Eğitim Bilimleri

Ev Ödevi Konusuna Farklı Bir Açıdan Bakalım!

Çocuklara verilen ödevin çok olduğunu mu düşünüyorsunuz? Daha fazla ödev, daha çok başarı getirir mi? Başarı getirmez ise ödev ne işe yarar? Gelin ödev konusunu masaya yatıralım. Ev ödevi verme alışkanlığı, okulun esas olarak okuma, yazma ve aritmetikten oluştuğu ve ezberci öğretimin hakim olduğu zamanlarda başladı. Basit ezberleme ve uygulama görevlerini, çocukların evde yapması kolaydı. Ve o dönemlerde, bu tür bir zihinsel egzersizin zihni disipline ettiği inancı vardı. Süreç içinde ödev genellikle olumlu bir uygulama olarak kabul edildi ve öğrenci rutininin bir parçası olmaya başladı. Ancak zamanla kültür, okullar ve aileler değiştikçe, ev ödevi giderek daha fazla öğrenci, ebeveyn ve öğretmen için sorun olmaya başladı. Günümüzde internet ve kitapçılar, çocuklara nasıl ödev yaptıracakları konusunda ebeveynlere tavsiyeler sunan kitaplarla dolu. Ancak çok azı ebeveynlerin ödev miktarını veya görevin değerini sorgulama hakkına sahip olması gerektiğini öne sürüyor.

Ev Ödevi İle İlgili Kabul Görmüş Beş Söylem

ödev
Okuldaki çocuklar, doktora gitmiş çocuklar gibidir. Doktor verdiği ilacın ne kadar iyi geleceğini söyleyebilir, oysa çocukların tek düşündüğü, iğneyse ne kadar acıyacağı veya ilaçsa tadının ne kadar kötü olacağıdır. Onlara kalsa, hiç ilaç almazlar. – John Holt

1- Okulun rolü, öğrenmeyi sınıfın ötesine taşımaktır.

Bu düşünce özünde, öğretmenlerin sahip olduğu bir varsayımdır. Okul dışında öğrencilerin yaşantılarını kontrol ederek, belli bir disiplin sağlanacağı kanısı yaygındır. Ancak öğretmenin, öğrenmeyi okul dışına yaymadaki rolü, öğrenmenin değerini, sevincini, keşfetmenin keyfini öğrencilere aşılamak olmalıdır.

2- Entelektüel faaliyet, doğası gereği entelektüel olmayandan daha değerlidir.

Birçok ev ödevi savunucusu entelektüel gelişimin sosyal, duygusal veya fiziksel gelişimden daha önemli olduğuna inanır. Entelektüel uğraşlar, top fırlatma, köpek gezdirme, bisiklete binme veya sadece takılma gibi entelektüel olmayan görevlere karşı bir üstünlüğe sahiptir. Aynı zamanda, bazıları, çok fazla yapılandırılmamış zamanın çocukların daha az başarılı olmasına, daha az rekabetçi olmasına neden olabileceğinden endişelenir. Gerçekte, sağlıklı, çok yönlü çocukların gelişiminde fiziksel, duygusal ve sosyal aktiviteler entelektüel aktivite kadar gereklidir.

3- Ev ödevi sorumluluğu öğretir.

En dirençli inançlardan biri, ödevin sorumluluk ve disiplini teşvik ettiğidir. Sorumluluk, genellikle itaat için bir şifreli sözcüktür. Birçok öğretmen sorumluluğu teşvik etmek için ödevlere odaklanmıştır. Bu nedenle öğrenciye sınıfta verebileceği sorumlulukları göz ardı etmeye başlamıştır. Sorumluluk zorla öğretilemez sadece görevlerin sahiplenilmesine izin verilerek geliştirilir. Ev ödevinin bir başka sözde erdemi de zaman yönetimini öğretmesidir. Zaman yönetimi gerçekten hazzı erteleme, oynamak istediğimizde çalışmak anlamına mı geliyor? Ev ödevi zaman yönetimini de pekiştirmez. Çocuklar bu durumda zamanı planlamaktan veya zamanın kullanımı hakkında kararlar almaktan sorumlu değillerdir. Zaman yönetimini öğretmek için ev ödevini kullanıyorsak, planlama gerektiren uzun vadeli projeler günlük görevlerden daha iyi bir iş çıkarır.

4- Çok sayıda ödev, sıkı bir müfredatın işaretidir.

Pek çok insan çok sayıda ödevi zor bir okulla eş tutar. Zihin, eğitilmesi gereken bir kas ise (19. yüzyılda inanıldığı gibi), o zaman daha fazla iş, daha fazla öğrenmeye eşit olmalıdır. Bazı ödevler çocuklar için iyiyse, o zaman daha fazla ödev daha da iyi olmalıdır. Ödev için 10 matematik problemi iyiyse, 40 problem daha iyi olmalıdır. Keşke bu kadar basit olsaydı. “Daha fazlası her zaman daha iyidir” argümanı işin kalitesini ve öğrenme düzeyini göz ardı eder. Öğrencilerin farklı doğası göz önüne alındığında, zorlu öğrenme deneyimleri farklı öğrenciler için aynı sonucu göstermeyecektir.

5- İyi öğretmenler ödev verir; iyi öğrenciler ödevlerini yapar.

Muhtemelen en rahatsız edici inanç, türüne bakılmaksızın, ev ödevinin doğasında var olan iyiliğe olan inançtır. Bu inanç aslında yukarıda saydığımız diğer dört inançtan doğmuştur. Bu inancın temelindeki tehlike, inanca eşlik etme eğiliminde olan ahlaki yargıdır. Ödevlerini görev bilinciyle tamamlayan çocuklara, genellikle uyumlu ve çalışkan olmanın erdemleri, diğerlerine de tembellik ve itaatsizlik kusurlarını atfederiz.Fakat bir çocuğun ödevini yapmamasının nedeni erdem eksikliği midir? Sorun burada yatıyor. Destekleyici ebeveyni olmayan, ödevlerini tamamlamak için yetersiz ev ortamı olan öğrencilerin ödevlerini tamamlama olasılıkları daha düşüktür. Bu durum onları kötü bir öğrenci mi yapar? Tabii ki değil.

Yukarıda okuduğunuz bu inançlar bir dogma, bir ödev kültürü oluşturur. Bu kültürün temelleri, çok eskilerde atılmıştır. Ev ödevi kültürü, ahlaki görüşlerin ve davranışçılığın karmaşık bir karışımıdır.

Kaynak: Cathy Vatterott; Rethinking Homework: Best Practices That Support Diverse Needs; ISBN: 9781416609377

Matematiksel

Sibel Çağlar

Yola Kadıköy Anadolu Lisesi ile başladım. Ardından gelen tesadüfler, zamanında pek de sevmediğim, matematik ile yolumu kesiştirdi. Sonucunda Marmara Üniversitesinde İng. Matematik öğretmenliğinden mezun oldum. Zaman akıp gitti; bu süreçte ben de çeşitli özel eğitim kurumlarında matematik öğretmenliği ve eğitim koordinatörlüğü yaptım. Bu esnada da bol bol matematik ile ilgili serzenişlere şahit oldum. Ne yapmalı diye düşünürken, aklıma bu site fikri geldi. 2015 yılında matematiksel.org web sitesini kurdum. Amacım bilime ve özelinde matematiğe ilgiliyi arttırmaktı. Matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarının da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Yolumuz uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu