YAŞAM

Aşı Karşıtlığı – Küresel Sağlığımız Artık Tehdit Altında

Aşı karşıtlığı mücadelesi bilimin sahte bilime karşı savaşı. Aşı karşıtlığı sonucu itibariyle bir sağlık sorunu olsa da aslı itibariyle bir iletişim sorunu.

Bulaşıcı hastalıklardan korunmamızı sağlayan aşılar modern yaşamın nimetlerinden biri. Genel aşılanma programları pek çok bulaşıcı hastalığı engelleyerek hem çocuk ölümlerinin azalmasına hem de beklenen yaşam süresinin uzamasına katkıda bulundu.

Ancak özellikle son yıllarda yaygınlaşan aşı karşıtlığı küresel sağlığı tehdit etmeye başladı. Geçmişi ilk aşının uygulandığı döneme kadar uzanan aşı karşıtı hareketler o zamandan beri tüm dönemlerde var olsa da günümüzün hızlı iletişim araçlarının da etkisiyle bugün sesini çok daha geniş kitlelere duyurup kendine daha çok taraftar bulabiliyor.

Aşı karşıtı eğilimlerin özellikle son yıllarda artmasıyla, gelişmiş ülkeler de dâhil tüm dünyada aşılanma oranlarında azalmalar ve buna bağlı salgınlar görülmeye başlandı.

İlgili tüm mercilerin dikkatle ele alması gereken bu sorun Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından 2019’un en önemli on küresel sağlık sorunu arasında gösterildi.

Aşılanma ile çiçek hastalığı dünya çapında ortadan kaldırıldı. Çocuk felci ve yenidoğan tetanozu hastalıkları dünyanın büyük kısmından elimine edildi. Daha önce yaygın enfeksiyonlar olan difteri, tetanoz, kızamık gibi enfeksiyonlar da nadir vakalarla sınırlandı.

İronik bir şekilde, aşı programlarının bu başarısı çoğu ebeveynin çocuk felci, kızamık ve aşıyla önlenebilen diğer hastalıkların yıkıcı etkileriyle ilgili hiçbir anıya sahip olmadıkları bir durum oluşturdu.

Bu da aşıların faydalarını takdir etmelerini zorlaştıran bir etmen oldu. Bu durum sıklıkla “aşıların kendi başarılarının kurbanı olduğu” şeklinde ifade ediliyor.

Aşılar ve Grup Bağışıklığı

Aşılar bulaşıcı hastalıklardan sadece bireyleri değil “grup bağışıklığı” adı verilen mekanizmaya katkıda bulunarak tüm toplumu koruyor. Bir popülasyonda bulaşıcı bir hastalığa karşı yeteri kadar kişinin bağışıklığı (aşı ya da hastalığı daha önce geçirme yoluyla) varsa hastalığın kişiden kişiye bulaşma ihtimali azalıyor.

“Sürü bağışıklığı” olarak da tabir edilen bu mekanizma aşıların asıl gücünü oluşturuyor. Grup bağışıklığı zayıflayıp hastalık etmeni toplumda varlığını sürdürdüğü zaman aşılanmış kişilerin de riske girmesi söz konusu çünkü hiçbir aşı yüzde yüz etkili olmuyor.

aşı karşıtlığı

Aşılanma ile İlgili Altı Yanlış Bilgi

1- Aşılar ortaya çıktığında hastalıklar daha iyi hijyen ve sıhhi tesisat koşullarından dolayı zaten yok olmaya başlamıştı.

Bu sav, hastalıkların yıllar içindeki görülme sıklıkları incelendiğinde çürütülüyor. Beslenme kalitesindeki artışın, hijyen koşullarındaki iyileşmenin ve genel olarak sosyoekonomik refahtaki artışın hastalıklar üzerinde dolaylı etkisi olduğu doğru. Ancak bunlar tek başına hastalıkların ortadan kaldırılması için yeterli değil.

Örneğin, görülme sıklığında yıllar içinde dalgalanmalarla olsa da kızamık vakalarındaki kalıcı düşüş kızamık aşısının lisans alıp 1963’te yaygın olarak uygulanmasıyla çakışıyor. Aşıyla önlenebilen diğer hastalıklarda da aşağı yukarı aynı tablo söz konusu.

2- Hastalanan kişilerin çoğunu aşılanmış bireyler oluşturuyor.

Bu sav aşıların işe yaramadığı imasını taşıyor. Aslında bir salgın sırasında hastalanan kişiler arasında genellikle aşılanmış birey sayısının aşısız birey sayısını geçtiği doğru. Paradoksmuş gibi görünen bu durum iki etmenle açıklanıyor.

Birincisi, hiçbir aşı %100 etkili değil, çünkü aşılar etken madde olarak hastalık etmeninin (bakteri ya da virüsün) kendisini değil bir parçasını ya da zayıflatılmış/öldürülmüş hâlini içerdiklerinden bireysel farklılıklara bağlı olarak bazı insanlarda hastalığa karşı bağışıklık oluşturamayabiliyor.

