Dreyfus Olayı, casusluk, aldatma, gücün kötüye kullanılması, savaşan siyasi gruplar hakkında karışık bir hikayedir. Ancak bizi ilgilendiren aynı zamanda kötü bir matematik hikayesi olmasıdır.

“J’accuse!” — 13 Ocak 1898’de Fransa’da yayımlanan L’Aurore gazetesinin birinci sayfasında yer alan bu başlık, başlangıçta yalnızca dikkat çekici bir manşetti. Ancak kısa sürede ülke çapında büyük yankı uyandıracak ve Fransız toplumunu derinden bölecek bir tartışmanın simgesine dönüşecekti.
Romancı Émile Zola’nın kaleme aldığı bu sarsıcı açık mektupta, Fransız ordusu ve hükümeti; Alfred Dreyfus adlı bir subayı haksız yere hapse atmakla, delilleri tahrif etmekle ve bilinçli biçimde antisemitik ideolojiyi yaymakla suçluyordu.
Bunlar son derece ağır iddialardı ve yalnızca bir soruşturmanın önünü açmakla kalmayıp, dünya tarihinin seyrini etkileyecek bir olaylar zincirini de başlatacaktı. Bu hikâyenin merkezindeki kişi aslında son derece sıradan biri olan Alfred Dreyfus isimli Yahudi bir subaydı.
Dreyfus Olayı Nasıl Başladı?
1894’te patlak veren krizin merkezinde, Paris’teki Alman Büyükelçiliği’nin çöpünde bulunan bir not vardı. Bu not, Fransız ordusuna ait gizli bilgileri içeriyordu ve Fransız istihbaratını bir hain arayışına sürükledi. Haftalar içinde yetkililer, Yahudi kökenli genç ve yükselen bir subay olan Alfred Dreyfus’u tutukladı.

Dreyfus’un Genelkurmay’daki görevi, ona gizli belgelere erişim imkânı sağlıyordu. Alsace–Lorraine kökenliydi; bu bölge artık Almanya’ya aitti. Ortada somut bir kanıt yoktu; ama bu varsayımlar suçlama için yeterli sayıldı.
Dreyfus’a karşı doğrudan sunulan tek kanıt nottu. El yazısı incelemesi konusunda uzman bulunmadığı için savcılık, bilirkişi olarak Alphonse Bertillon’u çağırdı. Bertillon, modern adli bilimin öncülerinden biriydi. Parmak izi ve DNA öncesi dönemde suçluları ölçümlerle tanımlayan “Bertillonaj” yöntemini geliştirmesiyle ün kazanmıştı.

Ancak Bertillon bir el yazısı uzmanı değildi; dahası matematik bilgisi de sağlam değildi. Buna rağmen, not ile Dreyfus’un el yazısı arasındaki benzerlikleri olasılık hesabıyla yorumladı ve bu benzerliklerin tesadüf olma ihtimalinin son derece düşük olduğunu iddia etti. Mahkeme bu değerlendirmeye dayanarak Dreyfus’u suçlu buldu.
Dreyfus masumiyetini ısrarla savunmasına rağmen vatana ihanetten suçlu bulundu ve Şeytan Adası’nda ömür boyu hapse mahkûm edildi.

Tutuklanması ve yargılanması günlerce gazetelerin manşetlerinden inmedi. Bu mahkûmiyet, ordu, devlet ve antisemitik çevreler tarafından bir zafer olarak sunuldu. Ancak bu anlatı uzun sürmedi. Kararın açıklanmasından kısa süre sonra, gerçek suçlu bulundu.
Dreyfus Davası Émile Zola’nın İsyanıyla Dikkatleri Çekti
1896’da Fransız İstihbaratı’nın yeni başkanı Yarbay Georges Picquart, bir başka subay Ferdinand Walsin Esterhazy.’i suça bağlayan güçlü kanıtları ortaya çıkardı. Ancak üstleri soruşturmayı engelledi, Picquart’ı görevden aldı ve apar topar Tunus’a sürdü.
Picquart adalet talebinden vazgeçmedi; Dreyfus’un ailesi de Esterhazy hakkında orduya şikâyetler sundu. Sonunda, Esterhazy Ocak 1898’de mahkemeye çıkarıldı. Ancak bu yargılama baştan sona göstermelikti. Eldeki kanıtlara rağmen, ordunun böyle bir utancı kabul etmesi mümkün değidi ve Esterhazy 11 Ocak’ta beraat etti.
Bu karar, Émile Zola’yı harekete geçirdi. Zola, Fransa Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na hitaben açık bir mektup kaleme aldı; bu mektupta ordunun Dreyfus’a komplo kurduğunu ve ardından yalanlarını örtbas ettiğini açıkça suçladı. Yalan söylediğini iddia ettiği subayların isimlerini tek tek saydı ve Fransız hükümetini antisemitizmle itham etti. Mektup, “J’accuse” — “Suçluyorum” — sözleriyle başlıyordu.

Bu çıkış, Dreyfus davasına yönelik ilgiyi ve tartışmaları daha da alevlendirdi. Dreyfus’u savunanlar, yaşananları bireysel hakların açık bir ihlali olarak gördü. Dreyfus’u hain ilan edenler ise meseleyi milliyetçi bir çerçeveye oturttu. Onlara göre bu, Fransa’nın ruhu, tarihi ve mirası için verilen bir mücadeleydi
Şubat ayında yetkililer Émile Zola’yı tutukladı ve onu “cezai iftira” suçundan mahkûm etti. Aynı dönemde, Esterhazy’yi ele veren delilleri ortaya çıkaran Picquart’ı da hedef aldılar. Bu kez onu delil uydurmakla suçladılar. Ülke genelinde antisemitik ayaklanmalar patlak verdi. Aylar ilerledikçe yeni sızıntılar ortaya çıktı ve gazeteler Esterhazy aleyhine biriken kanıtları yayımlamayı sürdürdü.
Dreyfus Olayı Nasıl Sona Erdi?
Bu baskı altında, Savaş Bakanı Godefroy Cavaignac davayı yeniden incelemek üzere devreye girdi. 7 Temmuz 1898’de kamuoyu önünde Dreyfus’un suçlu olduğuna dair “kesin” kanıtlar sundu. Picquart bu kanıtların sahte olduğunu iddia etti. Ağustos ayında yapılan inceleme Picquart’ı haklı çıkardı:
Bu süreçte bir önceki dava dosyası da ele alıncakatı. Fransız hükümeti, aralarında dünyaca ünlü Henri Poincaré’nin de bulunduğu üç önde gelen matematikçiyi Bertillon’un analizini incelemekle görevlendirdi. Hazırladıkları rapor son derece sertti. Rapor, “Bertillon’un yaklaşımının saçmalığı o kadar açıktır ki, bu tartışmanın nasıl bu kadar uzadığına inanmak güçtür” sonucuna vardı.

Bu sırada Esterhazy İngiltere’ye kaçtı ve Eylül ayında The Observer’ın editörü Rachel Beer’e suçunu itiraf etti. Alfred Dreyfus masumdu. Hükümet daha fazla oyalayamadı.
Milliyetçi baskılara rağmen, Haziran 1899’da Dreyfus’un 1894 tarihli askerî hükmünü bozdu. Yine de tutuklu olan Dreyfus’u Fransa’ya getirip tekrar yargıladılar. Bu kez onu “hafifletici nedenlerle” vatana ihanetten yeniden suçlu buldular.
Dreyfus karara itiraz etti. Yetkililer, suçu kabul etmesi koşuluyla onu affedeceklerini açıkladı. Şeytan Adası’nda geçirdiği yıllar Dreyfus’u bitkin ve tükenmiş hâle getirmişti; ailesine kavuşmak için bu koşulu kabul etti. Dreyfus ancak yıllar sonra, 1906’da tamamen aklandı. Orduya binbaşı rütbesiyle geri döndü ve I. Dünya Savaşı’nda görev yaptı. Dreyfus, 1935 yılında 76 yaşında hayatını kaybetti.
Sonuç Olarak
Dreyfus Davası, ülkedeki iktidar ilişkilerinin açığa çıktığı, insanlık onurunun sistematik biçimde yok sayıldığı bir kırılma anıdır. Aynı zamanda, hatalı matematiksel akıl yürütmenin ve bozuk mantığın, tarihin seyrini değiştirecek kadar güçlü sonuçlar doğurabileceğini de açıkça hatırlatır.
Kaynaklar ve ileri okumalar:
- Math and the Dreyfus affair; Bağlantı: https://uh.edu/engines/epi2933.htm
- Baysan, Gül. (2002). Dreyfus Davası : Gerçek ve Adalet Savaşçısı Zola. Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi (Journal of Faculty of Letters). 19. 181-195.
- Man who invented the mug shot: The ground-breaking work of Alphonse Bertillon. Yayınlanma tarihi:22 Şubat 2015; Bağlantı: https://www.independent.co.uk/
- Kaye, David. (2006). Revisiting ‘Dreyfus’: A More Complete Account of a Trial by Mathematics. Minnesota law review. 91.
Size Bir Mesajımız Var!
Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.
Matematiksel





