Felsefe

İoanna Kuçuradi: Felsefeye Adanmış Bir Hayat

Prof. Dr. İoanna Kuçuradi, yıllarını felsefeye ve felsefe eğitiminin yaygınlaştırılmasına vermiş bir bilim insanı. 2001’de Dünya Felsefe Kongresi’nin Türkiye’de toplanmasını sağlamış bir isim. Felsefe ve İnsan Hakları konusunda UNESCO kürsüsü sahibi. Tüm ömrünü felsefenin yaygınlaşmasına adamış, kimileri için  ‘Felsefenin bilge annesi’. Önce kendisini biraz daha yakından tanımayalım, yazının devamında da kendisi ile yapılan bir röportajdan satırbaşlarını aktaralım.

İoanna Kuçuradi Kimdir?

İoanna Kuçuradi 1936’da İstanbul’da doğdu. Babasının eczacı olmasına istemesine rağmen eğitimini felsefe üzerine yapmak istedi ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nü 1959’da bitirdi. Akademik hayatına İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde, 1969’da başladı. 1965’te, üniversitenin kuruluş döneminde Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde görev aldı. Daha sonraları yaklaşık üç yıl kaldığı Erzurum’da “bilime ve öğrenmeye en hevesli öğrencelere bu üniversitede rastladığını söyleyecekti. Erzurum’dan ayrıldıktan sonra Ankara’ya Hacettepe Üniversitesi’ne geçti ve doçentliğe yükseldi. Doçentlik tezi daha sonra İnsan ve Değerleri adıyla yayınlandı.

Devamında Hacettepe Üniversitesi’nde yeni kurulan Felsefe Bölümü’nün başına geçti. Bu bölümde “felsefe öğretimini felsefe eğitimi olacak biçimde yapmaya özen gösteren” uygulamayı başlattı. Etik ve insan hakları konusundaki çalışmalarına gittikçe daha çok ağırlık veren Prof. İoanna Kuçuradi, bu konulardaki kitaplarını 1971’den sonra yayınladı.

İoanna Kuçuradi

Hacettepe’de bir çeviri projesi başlatarak, kendisi de Kant’tın Ahlâk Metafiziğinin Temellendirilmesi isimli çalışmasını
çevirdi. Ayrıca yine Kant’ın iki önemli kitabının çevrilmesine yardım etti. 1974’te Türkiye Felsefe Kurumu’nu kuran İoanna Kuçuradi, bu kuruluşun önce genel sekreterliğini sonra başkanlığını yaptı. Kuçuradi, 1982’de Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu yönetim kuruluna üye seçildi. Böylece Federasyon tarihinde ilk kez bir kadın felsefeci yönetim kurulu üyeliğine seçilmiş oluyordu. Bu olay dünya kamu oyunda büyük yankı uyandırdı. Bu kadarla kalmadı, 1988’de Federasyon’un genel sekreterliğine, 1998’deki Dünya Felsefe Kongresi’nde ise başkanlığa getirildi. Onun bu başarıları uluslararası kültür ve felsefe ortamında Türkiye adının gündemde tutulmasına yardım etti.

İoanna Kuçuradi’den Hayat Dersleri

Doğru hayat’ ne demektir? Nasıl yaşanır sizce? 

‘Doğru’ diyebileceğimiz bir tek yaşama biçimi yoktur. Kişilerin yaşadığı birbirinden çok farklı hayatlar, bazı özellikleri taşımaları koşuluyla ‘doğru’durlar. Bu özellikleri de genel bir şekilde dile getirmem gerekirse bunlar, etik değerlerin yaşandığı yaşamlardır. Yani kişilerin meslekleri ne olursa olsun, yaşam koşulları ne olursa olsun, çoğu zaman doğru ve değerli eylemler gerçekleştirebildikleri yaşamlardır. “Doğru eylem” derken, mevcut koşullarda en az değer harcanmasını sağlayan eylemi, “Değerli eylem” derken de değer koruyucu eylemi kastediyorum. Bu ‘doğru hayat’ tartışmalarıyla ilgili olarak T.S. Eliot’un ‘The Cocktail Party’ başlıklı piyesi var. Oldukça düşündüren bir tartışmadır.

 Herkes felsefe okuyabilir, felsefe yapabilir mi?

Herkes felsefe okuyabilir ama herkes felsefe yapamaz. Felsefe yapmak, yani felsefe alanında yeni bilgi, yeni bir görüş getirme, belirli bir eğitimi gerektiriyor. Ama “Belirli bir eğitim” derken felsefe bölümünde okumayı kastetmiyorum. Bazı sorunları görmeye götüren bir göz bilemeyi, olan bitende genel problemi görebilmeyi ve bunu bilgiyle ortaya koyabilmeyi, sonra da bunu felsefe tarihinde getirilmiş bilgiler arasına yerleştirebilmeyi ve hangi dilde yazıyorsanız o dile hakim olmayı gerektiriyor.

Felsefi bir bakış açısı kazandıran birkaç kitap önerebilir misiniz?

Edebiyat eserleri çok önemlidir. Bize insanı ve insanları gösteriyor. İnsanlar arası ilişkilerde etik değerleri görünür kılıyor, değer harcamalarına da ayna tutuyor. Benim özellikle önemli gördüğüm ve sevdiğim birkaçını söyleyeyim. Şiir kitapları dışında en çok sevdiğim, hazine olarak gördüğüm eserlerden biri Antoine de Saint-Exupéry’nin ‘Küçük Prens’idir. Sevgiyi, dostluğu, önyargıları iyi anlatır. Başka biri Albert Camus’nün ‘Veba’sı, Dostoyevski’nin ‘Suç ve Ceza’sı, ‘Karamazov Kardeşler’i, bizim yazarlarımızdan da Güngör Dilmen’in ‘Canlı Maymun Lokantası’, Bilge Karasu’nun ‘Uzun Sürmüş Bir Günün Akşam’ı, Kemal Demirel’in ‘Antigone’si…

Kişisel gelişim kitapları epey yaygınlık kazandı. Bu kitaplar neden son yıllarda popüler oldular?

Genellikle gözüm tutmuyor bu kitapları. ‘Komprime’ (derinliği olmayan, kalıplaşmış bilgi) çözümler öneriyorlar. Bunalmış insanlar da onlara umut bağlıyor. O tür kitapların popüler olması şaşılacak bir şey değil. Popüler olmak zor bir şey olmasa gerek.

Başta Goethe Madalyası olmak üzere birçok uluslararası ödülü olan İoanna Kuçuradi, 2003 yılında düzenlenen 21. Dünya Felsefe Kongresi’nin Türkiye’de yapılmasına öncülük etti. UNESCO, 21. Dünya Felsefe Kongresi’nin başarılı bir şekilde yapılmasına büyük katkısından ve bu alanda yaptığı bilimsel çalışmalardan dolayı, İoanna Kuçuradi’nin, 2003 Felsefe Ödülü’ne layık görüldüğünü bildirdi. Prof. Dr. Kuçuradi, ulusal ve uluslararası pek çok mesleki kuruluşun üyesidir. Kendisini daha iyi anlamak için aşağıdaki videoya da göz atmanızı öneririz.

Kaynaklar:

  • Arslan Kaynardağ, Kadın Felsefecilerimiz, Türkiye Felsefe Kurumu, 1999
  • Bütün yanıtlar felsefeye, felsefe ona bağlanıyor: ​İoanna Kuçuradi; https://www.tempomag.com.tr/

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu