Tarih

Atalarımız Belki de Bizim Gibi Uyumuyordu

Günümüzde giderek artan sayıda insan geceleri uykuya dalmakta ve kesintisiz bir uyku sürdürmekte sıkıntılar yaşıyor. Gece uyanmaları ve tekrar uykuya kolay dalamama bir çok kişi için sinir bozucu olsa da yakın geçmişimize göz attığımızda bu durumun aslında insanlığın normallerinden biri olduğunu görüyoruz. Belki büyükbabanız sizin gibi uyudu veya büyük büyükbabanız da. Ama ya ondan öncesi. 1800’lü yıllara geri gitme şansınız olsa, insanların çok farklı bir uyku düzenine sahip olduklarını görecekseniz. Belki de bugün düşündüğümüzde bize çok garip gelecek bir alışkanlığa.

Virginia Tech Üniversitesinden tarihçi Roger Ekirch, yazdığı “At Day’s Close: Night in Times Past” (Gün Batarken: Geçmiş Zamanlarda Gece) adlı kitabında ilk olarak bahsetti bizlere “iki blok halinde uyku” kavramından. Homeros’un Odysseia‘sından, Nijerya’daki modern kabileler üzerindeki antropolojik incelemelere kadar çok çeşitli edebî ve bilimsel eseri, günceleri, mahkeme tutanaklarını elden geçiren Ekirch, 500’ü aşkın yerde bölünmüş uyku düzeninden söz edildiğini görmüştü.

Bölünmüş Uyku Düzeni

Araştırmasına göre insanlar bir zamanlar şimdi olduğu gibi 8 saat uyumuyorlardı. Bunun yerine gün batımından hemen sonra 2-3 saatlik bir uykuya yatıyorlar, ardından 2-3 saat uyanık kalıyorlar sonrasında gene uykuya yatıp sabah kadar uyuyorlardı. Sanılanın aksine bu uyku düzeni sadece bir kaç kişi tarafından değil tüm toplum tarafından normal kabul ediliyordu. Bu iki uyku arasındaki uyanıklık döneminde dikiş dikmek, odun kesmek veya okumak gibi faaliyetlerde bulunuyor yani rutin hayatlarına devam ediyorlardı.

Roger Ekirch, Jan Saenredam’ın 1595 tarihli bu gravürünün gece meydana gelen hareketliliğin kanıtı olduğunu söylüyor.

Tarihçi Roger Ekirch, “birinci ve ikinci uyku”ya ilişkin göndermelerin 17. yüzyılın sonlarında kaybolmaya başladığını saptamış. Kuzey Avrupa’daki kentli sınıflarda gözlenen bu değişim, daha sonraki 200 yıl boyunca tüm Batı toplumlarına yayılmış. 1920’lerle birlikte tamamen insanın sosyal bilincinden çıkmış. Ekirch, ilk değişimi sokak ışıklandırmasındaki gelişmelere, ev içinde aydınlatmanın başlamasına ve bazıları sabahlara kadar açık kalan kahvehanelerin yayılmasına bağlıyor. Toplumda değişen tutuma ilişkin güçlü ipuçlarından biri, 1829’dan kalma bir tıp dergisi. Dergide, anne babalara, çocuklarını “birinci ve ikinci uyku düzeni”nden çıkmaya zorlamaları tavsiye ediliyor. Çocukların, bir hastalıkları yoksa, ilk uykularından sonra yeniden uykuya dalmalarına gerek olmadığı vurgulanıyor.

8 Saat Uyku Düzeni

Günümüzde çoğu insan günde 8 saat uyumaya alışmış görünüyor. Ama Roger Ekirch, uykuyla bağlantılı pekçok sorunun, insan vücudunun doğal olarak bölümler halinde uyumayı tercih etmesinden ve her yerde suni ışık bulunmasından kaynaklandığını düşünüyor. İlginç bir şekilde, 19. yüzyılın sonlarında literatürde uykusuzluğunun ortaya çıkışı, bölünmüş uyku alışkanlığının ortadan kalkmaya başladığı döneme denk geliyor. 1990’ların başlarında Thomas Wehr adlı psikiyatr, bir ay boyunca her gün 14 saat süreyle karanlıkta tutulan bir grup insan üzerinde araştırma yürüttü. Amacı bu uyku rutininin tekrar oluşturulup oluşturulamayacağını gözlemlemekti.

Deneklerin uykularının düzene girmesi biraz zaman aldı ama dördüncü haftada tüm deneklerde belli bir uyku düzeni oluşmuştu. Önce dört saat uyuyorlar, sonra bir iki saatliğine uyanıyorlar, ardından ikinci kez dört saatlik uykularına dalıyorlardı. Üstelik arada uyanık oldukları kısmı tamamen stresten arınmış bir süreçti. Uyku uzmanı bilim adamları bu çalışmayı etkileyici bulduysa da, genel olarak benimsenen “kesintisiz 8 saat uyumak şart” inancı pek değişmedi.

Modern toplumdaki bazı bireyler, gün boyunca uykunun arttığı ve üretkenliğin azaldığı uzun bir uyanık kalma döneminin yerine, gün içinde kısa dönemli uyumanın avantajlarını fark etmiş durumda. Ayrıca şekerleme diye tanımladığımız bu tarz uykunun hafıza ve öğrenme için önemli faydaları olduğunu ve ruh halimizi iyileştirdiğini gösteren kanıtlar var. Konuyu bu yazımızda ele almıştık. Daha fazla bilgi edinmek için göz atabilirsiniz.

Araştırmacılar gece uyanıp bir daha uykuya dalamayan insanların yaşadığı sorunun kökeninde bölünmüş uyku alışkanlığımızı kaybetmemiz olduğunu düşünüyor. Sonuçta iki bölüm halinde uyku genlerimize kodlanmış durumda. O halde bu gece, gecenin herhangi bir saatinde uyanıverirseniz, sanayi devriminden önceki insanları düşünün ve sakinleşin. Gece, uyumadan da olsa, bir yatakta sadece yatıyor olmak, size yarar sağlayabilir…

Kaynaklar ve İleri Okumalar:

Matematiksel

Sibel Çağlar

7 yıl Kadıköy Anadolu Lisesinin devamında lisans eğitimimi Marmara Üniversitesi İng. Matematik öğretmenliği üzerine tamamladım. Devamında 20 yıl çeşitli özel eğitim kurumlarında matematik öğretmenliği ve eğitim koordinatörlüğü yaptım. 2015 yılında matematiksel.org web sitesini kurdum. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.