Sosyoloji

Hatalı Bir Düşünce Biçimi Olan Sıfır Risk Yanılgısı Nedir?

Sıfır risk yanılgısı tanımına girmeden önce, şunları hayal etmenizi istiyorum. Matematik bölümü öğrencisisiniz ve Topoloji ile hiç aranız yok. 1) Ertesi gün Topoloji sınavınız var. 2) Ertesi gün Topoloji sınavı olabilirsiniz de olmayabilirsiniz de, kesin duyuru yapılmadı. 3) Ertesi gün sınavınız yok. Bu durumların sizde yarattığı stres düzeyini sıralamanızı istiyorum. Yazının sonunda buraya tekrar döneceğiz. Bir başka soru daha soralım.

Diyelim ki Rus ruleti oynamak zorunda kaldınız. Tabancanızın topunda altı mermilik yer var. Topu çarkıfelek misali çeviriyor, tabancayı şakağınıza dayayıp tetiği çekiyorsunuz. İlk soru: Topta dört mermi olduğunu bilseniz, bunlardan ikisini çıkarmak için ne kadar para ödemeyi göze alırdınız? İkinci soru: Tabancada tek bir mermi olduğunu bilseniz, bu mermiyi çıkarmak için ne kadar para ödemeyi göze alırdınız?

Çoğu insan için cevap nettir. İkinci durumda daha fazla para ödemeyi göze alırsınız çünkü ölüm riski böylece sıfıra düşecektir. Matematiksel bakışla bu anlamsızdır. Çünkü ilk durumda ölme olasılığını altıda iki azaltırken, ikinci durumda sadece altıda bir azaltıyorsunuz. Dolayısıyla, birinci durum sizin için iki katı değerli olmalıydı. Yine de bizi sıfır riske haddinden fazla değer biçmeye iten bir şey var.

Beynimizin bir tehlikenin boyutunu ölçerken tehlikenin bize fiziksel olarak ne kadar yakın olduğunu hesaba katarak iki farklı yöntem kullanıyor. Eğer tehlike çok yakınımızdaysa, içgüdülerimiz devreye giriyor ve mantıktan uzak kararlar alarak bu içgüdülere göre tepkiler veriyoruz. Fakat tehlikeden uzaksak, beynimizdeki problem çözme ile ilgili bölümler çalışmaya başlıyor ve daha mantık çerçevesinde fikirler üretiyoruz. Bu durum, “Benim başıma gelseydi böyle yapardım” şeklindeki düşüncelerimizi de açıklamış oluyor. Nitekim tehlike içinde olan biz olmadığımızdan içgüdüsel değil, mantıklı şekilde düşünebilip “Neden böyle yapmamış” şeklinde fikirler ortaya koyabiliyoruz.

Riskler ve Seçimler

İnsanlar farklı riskler arasında seçim yapmakta zorlanır. Tehlike ne kadar büyükse, riskin azalması bizi o kadar az rahatlatıyor. Chicago Üniversitesi’nden iki araştırmacı, insanların zehirli kimyasal maddelerin yol açtığı kirlilikten, risk % 99 da olsa %1 de olsa aynı derecede korktuklarını gösterdi. Bu, mantıksız ancak alışılmış bir tepki. Belli ki, yalnızca sıfır risk bizim için dokunulmaz. Sıfır risk yanılgısının tipik bir örneği 1958’de çıkarılan Amerikan gıda kanunudur. Bu kanun, kansere neden olan madde içeren gıdaları yasaklar. Bu mutlak yasak (sıfır risk) kulağa önce iyi geliyor. Fakat aynı yasak kansere sebep olmayan ama daha tehlikeli olan gıda katkı maddelerinin kullanılmasına sebep oldu. 

Yazının başındaki soruya geri dönelim. Bizi en çok 1. seçeneğin (sınavın %100 ihtimalle olması), sonra sırasıyla 2. (sınavın %50 ihtimalle olması) ve 3. seçeneğin (sınavın %0 ihtimalle olması) strese sokması gerekirken belki biz farkında olmasak dahi; 1. ve 2. durumun neredeyse aynı stres seviyesini yakaladığını söyleyebiliriz.

Bunun sebebi ise her ikisinde de risk olarak gördüğümüz sınav faktörünün gerçekleşme ihtimalinin sıfırdan fazla olmasıdır. Peki, olması gereken nedir? Rolf Dobelli’nin bu konudaki tavsiyesi: Sıfır risk yanılgısı ile vedalaşın. Hiçbir şeyin birikimlerinizin, sağlığınızın, evliliğinizin, dostluklarınızın, düşmanlıklarınızın, ülkenizin kesin olmadığıyla yaşamayı öğrenin. Ama oldukça tutarlı olan bir şeyin varlığıyla avunun: Kendi mutluluğunuz.

Araştırmalar, ne lotoda milyonlar kazanmanın ne de felç geçirmenin memnuniyetinizi uzun vadeli değiştirmediğini gösteriyor. Mutlu insanlar, başlarına ne gelirse gelsin, mutlu kalıyor; mutsuzlar da mutsuz.

KAYNAKÇA: Rolf Dobelli / Hatasız Düşünme Sanatı (NTV Yay. Çev: Itır Arda)

Matematiksel

Gamze Dönmez

Okumayı pek çok eyleme tercih eden, araştırmayı, öğrenmeyi, öğretmeyi ve yeniden öğrenmeyi önemseyen, amatör olarak öykü yazarlığı yapan, Türkçeyi çok seven bir ilköğretim matematik öğretmeniyim. Öğrenme psikolojisi, gelişim psikolojisi, olasılık, geometri ve mantık çokça dikkatimi çeken alanlardan. Merak uyandırıp geri çekilmenin merak gidermekten daha değerli olduğunu düşünüyorum. Bilimin, bilmenin ve bilenin gücüne inanıyorum. Paylaşmak güzeldir!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu