Ev Ödevi Efsanesi: Eğitimde Değişimin Zamanı Gelmiş Olabilir

Çocuklara verilen ödevin çok olduğunu mu düşünüyorsunuz? Daha fazla ödev, daha çok başarı getirir mi? Başarı getirmez ise ödev ne işe yarar? Gelin ödev konusunu masaya yatıralım.

Bir öğrenci için yapması zorunlu olan ev ödevleri muhtemelen dünyanın en sıkıcı işidir. Ancak eğitimciler, ebeveynler ve okul yöneticileri söz konusu olduğunda, konu çok daha karmaşık hale gelir. Ev ödevi verme alışkanlığı, okulun esas olarak okuma, yazma ve aritmetikten oluştuğu ve ezberci öğretimin hakim olduğu zamanlarda başladı. Basit ezberleme ve uygulama görevlerini, çocukların evde yapması kolaydı. Ve o dönemlerde, bu tür bir zihinsel egzersizin zihni disipline ettiği inancı vardı.

Süreç içinde ödev genellikle olumlu bir uygulama olarak kabul edildi. Bunun sonucunda da öğrenci rutininin bir parçası olmaya başladı. Ancak zamanla kültür, okullar ve aileler değiştikçe, ev ödevi giderek daha fazla öğrenci, ebeveyn ve öğretmen için sorun olmaya başladı.

Günümüzde internet ve kitapçılar, çocuklara nasıl ödev yaptıracakları konusunda ebeveynlere tavsiyeler sunan kitaplarla dolu. Ayrıca verilen ödevlerin bir çoğunu ebeveynlerin yaptığını, yapmasa bile öğrencilerin birbirinden çektiğini hemen hemen her eğitimci biliyor. Ancak yine de biliyoruz ki yaklaşan yeni eğitim öğretim yılında öğretmenler ödev vermeye devam edecekler.

Peki bu durumda, çocukların gerçekten ödeve ihtiyacı var mı? Aslında tüm dünyada eğitimciler bu sorunun cevabını bulmak için uğraşıyorlar. Ancak artan miktarda veriyle bile, ödevin öğrencilere yardımcı mı yoksa zarar mı verdiğini bilmek zor. Yine de bu konuda yapılan araştırmaları ve tartışılan konuları inceleyelim.

Ev Ödevi İle İlgili Kabul Görmüş Beş Söylem

1- Okulun rolü, öğrenmeyi sınıfın ötesine taşımaktır.

Bu düşünce özünde, öğretmenlerin sahip olduğu bir varsayımdır. Okul dışında öğrencilerin yaşantılarını kontrol ederek, belli bir disiplin sağlanacağı kanısı yaygındır. Ancak öğretmenin, öğrenmeyi okul dışına yaymadaki rolü, öğrenmenin değerini, sevincini, keşfetmenin keyfini öğrencilere aşılamak olmalıdır. Öğrenmeyi seven bir öğrenci aslında ödev olsun ya da olmasın ilgi duyduğu konu hakkında zaten bir araştırma yapacaktır.

2- Entelektüel faaliyet, doğası gereği entelektüel olmayandan daha değerlidir.

Birçok ev ödevi savunucusu entelektüel gelişimin sosyal, duygusal veya fiziksel gelişimden daha önemli olduğuna inanır. Entelektüel uğraşlar, top fırlatma, köpek gezdirme, bisiklete binme veya sadece takılma gibi entelektüel olmayan görevlere karşı bir üstünlüğe sahiptir.

Aynı zamanda, bazıları, çok fazla yapılandırılmamış zamanın çocukların daha az başarılı olmasına, daha az rekabetçi olmasına neden olabileceğinden endişelenir. Gerçekte, sağlıklı, çok yönlü çocukların gelişiminde fiziksel, duygusal ve sosyal aktiviteler entelektüel aktivite kadar gereklidir.

Unutmayalım. Sosyal aktiviteler de ev ödevi kadar öğreticidir.

3- Ev ödevi sorumluluğu öğretir.

En dirençli inançlardan biri, ödevin sorumluluk ve disiplini teşvik ettiğidir. Sorumluluk, genellikle itaat için bir şifreli sözcüktür. Birçok öğretmen sorumluluğu teşvik etmek için ödevlere odaklanmıştır. Ancak sorumluluk zorla öğretilemez. Aslında sadece görevlerin sahiplenilmesine izin verilerek geliştirilir.

Ev ödevinin bir başka sözde erdemi de zaman yönetimini öğretmesidir. Zaman yönetimi gerçekten hazzı erteleme, oynamak istediğimizde çalışmak anlamına mı geliyor? Ev ödevi zaman yönetimini de pekiştirmez. Çocuklar bu durumda zamanı planlamaktan veya zamanın kullanımı hakkında kararlar almaktan sorumlu değillerdir. Zaman yönetimini öğretmek için ev ödevini kullanıyorsak, planlama gerektiren uzun vadeli projeler günlük görevlerden daha iyi bir iş çıkarır.

4- Çok sayıda ödev, sıkı bir müfredatın işaretidir.

Ne yazık ki öğrenciler aynı fikirde değil.

Pek çok insan çok sayıda ödevi zor bir okulla eş tutar. Zihin, eğitilmesi gereken bir kas ise (19. yüzyılda inanıldığı gibi), o zaman daha fazla iş, daha fazla öğrenmeye eşit olmalıdır. Bazı ödevler çocuklar için iyiyse, o zaman daha fazla ödev daha da iyi olmalıdır. Ödev için 10 matematik problemi iyiyse, 40 problem daha iyi olmalıdır. Keşke bu kadar basit olsaydı.

“Daha fazlası her zaman daha iyidir” argümanı işin kalitesini ve öğrenme düzeyini göz ardı eder. Öğrencilerin farklı doğası göz önüne alındığında, zorlu öğrenme deneyimleri farklı öğrenciler için aynı sonucu göstermeyecektir.

5- İyi öğretmenler ödev verir; iyi öğrenciler ödevlerini yapar.

Muhtemelen en rahatsız edici inanç, türüne bakılmaksızın, ev ödevinin doğasında var olan iyiliğe olan inançtır. Bu inanç aslında yukarıda saydığımız diğer dört inançtan doğmuştur. Bu inancın temelindeki tehlike, inanca eşlik etme eğiliminde olan ahlaki yargıdır.

Ödevlerini görev bilinciyle tamamlayan çocuklara, genellikle uyumlu ve çalışkan olmanın erdemleri, diğerlerine de tembellik ve itaatsizlik kusurlarını atfederiz. Fakat bir çocuğun ödevini yapmamasının nedeni erdem eksikliği midir? Sorun burada yatıyor.

Destekleyici ebeveyni olmayan, ödevlerini tamamlamak için yetersiz ev ortamı olan öğrencilerin ödevlerini tamamlama olasılıkları daha düşüktür. Bu durum onları kötü bir öğrenci mi yapar? Tabii ki değil. Yukarıda okuduğunuz bu inançlar bir dogma, bir ödev kültürü oluşturur. Bu kültürün temelleri, çok eskilerde atılmıştır. Ev ödevi kültürü, ahlaki görüşlerin ve davranışçılığın karmaşık bir karışımıdır.

Ev Ödevi Çocukları Daha Zeki Yapar mı?

2000’lerin ortalarında, Harris Cooper adlı bir araştırmacı, bugüne kadar ev ödevi ile ilgili en kapsamlı incelemelerden birine öncülük etti. Araştırma, ödev ve başarı arasındaki algılanan ilişkiyi araştırmak için yola çıktı. Sonuçlar, ev ödevi ve başarı arasında genel bir ilişki olmadığını gösterdi. Ödev öğrencileri başarılı yapmıyor, sadece başarılı öğrenciler ödev yaptığı için öyle algılanıyordu.

2012 yılında yapılan bir araştırma ise,18.000’den fazla 10. sınıf öğrencisini inceledi. Çalışmanın sonucunda da artan ödev yüklerinin, sınıfta yetersiz eğitim süresi ile çok fazla materyalin sonucu olduğu sonucunda vardı. Yani aslında eğitimciler müfredatı yetiştirmekte zorlandıkları için eksik kalan kısmı ödev olarak verip, gençlerin evlerinde tamamlamasını bekliyordu. Ancak öğrencilerin anlaşılması kolay olmayan veya bir öğretmen tarafından anlatılması gereken bir şeye daha fazla zaman ayırması, bu öğrencilerin öğrenmesine elbette yardımcı olmuyordu.

2013 yılında yapılan bir araştırma, 4.317 öğrenciden oluşan bir örneklemi inceledi. Sonuçlar, daha fazla ödev yapan öğrencilerin okulda daha fazla akademik stres, fiziksel sağlık sorunları ve yaşamlarında denge eksikliği yaşadıklarını gösterdi.  

Son olarak araştırmalar, artan ev ödevinin düşük gelirli ve ekonomik açıdan avantajlı öğrenciler arasındaki başarı makasını açtığını da gösteriyor. Sonuçta kimi öğrenci internet erişimi, özel öğretmen, ders çalışmak için uygun bir ortam ve akademik açıdan yeterli ebeveynlere sahipken, ne yazık ki bir çok öğrenci bunlardan çok azını elde edebiliyor.

Sonuç olarak okullar açılıyor. Ev ödevi konusunda siz ne düşünüyorsunuz?



Kaynaklar ve ileri okumalar:


Dip Not:

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bu Yazılarımıza da Bakmanızı Öneririz