nedeni, Fransız ordusunun, komutanlarından gelen bir mesajı gece lambası yardımıyla okumaya çalışırken, yerlerini düşman ordusuna belli etmesiydi.

 Napolyon, Barbier’den, askerlerin, gelen mesajları gece ışık gerektirmeden okuyabilecekleri bir sistem geliştirmesini istedi. Barbier, “gece yazısı” adını verdiği, kullanımı karmaşık bir sistem geliştirdi. Geliştirdiği sistem oldukça karmaşıktı. Bunun için orduda hiçbir zaman kullanılmadı.

Barbier, geliştirdiği sistemin orduda işe yaramasa da insanlara yardımcı olacağına karar verecekti. Bununla birlikte, kullanımı konusunda çok sayıda insanı eğitmek, öğretimi kolaylaştırmak ve düzenli uygulamayı teşvik etmek için okul benzeri bir ortama ihtiyacı vardı. Bu nedenle, 1821’de, Louis Braille’in eğitim aldığı okula başvurdu. 

Barbier’in sisteminde sorunlar vardı. Noktalama işaretleri, matematiksel veya müzik notalarını temsil edebilecek semboller yoktu. En önemlisi, hücrelerin boyutu ve tanımlanması gereken iç noktaların çokluğu, okumayı zahmetli yapıyordu.

Barbier sistemi tanıştığında Louis Braille yaklaşık on iki yaşındaydı. Louis, Barbier’in sistemi geliştirmek için bazı önerileri vardı. Louis zamanını denemelere ve çeşitli araçlarla deneyler yapmaya ayırmaya karar verdi. Üç yıllık araştırma ve deneylerden sonra, Louis 16 yaşında kendi okuma ve yazma yöntemini buldu. 

Louis Braille, 1820 ve 1825 yılları arasında akademik başarılarından dolayı sayısız ödül aldı. Eğitim aldığı okulda daha sonraları öğretmenlik de yapan Braille geliştirdiği alfabeye uygun kitaplar da yazdı. Braille alfabesine uygun olarak yazılan ilk kitap 1827 yılında basılacaktı.

Louis Braille, geliştirdiği alfabenin geniş çaplı kullanımına tanık olamadı. Braille alfabesi, mucidin 43 yaşında tüberküloz nedeniyle hayatını kaybetmesinden sonra dünya genelinde yaygınlaşmaya başladı.

Braille Alfabesi Nedir?

Alfabe, iki kolon taşıyan dikdörtgen düzen üzerine dizili altı kabartılı noktadan oluşmaktadır. Her iki kolonda üçer nokta bulunur. Noktalardan her biri altmış dört farklı kombinasyondan birini oluşturması için farklı şekillerde dizilir.

Braille alfabesi, Derece 1 ve Derece 2 olmak üzere iki farklı kodlama tekniğine sahiptir. Derece 1 Braille alfabesinde metin, harf harf Braille alfabesi karakterlerine dönüştürülürken Derece 2 Braille alfabesinde çeşitli kısaltmalar ve daraltmalar kullanılmaktadır. Bu sayede daha uzun metinlerin daha hızlı bir şekilde çevrilmesi, yazılabilmesi ve okunabilmesi amaçlanmıştır.

Braille, evrensel olarak görme engelli bireylerin yazma ve okuma tekniği olarak kabul görmüştür. Bunun en önemli nedenlerinden biri Braille’in görme engelli bireylere okuma ve yazmada bağımsız olma fırsatı veren ve bu iki işlevi etkileşimli bir şekilde gerçekleştirebilmelerine olanak sağlayan tek sistem olmasıdır. Braille alfabesinin verimi ve etkisi sayesinde neredeyse her yazılı dil, bu alfabeyi kendine uyarlamıştır.

Braille alfabesi işaret dili gibi her dilde tamamıyla farklı değildir. Daha çok her dilin fonetik özelliklerine göre adapte edilmiş ve semboller eklenmiş veya çıkartılmıştır. Braille alfabesi ilk olarak Fransızca’da ortaya çıktığı için Fransızca’daki aksan harflerini gösterdiği gibi zamanla diğer dillerde olan semboller eklenerek Türkçede de Ö, Ü, Ğ, Ç, Ş seslerini göstermek için yeni semboller oluşturulmuştur.

Henüz bilgisayarların ve yeterli teknolojinin bulunmadığı dönemlerde kabartma harfler, sivri uçlu özel kalem ve tabletler veya Braille daktilolar ile yazılmaktaydı. 1980’li yılların ardından özellikle bilgisayar ve yazıcı teknolojisinin gelişmesi ve yaygınlaşmasıyla birlikte kabartma harfli kitapların basılması ve kopyalanması kolaylaşmıştır.



Kaynaklar ve ileri okumalar


Dip Not:

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.
Başa dön tuşu