Dünyanın Çöplük Olmaya Gidişi ve Bunu İspatlayan Antroposen Denklemi

İnsanlık olarak dünyayı değiştiren etkenlerin en önde gideniyiz. Size insanların Dünya gezegeni üzerindeki etkisi hakkında bazı şaşırtıcı gerçekler verelim. Şu ana kadar dünyada ürettiğimiz betonları bir araya getirirsek dünyanın 2 mm kalınlığında bir kopyasını oluşturabiliriz. Aynı zamanda da Dünyayı streç filme saracak kadar plastik ürettik. Ancak asıl endişe vermesi gereken şeyler bunlar değil.

2000 yılında, Nobel ödüllü Paul Crutzen ve Eugene Stoermer, atmosfer, okyanuslar, kara ve buz tabakaları üzerindeki insan etkisinin, Dünya’yı yeni bir çağa iten bir ölçeğe ulaştığını öne sürdüler. Buna Antroposen adını verdiler ve mevcut Holosen çağının bittiğini savundular. Holosen, buzul çağından çıkışımız esnasında 11.700 yıl önce başladı. Holosen’in belirleyici özelliği, yaşanabilecek bir Dünya’ya izin vermesi oldu. Bu istikrar, tarımı ve dolayısıyla köyleri, kasabaları ve nihayetinde şehirleri geliştirmemizi sağladı.

Ancak son 2.5 milyon yılda, bizler buzul çağları ve zaman zaman sıcak dönemler arasında gidip gelirken dünyamız potansiyel olarak son derece dengesiz ve alışılmadık bir sürece girdi. Bu nedenle şu anda hepimiz pimi çekilmeye hazır bir bomba üzerinde yaşıyor gibiyiz. Peki bu durumu matematiksel olarak formüle etmek mümkün mü? Mümkün.

Dünyadaki Değişimi Anlamak

Avustralya Ulusal Üniversitesi’nden Will Steffen ve  Owen Gaffney dünya yaşamını besleyen öğelerin değişim hızlarını baz alan bir “Antroposen Denklemi” geliştirdiler. İkili bu denklem ile gezegenin bir zamanlar nasıl çalıştığı ile şimdi nasıl çalıştığı arasındaki farkı bizlere göstermek istedi.

Bunun için Hans Joachim Schellnhuber’in 1999 tarihli bir makalesini başlangıç ​​noktası olarak aldılar. Aşağıdaki diferansiyel denklemde E dünyamızı temsil ediyor. Fonksiyonun içindeki değişkenler de dünyamızı değişime zorlayan etkenler. Evet dünyamız değişmektedir ve bu bir çok sebepten olabilir. Örneğin kıtalar çarpışır, bu okyanus akıntılarını değiştirir. Sonucunda da iklimi etkiler. Bunlar dünya tabanlı kuvvetler sonucunda olur. Denklemde G ile gösterilmiştir.

Dünyada yaşam siyanobakterilerin evrimi gibi iç dinamikler sonucunda da değişebilmektedir. Denklemde bu duurm I ile gösteriliyor. Son olarak yaşamın değişimine astronomik olaylarda neden olabilir. Bunu da A ile göstermişler. Tüm bunlar bir araya geldiğinde de aşağıdaki denklem karşımıza çıkmış.

Dünya sisteminin değişim hızı (dE/dt) astronomik ve jeofiziksel zorlamaların ve iç dinamiklerin bir fonksiyonudur

Antroposen Denklemi

Yukarıdaki denklem, ilk yaşam evrimleştiğinden beri dört milyar yıldır geçerlidir. Peki işin içine insanı katarsak ne olur? Aşağıdaki denklemde H, insanlık anlamına gelir. Bu denklemde Dünya sisteminin değişim hızı insanlığın bir fonksiyonu olacak biçimde ele alınıyor. O zaman karşımıza aşağıdaki sonuç çıkıyor. Az evvel ele aldığımız diğer gezegen değiştirici kuvvetler bu durumda sıfıra yaklaşıyorlar. Bu onların ihmal edilebilecek düzeyde önemsiz olduğunu gösteriyor.

Bu biraz düşünmeye değer. Dört milyar yıl boyunca, Dünyamız, güneş sistemi ve doğa kuvvetlerinin etkisi altında değişti. Bütün bu kuvvetler halen de bir baskı uygulamaktalar. Ancak artık karşılaştırma da o kadar da önemli değil. İnsan faktörü onların önüne geçti. 1950’lerde veya 1960’larda, insan etkisi doğanın büyük güçlerine rakip oldu.

Peki, H’den bahsettiğimizde kimi kastediyoruz? İnsanlığı homojen bir bütün olarak ele almak ve bu yok edişe dahil etmek mantıklı mıdır? Elbette değil. Bu yere gelmemizin nedeni kuzey Kanada’daki Inuitler veya Sahra altı Afrika’daki küçük çiftçiler değil, sanayileşmiş toplumlar. Her ne pahasına olursa olsun büyümeyi destekleyen bilimsel ve teknolojik yenilikler ve ekonomik politikalar, Dünya sistemi ile çarpışma rotasında bir tüketim ve üretim girdabı yarattı.

Sorunu Çözmek Mümkün mü?

Denklemde, dört milyar yıl boyunca dünya sisteminin değişim hızı (E) astronomik (A) ve jeofiziksel (G) güçlerle beraber iç dinamiklerin (I) bileşik bir fonksiyonu şeklinde gösterilmiştir.

Peki, Antroposen denklemi çözülebilir mi? Mevcut değişim oranı, mümkün olan en kısa sürede sıfıra dönmelidir. Dünyadaki yaşam tarihinde beş kitlesel yok oluş yaşandı. En sonuncu 66 milyon yıl önce dinozorları öldürdü. Şimdi ise insanlar altıncıya neden oluyor. Endişe etmeli miyiz? Evet. Değişim için bir şeyler yapmalı mıyız? Evet. Ancak yapmıyoruz. İnsanlık küresel olarak frene basmak zorundadır. Aksi takdir de işlevsiz bir gezegende yaşamanın kimseye herhangi bir faydası olmayacaktır.


Göz Atmak İsterseniz

Kaynaklar ve ileri okumalar:

Matematiksel

a. caner sönmez

yaşamı anlamlandırma yürüyüşünde, "hiç" olmaya giden yoldayım. bir gün tüm beyinlerin birbirine bağlanması, dolayısıyla birbirimizi doğru anlama kapasitelerimizin sonsuzluğa kavuşması hayalim. ve çocukların hepsinin birlikte gülmesi, doyması, doğru yaşaması.. “Bilimsel bilgiyi küçük bir grubun tekeline bırakmak bir toplumun düşün gücünü zayıflatır, onu tinsel yoksulluğa sürükler.” Albert Einstein “Gelmiş geçmiş tüm dikkat gerektiren uğraşlar içerisinde, sevmek uğraşı üzerinde gösterilen dikkat, en yaşamsal önemde olanıdır.” Bertrand Russell "Meselemi hiç'e bıraktım." Max Stirner
Başa dön tuşu