Benjamin Franklin Etkisi: Birinin Sizi Sevmesi İçin Ona Bir İyilik Yaptırın

Her gün hayatımıza onlarca kişi bir biçimde dahil olur. Kaçınılmaz olarak bu kişilerin bazılarını çok bazılarını da az severiz. Peki, pek sevmediğiniz bir kişiye iyilik yapmaya kendinizi zorlandığınızda ne olur? Bu sorunun cevabı aslında ilginç. Anlaşılan iyilik yaptığımız kişilere bir biçimde daha çok bağlanıyoruz. Buna, bu fenomeni keşfeden ilk kişi Benjamin Franklin olduğu için Benjamin Franklin Etkisi denir. Bu etkisi 1969’da bilimsel çalışmalar tarafından da kanıtlanmış ve onaylanmıştır.

Benjamin Franklin Etkisi İle Nasıl Tanıştık?

Benjamin Franklin

Franklin siyasete ilk olarak eyalet genel kurulu katipliği için aday olduğu ve seçimleri kazandığı zaman girdi. İlk döneminde, tüm politikacılar gibi, Franklin de hem çok arkadaş hem de birkaç düşman edindi. Görev süresinin sonunda rakiplerden biri, Franklin’in siyasi kariyerini tehdit etti. Franklin’in yeniden seçilmesine karşı uzun ve sert bir konuşma yaptı. Franklin yine de seçimi kazandı. Ancak buna rağmen, söz konusu kişinin bir düşman yerine bir arkadaş olmasının daha iyi olacağını fark etti.

Aslında bu kişinin kütüphanesinde nadir bulunan ilginç bir kitabın nüshasının olduğunu biliyordu. Aklına bir fikir geldi. Bu kişiye, kitabı bir kaç günlüğüne ödünç alıp alamayacağını soran bir mektup gönderdi. Mektubu alan rakibi ise, bu durumdan son derece memnun bir biçimde kibar bir notla birlikte kitabı hemen gönderdi. Franklin kitabı okudu ve bir hafta sonra bir teşekkür notuyla geri verdi. 

Franklin’in otobiyografisine göre, yasama meclisinin bir sonraki toplantısında, ikisi samimi bir şekilde konuştu. Kitabı ve diğer bazı ortak ilgi alanlarını tartıştılar. Devamında Franklin, kitap ödünç alma tekniğinin başarısını basit bir kurala dayandırdı. “Size bir kez iyilik yapan, onu bir daha hiç zorlamanıza gerek kalmadan bir kez daha yapmaya hazır olacaktır.”

Başka bir deyişle, bir kişinin sizi sevme olasılığını artırmak için size bir iyilik yapmasını sağlayın. Yüz yıl sonra, Rus roman yazarı Leo Tolstoy da aynı fikri şu cümlelerle dile getirdi: “İnsanları bize yaptıkları iyiliklerden dolayı değil, biz onlara iyilik yaptığımızda daha çok severiz.”

Konu İle İlgili Araştırmalar

1960’lı yıllarda, psikologlar Jon Jecker ve David Landy, bu 200 yıllık tekniğin yirminci yüzyılda hâlâ işe yarayıp yaramadığını keşfetmeye karar verdiler. Deneylerinde bir grup öğrenci arasında bir bilgi yarışması düzenlediler. Sonuçta da önemli bir miktar para ödülü vardı. Daha sonra deneyci öğrencilerin 1/3’üne deney için kendi parasını kullandığını ve parasının yetersiz kaldığını açıkladı. “Bana özel bir iyilik olarak, kazandığın parayı iade edebilir misin?” diye sordu.

Aynı talep, deneyci tarafından değil, bölüm sekreteri tarafından farklı bir gruba daha yapıldı. Ancak bu sefer onlara parayı özel bir iyilik olarak değil, bir fona bağış yapmak biçiminde iade edip etmeyecekleri soruldu. Kalan katılımcılardan kazançlarını iade etmeleri hiç istenmedi. Son olarak, tüm katılımcıların deneyciyi değerlendirme amaçlı bir anket doldurmaları gerekiyordu. Anket sonucunda özel bir iyilik yapmaya inandırılan katılımcılar kişiyi daha çekici buldular; kendilerini onun harika bir adam olduğuna ikna ettiler. Diğerlerinde ise tam olarak bu biçimde bir düşünce oluşmamıştı.

Benjamin Franklin Etkisi Neden İşe Yarıyor?

Bilişsel çelişki ya da bilişsel uyumsuzluk, Leon Festinger tarafından ortaya atılmış bir psikoloji bilimi kuramıdır. Bu teoriye göre, iki eylem veya fikir birbiriyle psikolojik olarak tutarlı olmadığında, insanlar tutarlı hale gelene kadar onları değiştirmek için ellerinden geleni yaparlar.

Benjamin Franklin etkisi genellikle bilişsel uyumsuzluk teorisi kullanılarak açıklanır. Aynı anda iki veya daha fazla çelişkili inanca sahip olmak, kişilerin ruhsal rahatsızlık yaşamasına neden olur. Sonucunda bu etki, bu uyumsuzluğu azaltmaya çalışmamızın bir sonucu olarak ortaya çıkar.

Bazı faktörler, birinin Benjamin Franklin etkisini deneyimleme olasılığını etkiler. Öncelikle bu etki, bilişsel çelişkiyi azaltma arzusu tarafından yönlendirildiğinden, uyumsuzluk ne kadar büyükse, kişinin deneyimleme olasılığı o kadar yüksektir. Bu, insanların yardım ettikleri kişiye karşı olumsuz duygulara sahip olduklarında, bu etkiyi yaşama olasılıklarının daha yüksek olduğu anlamına gelir.

Benjamin Franklin etkisini Nasıl Kullanmalıyız?

Bu durumu kullanmanın temel yolu, sizden daha çok hoşlanmalarına neden olacağına inandığınız durumlarda insanlardan bir iyilik istemektir. Bu küçük iyilik elbette, birinden size raftan bir şey vermesini, yemekte tuzu uzatmasını ya da uzman oldukları bir konu hakkındaki fikirlerini paylaşmasını istemek gibi basit şeyler olmalıdır. Bu küçük ve hatta ilgisiz görevlerin her biri, ikiniz arasındaki etkileşim miktarını artıracaktır. Bu da büyük bir bilişsel uyumsuzluk durumuna neden olacaktır. Karşınızdaki kişi kendisi ile çelişecek ve zihinsel kargaşa yaşayacaktır.

Ayrıca ilk adımı atarak onlar için küçük bir iyiliği siz de yapabilirsiniz. İnsanlara yapılan iyilikler, arkadaş canlısı olduğunuzu gösterir. Onlara karşı herhangi bir kötü niyet beslemediğinize dair işaret verir. Başkaları için iyilik yapmak, insanların zihninde daha sempatik olmanızı sağlar. En azından, sizin için sahip oldukları ilk düşmanlıkları etkisiz hale getirir. Ve Benjamin Franklin etkisinin tanımladığı gibi ona iyilik yaparsanız, siz de o kişi hakkında daha olumlu hissetmeye başlarsınız. İyilik dürtünüzü, kendi çıkarları için kullanmak isteyen insanlara karşı bilinçli olmanız dileğiyle…



Kaynaklar ve ileri Okumalar


Dip Not:

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım

Matematiksel

Gamze Dönmez

Okumayı pek çok eyleme tercih eden, araştırmayı, öğrenmeyi, öğretmeyi ve yeniden öğrenmeyi önemseyen, amatör olarak öykü yazarlığı yapan, Türkçeyi çok seven bir ilköğretim matematik öğretmeniyim. Öğrenme psikolojisi, gelişim psikolojisi, olasılık, geometri ve mantık çokça dikkatimi çeken alanlardan. Merak uyandırıp geri çekilmenin merak gidermekten daha değerli olduğunu düşünüyorum. Bilimin, bilmenin ve bilenin gücüne inanıyorum. Paylaşmak güzeldir!
Başa dön tuşu