İkincisi aşılanma oranının yüksek olduğu ABD, Avrupa ya da Türkiye gibi ülkelerde aşılı bireylerin sayısı aşısız bireylerin sayısından fazla oluyor. Dolayısıyla bir salgın sırasında her ne kadar aşılı bireylerin sadece küçük bir kısmı hastalığa yakalansa da aşılı bireylerin toplam sayısı zaten çok büyük olduğu için hastalığa yakalanan aşılı bireylerin sayısı hastalığa yakalanan aşısız bireylerin sayısından fazla olabiliyor.

3- Aşılar üretilirken çıkan bazı parti aşılar diğerlerinden daha fazla olumsuz yan etki oluşturuyor.

Farklı aşı partilerinin miktar olarak büyüklükleri aynı değildir. Bazı partiler yüz binler düzeyinde bazılarıysa milyonlar düzeyinde dozlar içerebilir. Dolayısıyla her bir partiyle eş zamanlı bildirilen vaka sayısının bir anlamı yoktur.

Daha çok doz içeren bir partinin uygulanması sırasında doğal olarak daha fazla vaka bildirimi olacaktır. Tüm bunların ötesinde, aşılar çok titiz süreçler sonunda geliştirilip yine aynı titizlikle üretilen maddeler olduğu için, bir üretim bandında partiler arasında etkinliği/yan etkileri etkileyecek kadar çeşitlilik olması mümkün değildir.

4- Aşılar pek çok zararlı yan etkiye, hastalığa ve ölüme yol açabilir. Henüz bilmediğimiz uzun vadeli olası etkiler de cabası…

Aşıların çoğu olumsuz yan etkisi küçük çaplı ve geçicidir, örneğin kolda ağrı ve hafif ateş gibi. Daha ciddi olumsuz yan etkiler nadiren gerçekleşir. Hatta bazıları o kadar nadirdir ki riskin doğru şekilde hesaplanabilmesi mümkün olmaz.

Aşıların yol açtığı ölüm vakaları da yine o kadar nadirdir ki riskin istatistiksel hesabı mümkün değildir. Aşıların risklerini tek başına değerlendirmek doğru değildir, bu risk her zaman hastalığın riskiyle birlikte ele alınmalıdır. Tüm aşılar önledikleri hastalıkların riskinden çok daha az risk taşır.

5- Aşılarla önlenebilen hastalıklar yaşadığım ülkede tamamen yok edildiği için çocuğumu aşılatmam gerekmiyor.

Aşılar sayesinde aşıyla önlenebilen hastalıkların görülme sıklığının pek çok ülkede çok düşük seviyelere çekildiği doğru. Ancak pek çok hastalık başka toplumlarda hâlâ varlığını sürdürüyor ve hatta salgına bile dönüşebiliyor. Seyahat eden kişiler farkında olmadan bu hastalıkları başka ülkelere taşıyabilir.

6- Çocuklara farklı hastalıklara yönelik birden fazla aşının aynı anda yapılması zararlı yan etkilerin riskini artırabilir ve bağışıklık sistemine ağır gelebilir.

Çocuklar her gün çok sayıda yabancı antijene, yani bağışıklık tepkisi oluşturan maddeye maruz kalır. Yemek yerken vücuda yeni bakteriler girer, ağızda ve burunda çok sayıda bakteri yaşar ve tüm bunlar bağışıklık sistemini çok sayıda antijene maruz bırakır.

Birden fazla aşının aynı anda verilmesinin normal çocukluk bağışıklık sistemi üzerinde olumsuz bir etki oluşturmadığı, ayrıca tekil aşılardan daha fazla yan etki riski taşımadığı bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır.

Ülkemizde Rutin Aşı Programı Kapsamında Aşısı Yapılan Hastalıklar

Aşı programlarının içeriği ve önerilen aşılar ülkeden ülkeye farklılıklar gösterse de genel olarak çocuklara öncelikli olarak yapılması gerektiği kabul edilen aşılar şunlar: Difteri, tetanoz, boğmaca, kızamık, kızamıkçık, kabakulak, suçiçeği, çocuk felci, H. influenzae tip b.

Ülkemizde rutin aşı programı kapsamında, çocukluk döneminde devlet güvencesiyle ücretsiz olarak 13 hastalığa karşı aşı uygulanıyor.

Aşı Karşıtlığı ve Sahte Bilimle Savaş

Aşı karşıtlığı mücadelesi aslında bir anlamda bilimin sahte bilime karşı savaşıdır. Aşı karşıtlığı sonucu itibariyle bir sağlık sorunu olsa da aslı itibariyle bir iletişim sorunu.

Aslında aşı karşıtlığıyla mücadeleye getirilebilecek uzun vadeli ancak en kalıcı ve kökten çözüm eğitim yoluyla kritik düşünme becerilerinin ve bilim okuryazarlığının çocuklara ve gençlere kazandırılmasıdır. Ancak tabi ki bu çok genel ve başka pek çok sorunun çözümüne de katkıda bulunacak ideal bir çözüm…

***

Aşı Karşıtlığı ile öne çıkan bu bilgiler Bilim ve Teknik Dergisinin Eylül 2019 sayısında oldukça kapsamlı bir biçimde incelenmiş, sitemize kısa bir bölümü aslına uygun kalınarak eklenmiştir. Dergiyi edinip yazıların tamamına göz atmanızı öneririz. Sağlıklı yarınlara…

Matematiksel

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı