Haberleri Bir Bilim İnsanı Gibi Nasıl Okuyabiliriz?

Günlük basılı yayın okumalarımızda veya sosyal medya aracılığıyla çok çeşitli iddialar ile karşılaşıyoruz. Peki bu kafa karıştırıcı, çelişkili bilgilerle dolu haber bombardımanına uğradığımızda neler yapmalıyız?

Araştırmacı Emma Frans haberleri değerlendirirken neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamamız için bilimdeki araçları kullanmamızı öneriyor.

İngiltere’deki Oxford Üniversitesi’nde ve İsveç’teki Karolinska Enstitüsü’nde epidemiyoloji ve psikiyatri araştırmacısı olan Emma Frans “bilim adamı gibi düşünmeye çalışın” diyor ve ekliyor: “Günümüzde kandırılma riskimiz yüksektir”.

Haber bombardımanında iki ana faktör olduğunu belirten Frans bunların: “Sosyal medyada orman yangını gibi dezenformasyon oluşu” ve “bazen gazetecilerin doğru olmaktan ziyade hızlı olmanın gerekliliği” diyerek açıklıyor.

Peki nedir bu “bilim insanı gibi düşünmeye çalışmak”?

Bir bilim insanının yaptığı şekilde haberi değerlendirmeyi bilmek faydalıdır. Bilim insanları ispat yükü altında çalışırlar. Bir olgunun sonucuna varmak için deney yapmalı ve kontrollü koşullar altında veri toplamaları gerekir – bulgularını duygularla değil gerçeklerle savunmaya çalışmalıdırlar.

“Hepimizin kararlarımızı bulanıklaştıran hislerimiz ve önyargımız olur” diyen Frans, ancak bilimsel düşünmenin bize bilgiyi rasyonel bir şekilde değerlendirme için yollar sunduğunu belirtiyor.

Şimdi Frans’ın sıraladığı 6 madde ile bir bilim insanı gibi düşünmenin yollarını öğrenelim.

1. Şüpheciliğinizi geliştirin.

Frans, sosyal medya aracılığıyla yeni bir bilgiyi öğrenirken kendimize şunu hatırlatmamız gerektiğini dile getiriyor: “Bu doğru olabilir ancak yanlış da olabilir”. Bu tür sağlıklı bir şüphecilik, her şeyi yanlış olarak reddettiğiniz anlamına gelmez, yalnızca duyduğunuz şeylerin yanlış olabileceğini hatırlamak anlamına gelir; ama aynı zamanda doğru olabilirler veya aralarında bir ilişki olabilir.

2. İddiayı kimin ortaya attığını öğrenin.

Frans, “Bilimde, araştırmacılar bulgularını yayınlamadan önce potansiyel çıkar çatışmalarını ilan etmek zorundadır” diyor. Yeni bir iddia ile karşılaştığınızda çıkar çatışmaları arayın. İddia edenler iddalarından kâr elde ediyorlar mı? diye sorun. Kendilerini kaale alacak bir organizasyona bağlılar mı? Dikkate alınması gereken diğer iki soru: Yazar veya konuşmacıyı konuyla ilgili yorum yapmaya yetkili kılan şey nedir? Geçmişte hangi söylemlerde bulunmuşlar?

3. Halo etkisine dikkat edin.

Halo etkisi; birisine karşı hissedilen duyguların, o kişinin iddialarını nasıl değerlendirdiğinizi etkileyen bir bilişsel önyargıdır. Eğer birini sevmiyorsanız, onunla aynı fikirde olmama ihtimalimiz çok yüksektir; eğer ondan hoşlanıyorsanız, iddialarını kabul etme ihtimaliniz çok yüksektir.

Örneğin; incelenmekte olan yeni bilimsel makaleler yazarların adları kaldırılmış olarak okunur. Bu şekilde, yayınlanmaya layık olup olmadığına karar veren uzmanlar, hangi bilim adamlarının ne yazdığını bilmediğinden, ön yargıdan serbest bir değerlendirme yaparlar.

Frans, bunu kendi haber kaynağınızda da denemenizi öneriyor. Başka kaynaklardan gelen iddiaların sorgulanmasını öneriyor.

4. Kanıtlara bakın.

Frans bir iddiayı değerlendirirken iddianın dayandığı kanıtların kaynaklarının izlenebiliyor oluşu, kaynakların güvenilirliği, elde edilen sonucun bilginin rasyonel bir değerlendirmesine dayanıyor olmasının gerekliliği ve bir konuyla ilgili tüm araştırmaları göz önünde bulundurmaya çalışmanız gerektiği üzerinde duruyor. Frans, “Mesela, şarap içmenin spor salonuna gitmek kadar sağlığınız için iyi olduğunu iddia eden bir çalışma varsa ve farklı doksan dokuz çalışma bunun tam tersini gösteriyorsa bu bulgu doğru değildir” diyor.

5. Bilgi toplama eğiliminde olun

Onay önyargısı, zaten inandığımız (veya inanmak istediğimiz) hikayeleri veya gerçekleri fark etme olasılığımızın daha yüksek olduğunu söyler.

Frans’ın önerisi, “Bilgi ararken, sahip olabileceğiniz her türlü fikre aykırı olan bilgileri göz ardı etmemelisiniz” Bazı bilim adamları, “yankı odası olmayan işbirlikçiler” ararlar. Yankı odası olmayan işbirlikçiler, aktif olarak yanıldığınızı kanıtlamaya çalışan, fikirlerinizi ve varsayımlarınızı kontrol etmenize yardımcı olabilecek kişilerdir. Kendi yaşamınızda, alternatif bakış açıları olan sosyal medyadaki arkadaşlarınız ve tanıdıklarınız ile sohbet edin. Onlarla aynı fikirde olmanıza gerek yok; ancak bilgi diyetinizde sağlıklı ve dengeli bir çeşitlilik olması sizin yararınıza olacaktır.

6. Korelasyon ve nedensellik arasındaki farkını saptayın

Frans, dikkat eksikliği/hiperaktif bozukluk ve otizmi araştırıyor ve son yıllarda bu hastalıklarla teşhis edilen bireylerin sayısının hızla arttığını belirtiyor. Bu hastalıkların aşılar, video oyunlar ve abur cubur gibi birçok olası nedeni olduğunu ancak bu iddiaları destekleyen hiçbir kanıt bulunmadığını ve aynı anda iki şeyin artması nedeniyle bu iki durumun nedensel olarak birbirlerine bağlı oldukları anlamına gelmediğini söyleyen Frans, “Korelasyon nedensellik ile aynı değildir” diyor ve ekliyor “Bir fenomene ait alternatif açıklamalar olabileceğini daima aklınızda bulundurun”.

Kaynak: https://ideas.ted.com/how-to-read-the-news-like-a-scientist/

Matematiksel

Busra Meral

Okumak, araştırmak, yeni şeyler öğrenmek, bunlar üzerinde düşünmek, tartışmak ve paylaşmak benim için büyük keyif. Yazmak ise bambaşka bir dünya. Kurumsal hayat karmaşasından kaçıp buraya sığınıyorum. Paylaştıkça her şeyin daha güzel olacağına gönülden inanıyorum. "Okumak bir insanı doldurur, insanlarla konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır." Francis Bacon

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı