Sinirbilim

Düşünceleriniz Daha Hızlı Yaşlanmanıza Neden Olabilir!

Nasıl olur da bazıları yaşına rağmen son derece dinç ve sağlıklı olurken bazıları da yaşından daha yaşlı görünür? İnsanlar yüzyıllardır bu soruyu soruyor. Nihayet bilim insanları bireyler arasındaki yaşlanma oranları farklılıklarının genler, sosyal ilişkiler, çevre ve yaşam tarzı gibi çoklu etkileşimlerden kaynaklandığını daha açık olarak görmeye başladı. Onların bize aktardıklarından yola çıkarak yaşlanmaya sürecini etkileyen faktörleri anlamaya çalışalım. Bu sayede yaşlanmayı yavaşlatmamız mümkün mü değil mi görelim.

Belirli bir gen grubu ile doğmuş olsanız bile, yaşama şekliniz genlerin kendilerini ifade etme biçimlerini etkiler. Bazı yaşam tarzı faktörleri genleri açar veya kapatır. Tüm hücrelerimizin genetik kalbinin derinliklerinde telomerler veya kromozomların uçlarında kodlanamayan DNA’nın tekrarlayan segmentleri bulunur. Bunlar kromozomlarımızın ucunda kapak görevi görürler. Genetik materyallerin çözülmesine engel olur, her bir hücre bölümünde kısalarak hücrelerin yaşlanma hızını belirlerler. Esaslı oranda kısaldıklarında hücre bölünmesi tamamen durur. Hücre yaşlanmasının tek olmasa bile en önemli nedenlerinden biri bu kısalan telomerlerdir.

Genç insanlarda 8.000 ila 10000 nükleotitten oluşan telomerler, her hücre bölünmesinde uç kısımdan bir miktar nükleotit kaybederek kısalır. Öyle ki, belli bir eşik değerine geldiğinde hücre bölünemez hale gelir ve ölür.

Yaşlanma Sürecini Etkileyen Olumsuz Düşünceler

Moleküler biyolog Elizabeth Blackburn zamanının çoğunu telomerleri incelemeye adamış bir bilim insanıdır. Kendisi Telomer yapımında etkin telomeraz enziminin kaşifleri arasındadır. Bu çalışmalarından dolayı 2009 yılında Carol W. Greider ve Jack W. Szostak ile birlikte Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü kazandı. Kendisi bizlere yaşlanmanın, hızlandırılabilecek veya yavaşlatılabilecek ve hatta bazı yönleriyle tersine çevrilebilecek dinamik bir süreç olduğunu aktarmaktadır. Onun ifadesine göre “Telomerleriniz aslında sizi dinlemektedir”

Sağlıklı olmanın temel kurallarından biri, sağlıklı hücre yenilenmesini sağlamak için kendinize düşen görevi yerine getirmektir. Ancak sadece vücudunuza bakarak bunu sağlamak yeterli olmayabilir. Bilim insanları, çeşitli düşünce kalıplarının da telomerler için sağlıksız olduğunu ve bunlardan birinin olumsuz düşünceler / düşmanlık duygusu olduğunu keşfettiler. Bu tarz düşünce kalıpları fazla olan kişiler metabolik rahatsızlıklara, kalp damar hastalıklarına daha yatkındır. Ayrıca bu kişilerin telomerleri daha kısadır. Yani erken yaşlanırlar.

Normalde stres durumunda vücudumuz kortizol ve kan basıncında ani artış sonrasında normal seviyelere hızlı dönüş göstererek cevap verir. Bu tür kişiler strese maruz kaldıklarında diastolik kan basınçları ve kortizol seviyeleri azalır, aşırı kullanım nedeni ile strese karşı tepkileri aslen eksiktir. Sistolik kan basınçları yükselir ancak normal seviyeye inmek yerine sonrasında da uzun bir süre yüksek kalmaya devam eder. Karşıt kişilerin ayrıca daha az sosyal ilişkileri vardır ve daha az iyimserdirler. Bunların hepsi yaşlanma sürecini hızlandıran faktörlerdir.

Yaşlanma Düşünce Biçimimiz İle Bağlantılı Olabilir

Yaşlanma Sürecini Olumsuz Etkileyen Diğer Düşünce Kalıpları

Karamsarlık, telomerleri olumsuz etkileyen ikinci düşünce kalıbıdır. Araştırma ekibi karamsar kişilerin telomer boylarının daha kısa olduğunu tespit etmiştir. Karamsarlığın sağlık riski teşkil ettiği zaten bilinmektedir. Ayrıca karamsar kişi, kanser ya da kalp hastalıkları gibi yaşlılığa bağlı bir hastalığa yakalandığında hastalık daha hızlı seyretme eğilimi gösterir.

Saplantılı düşünceler (Ruminasyon), yaşlanmayı hızlandırıcı üçüncü zararlı düşünce modelidir. Ruminasyon geçmişe takılıp probleminizi çözmek adına harekete geçmeksizin, içinde bulunduğunuz duyguları, olası sebep ve sonuçlarını tekrar tekrar düşünerek sürekli bir zihinsel meşguliyet durumu olarak tanımlanır. Saplantılı düşünce davranışı gösteren kişilerde depresyon ve anksiyete daha çok görülür ki bunlar kısa telomerlerle ilintilidir.

Dördüncü düşünce kalıbı ise duyguları bastırma, istenmeyen düşünce ve hisleri itme çabasıdır. Bazen aklımıza olumsuz düşünceler doluşuverir. Ya da bir yerlerde zihnimiz takılır kalır. Bu düşüncelerden kurtulmak yapılması gereken en doğru şeydir elbette. Ancak ilginç bir biçimde düşünceleri kasıtlı olarak uzaklaştırma çabamız ters teper. Engellemeye çalıştığımız şeyler daha sık aklımıza gelmeye başlar. Buna beyaz ayı sendromu denir. (Konuyu bu yazımızda ele almıştık) Bu durum tek başına telomerlere zarar vermez ancak kronik stressin uyarılması ve depresyon gibi telomerleri kısaltan durumlara yol açar.

Bu olumsuz düşünce kalıpları kendiliğinden gelişir, zihninizi ele geçirir, gerçekte etrafta neler olup bittiğini görmenize engel olur. Düşüncelerinizin daha çok farkına varmaya başladıkça gözünüzdeki bu bağı çıkarırsınız. Bu durum düşüncelerinizin kesileceği anlamına gelmez ancak her şey daha çok açıklık kazanır. Düşünce farkındalığı strese karşı dayanıklılığı artırır. Zaman içinde bir düşünceye saplandığınızı ya da sorunlu düşüncelerinizi fark eder ve “Bu yalnızca bir düşünce ve geçecek” demeye başlarsınız. Düşüncelerimizin bize söylediği her şeye inanmamızın gerekmediği insan zihnine dair bir sırrı teşkil eder.

Kaynak: Could your thoughts make you age faster?; https://ideas.ted.com/

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu