Çocuk felci, bir zamanlar dünyanın birçok yerinde çocukları etkileyen ciddi bir hastalıktı. Günümüzde ise neredeyse hiçbir çocuk bu hastalığa yakalanmıyor. Aşılar sayesinde hastalık büyük ölçüde kontrol altına alındı. Ancak geçmişte durum çok farklıydı. Paul Alexander’ın hikâyesi de işte o dönemde başlıyor.

Yıl 1952. Teksas’ta sıcak bir yaz günü. Ama yüzme havuzları, sinemalar ve bowling salonları kapalı. Çünkü 1950’lerde çocuk felci çok yaygındı. Salgın dönemlerinde yetkililer, insanların bir araya geldiği bu tür yerleri kapatıyordu.
Ülke genelinde her yaz çocuk felci salgınları yeniden ortaya çıkıyor gibiydi. En sıkı karantina ve izolasyon önlemleri bile hastalığın yayılmasını durduramıyordu. Hastalığa yakalanan çocuklar için uygulanan tedaviler de fazla ilerlememişti. Masaj, egzersiz ve destekleyici ateller hâlâ başlıca yöntemlerdi.
İşte böyle bir yaz gününde altı yaşındaki Paul Alexander dışarıda oynadıktan sonra boyun ve baş ağrısıyla eve döndü. Ailesinin çağırdığı doktor, Paul’ün çocuk felcine yakalandığını düşündü. Ancak aileye onu hastaneye götürmemelerini söyledi. Yaz aylarında hastaneler polio geçiren çocuklarla doluydu. Doktora göre Paul evde kalırsa daha hızlı iyileşebilirdi.
Ne yazık ki öyle olmadı. Birkaç gün içinde Paul’ün durumu hızla kötüleşti. Artık nefes almakta zorlanıyordu. Bunun üzerine küçük çocuğa acil bir trakeotomi yapıldı. Üç gün sonra Paul gözlerini açtığında kendini bambaşka bir yerde buldu. Büyük bir odadaydı ve demir bir silindirin içinde yatıyordu.

Paul Alexander Neden 70 Sene Demir Bir Silindirin İçerisinde Yaşadı?
Sonraki 18 ay Paul için adeta bir işkenceydi. Trakeotomi nedeniyle konuşamıyordu. Saatlerce kendi atıklarının içinde yatmak zorunda kalıyordu; çünkü temizlenmesi gerektiğini görevlilere söyleyemiyordu. Paul ve diğer çocuklar birbirleriyle yüz ifadeleri yaparak iletişim kurmaya çalışıyordu. Ama Paul yıllar sonra o günleri şöyle anlatacaktı: “Ne zaman bir arkadaş edinsem, kısa süre sonra ölüyordu.”
Paul ilk enfeksiyonu atlattı, ancak çocuk felci onu boynundan aşağı neredeyse tamamen felç bıraktı. Diyaframı artık çalışmadığı için onun yerine demir akciğer nefes almasını sağlıyordu. Paul sırtüstü yatıyor, başı bir yastığa dayanıyor, boynundan aşağısı metal silindirin içinde kalıyordu.

Motorla çalışan deri körükler silindirin içindeki havayı çekiyordu. Oluşan negatif basınç Paul’ün akciğerlerinin genişlemesini sağlıyordu. Hava yeniden içeri verildiğinde basınç değişiyor ve akciğerleri yavaşça sönüyordu. Paul’ü hayatta tutan şey işte bu düzenli “tıslama” ve “nefes alma” sesiydi.
Paul demir akciğerden çıkamıyordu. Görevliler onu yıkamak ya da bakımını yapmak için cihazı açtığında, kısa süreliğine nefesini tutmak zorundaydı. Çünkü o zamanlar yapılabilecek en iyi şey buydu. Günümüzde solunum desteği sağlayan modern cihazlar ya da çocuk felci aşısı o zamanlar henüz yoktu.

Ancak 1955’te Jonas Salk‘ın çocuk felci aşısını geliştirmesiyle demir silindirlere duyulan ihtiyaç da azaldı. Hatta 1960’lardan sonra kullanımı ortadan kalktı. Yine de Paul Alexander demir silindirin içinde yaşamaya alışmıştı. Ayrıca tekrardan boğazına bir delik açılsın istemiyordu. Bu nedenle hayatı boyunca demir akciğerleriyle yaşamayı seçti.
Demir Silindire Rağmen Paul Alexander Hayatta Birçok Şey Başardı

Paul her gece demir akciğerde uyumak zorundaydı. Bilinci kapandığında kendi başına nefes alamıyordu. Ama bu durum onun hayatını sürdürmesine engel olmadı.
21 yaşına geldiğinde, Dallas’ta bir liseyi derslere fiziksel olarak katılmadan bitiren ilk kişi oldu. Daha sonra Dallas’taki Southern Methodist Üniversitesi’ne başvurdu. Üniversite yönetimi onu defalarca reddetti, ancak Paul vazgeçmedi ve sonunda kabul edildi. Ardından Austin’deki Teksas Üniversitesi’nde hukuk fakültesine girdi. Yıllar boyunca Dallas ve Fort Worth’te avukatlık yaptı. Mahkemelere üç parçalı takım elbisesiyle gidiyor, felçli bedenini dik tutan özel bir tekerlekli sandalye kullanıyordu.
Hayatı boyunca uçakla yolculuk yaptı, okyanusu gördü, âşık oldu, tek başına yaşadı ve engelli hakları için oturma eylemine katıldı. İnsanlar onu çekici, konuşkan ve esprili biri olarak tanıyordu. 74 yaşına geldiğinde Paul yeniden tamamen demir akciğere bağımlı hâle geldi.
Aslında kimse demir akciğere bağlı birinin bu kadar uzun yaşayacağını düşünmemişti. Paul da öyle. Bir ölümcül salgını atlattıktan sonra, hayatının ilerleyen dönemlerinde kendini başka bir salgının tehdidi altında bulacağını hiç beklemiyordu. Yıllar içinde, “demir akciğerdeki adam” olarak tanınan Paul Alexander 2024 yılında, 78 yaşında hayatını kaybetti.
Kaynaklar ve İleri Okumalar
- Man Dies After Living in Iron Lung for 70 Years ; Bağlantı: Man Dies After Living in Iron Lung for 70 Years (futurism.com) ; Yayınlanma tarihi: 13 Mart 2024
- The man in the iron lung ; Bağlantı: The man in the iron lung | Polio | The Guardian ; Yayınlanma tarihi: 26 Mayıs 2020
Matematiksel




