Kendiliğinden Yanma Gerçek mi, Yoksa Sadece Bir Efsane mi?
İnsanların hiçbir dış etken olmadan aniden alev alarak yanması fikri, yüzyıllardır büyük bir merak konusu olmuştur. Kendiliğinden insan yanması, yani Spontaneous Human Combustion – SHC olarak bilinen bu olay, tarih boyunca çeşitli raporlara konu olmuş ve birçok spekülasyona yol açmıştır.

Kendiliğinden insan yanması iddiaları arasında en çok tartışılan örneklerden biri, 22 Aralık 2010’da İrlanda’nın Galway kentinde yaşandı. Yetkililer, 76 yaşındaki Michael Faherty’yi evinde ölü buldu. Faherty’nin vücudunun büyük bölümü yanmıştı.
Olay yerinde inceleme yapan ekipler, yangının kaynağını açıklayabilecek kesin bir neden tespit edemedi. Bu yüzden vaka, kendiliğinden insan yanması tartışmalarında sıkça anılan örneklerden biri hâline geldi.

Mart 1970’te İrlanda’da benzer bir olay daha meydana geldi. İddialara göre 89 yaşındaki bir kadın aniden alev aldı ve yaşamını yitirdi. Olayda kadının vücudunun büyük kısmı yanarken geriye yalnızca dizlerinin alt bölümü kaldı. 1980’de İskoçya’da yaşanan başka bir vakada ise 73 yaşındaki bir adamın bedeni neredeyse tamamen küle döndü; yalnızca sol bacağı yanmadan kaldı.
Kendiliğinden Yanma Nedir?
Kendiliğinden insan yanması fikri yüzyıllardır tartışılıyor. Bu konudaki anlatılar en azından 17. yüzyıla kadar uzanıyor. Guinness World Records’a göre, bu fenomenle ilgili erken bilimsel yayınlardan biri 1673 tarihli De Incendiis Corporis Humani Spontaneis adlı çalışmadır. Bu eser, Jonas Dupont tarafından hazırlanmış bir vaka derlemesidir.
Terimin yaygınlaşmasında ise 18. ve 19. yüzyıl tartışmaları etkili oldu. 19. yüzyıla gelindiğinde kendiliğinden insan yanması, hem tıp metinlerinde hem de edebiyatta daha görünür hâle geldi. Charles Dickens’ın Bleak House romanında bu olaya yer vermesi, tartışmanın geniş kitlelere ulaşmasında önemli rol oynadı.

Charles Dickens’ın kitabının 1895 baskısından bir sayfa
Zamanla magazin dergileri, popüler yayınlar ve edebiyat eserleri bu kavramı daha geniş kitlelere taşıdı. Viktorya Dönemi’nde insanlar kendiliğinden yanmayı çoğu zaman aşırı alkol tüketimiyle ilişkilendirdi. Hatta bazıları bu olayı, Tanrı’nın alkolikleri cezalandırma biçimi olarak yorumladı.
Bir Şeyin Kendi Kendine Yanması Mümkün mü?
Kendiliğinden yanma gerçekten olur. Bunun yaygın örneklerinden biri, benzin, gazyağı, tiner, vernik ya da motor temizleyicisi gibi yanıcı maddelere bulaşmış bezlerdir. İnsanlar bu bezleri bir yığın hâlinde bırakınca ciddi bir yangın riski doğar. Sıvılar zamanla buharlaşır ve çevredeki havayı kolayca tutuşabilen gazlarla doldurur. Küçük bir kıvılcım ya da güneşin doğrudan ısısı yangını başlatabilir.
Kendiliğinden yanmanın bir başka türü de “tahıl tozu patlaması”dır. Bu tür patlamalar genellikle tahıl silolarında, kereste fabrikalarında ve gübre yüklenen gemilerde ortaya çıkar. Ortamdaki hava; tahıl, odun ya da toz hâlindeki maddelerin mikroskobik parçacıklarıyla dolar. Milyarlarca küçük parçacık, yanma için çok geniş bir yüzey alanı oluşturur. Bu yüzden küçük bir kıvılcım bile büyük bir patlamaya yol açma riski taşır.
Peki insanlar kendiliğinden yanabilir mi? Birçok kişi buna inanır, ancak bilim insanları bu konuda ikna olmuş değildir. İnsan bedeni, kendi içinde gerçekleşen kimyasal bir tepkimeyle aniden alev alamaz.
Bugüne kadar bu konuda yüzden fazla vaka anlatılmıştır. Ancak bu vakaların çoğunda insanlar olaya canlı canlı yanarken tanık olmamıştır. Aksine, kurbanlar genellikle olaydan sonra ölü hâlde bulunmuştur. Yani bu kişiler bir koltukta otururken bir anda insan meşalesine dönüşmemiştir.
Bu vakalarda sık sık benzer bir tablo ortaya çıkar. Kurbanın bedeni neredeyse tamamen yanar. Odaya tatlımsı, isli bir koku siner. Eller, ayaklar ya da bacakların alt kısımları çoğu zaman sağlam kalır. Baş ve gövde ise tanınmayacak derecede yanar ve kömürleşir. Buna karşılık, kişinin çevresindeki oda çoğu zaman büyük bir yangın geçirmiş gibi görünmez.
Bu olayları açıklamak için öne sürülen teorilerden biri, yangının bağırsaklarda biriken metan gazından kaynaklandığını savunur. Bu görüşe göre vücuttaki bazı proteinler, yani kimyasal tepkimeleri hızlandıran enzimler, metan gazını tutuşturur. Ancak bilim insanları bu açıklamayı güçlü bir kanıtla destekleyemez. Daha güncel açıklamalardan biri ise “fitil etkisi”dir.
Fitil Etkisi Nedir?
Bu etkiyi anlamak için bir mumun nasıl yandığını düşünmek yeterlidir. Mumda alevi sürdüren şey yalnızca fitil değildir. Fitil, çevresindeki erimiş balmumunu emer. Balmumu fitilin üzerinde yanar ve mum bu sayede uzun süre yanmaya devam eder.

Benzer bir süreç bazı insan yanması vakalarında da gerçekleşebilir. Önce dışarıdan küçük bir ateş kaynağı gerekir. Bu kaynak bir sigara, pipo, şömine kıvılcımı ya da başka bir alev olabilir. Alev önce kişinin kıyafetlerini tutuşturur. Isı arttıkça deri altındaki yağ erimeye başlar. Eriyen yağ kıyafetlere ve çevredeki kumaşlara sızar. Kumaşlar bu yağı emince tıpkı mum fitili gibi davranır.
Bu noktadan sonra yangın hızlı ve büyük bir alev şeklinde ilerlemek zorunda değildir. Tam tersine, beden saatler boyunca yavaş yavaş yanar. Vücudun yağ bakımından zengin bölgeleri daha fazla zarar görür. Bu yüzden gövde ve baş ağır biçimde yanarken, eller, ayaklar ya da bacakların alt kısımları daha az zarar görecektir.
Ancak burada önemli nokta şudur: Fitil etkisi, insanın hiçbir dış etken olmadan kendi kendine tutuştuğunu göstermez. Tam tersine, genellikle küçük bir dış ateş kaynağının bulunduğunu ve yangının bu kaynaktan sonra yavaşça ilerlediğini açıklar.
Kaynaklar ve ileri okumalar
- Spontaneous Human Combustion: Fact Or Fiction?. Yayınlanma tarihi: 7 Ekim 2021; Bağlantı: https://allthatsinteresting.com/
- Is spontaneous human combustion real?; yayınlanma tarihi: 22 Ağustos 2013; bağlantı: https://www.history.com/
Matematiksel



