EĞİTİM

Doktora Araştırması: Korku ve Memnuniyet, Acı ve Rahatlık

Diyelim ki yurtiçi veya dışında bir yerde, üniversitede bir bölüm bitirdiniz. Aklınızda vardı ya da yoktu ve sonradan bölümünüzü ve öğrenmeyi çok sevdiniz ve daha çok öğrenmek istediniz. Ya da tek amacınız iş sahibi olmaktı. Bir şekilde yükseklisans yaptıktan sonra veya yapmadan- bütünleşik doktora- doktoraya başladınız ya da başlamak üzeresiniz. O halde bu yazı tam sizin için. Acaba yapanlar doktora yapmaktan ne kadar memnun?

Nature dergisinin yaptığı 2019 Doktora Anketi ve sonucu: lisansüstü öğrenciler büyük çoğunlukla yaptıkları şeyi seviyor fakat iş yükü onların hevesini baskılamaya devam ediyor(1).

Doktora Derecesi Elde Etmek

Doktora derecesi elde etmek asla kolay değil, bunun yanında eğer size ekonomik olarak destek olacak bir bursunuz veya geliriniz yoksa bilimsel çalışmalarınızın yanında bir de özel ders öğretmenliği, etüt merkezinde çalışmak ve hatta garsonluk gibi bir iş de yürütmek zorunda kalabilirsiniz.

Eğer etüt, özel dersler ya da işinizden vakit bulabilirseniz doktora çalışmalarınıza yoğunlaşmaya çalışabilirsiniz. Kadro bulamazsanız doktora için kullanabileceğiniz sürenin üst limitini zorlayabilirsiniz.

Bunun yanında bir konu üzerine çalışırken kadro buldunuz diye başka bir konu üzerine, farklı bir anabilim dalında hatta başka bir üniversitede kaçıncı yılınızda olduğunuz fark etmeksizin sıfırdan doktoraya başlamak zorunda bile kalabilirsiniz. Özetle, fazla çaba, fazla uzatılmış bir doktora ve belirsiz bir gelecek.

Bütün bunlara rağmen bazı doktora öğrencileri hala yaptıkları işi seviyor ve hatta bazıları kendilerini bu kadar mutlu edecek başka bir şey olmadığını söylüyor.

Doktora Anketi Sonuçları

Nature dergisinin beşinci doktora anketi (öncekiler için dergiye bakılabiir) bazı öğrenciler için kişisel memnuniyet ve azim öyküsü barındırmasına karşın doktora sürecinin perde arkasındaki stres, belirsizlik ve zorlukların getirdiği depresyon ve kaygıları doğruluyor.

Anket dünya genelinde ve her bilim alanını temsil edecek şekilde, en fazla on yıllık kariyere sahip 6,300 den fazla araştırmacının katılımıyla gerçekleşmiş. Katılımcıların üçte biri(%36’sı) Avrupa’dan, %28’i Asya’dan, %27’si Orta ve Kuzey Amerika’dan ve %9’u Afrika, Güney Amerika ve Avustralya’dan. (Detaylar için (1)’e bakılabilir.)

Anketteki yanıtlar ve serbest yorumlara göre öğrenciler çalışmalarında ve iş-yaşam dengesi konusunda yaygın ve çok derin bir hayal kırıklığı, zorbalık ve taciz olayları ve belirsiz beklentilerle baş etmeye çalışıyor. Mental sağlık ile ilgili soru ise yüksek öğretimin bazı sıkıntılı etkilerini ortaya çıkarıyor.

Derginin bir önceki anketine göre memnun olanların oranı yine ağır basmasına rağmen %78’den %75’e gerilemiş(2). Ankete katılanlar arasından seçilenlerle hayal kırıklıkları, başarıları, pişmanlıkları ve kararları ve de doktora yolu, bu yolun tuzakları ve diğer şeyler üzerine mülakatlar gerçekleştirilmiş.

Riskli yolculuk

Öğrenciler doktora yapabilmek için gerçekten uzak mesafelere gidiyor: katılımcıların %40’ı kendi ülkeleri dışında öğrenim görüyor. Bu ülke değişikliği ve uzaklık sorununa çalışma alanındaki zorluklar da eklenip zorlayıcı bir hale gelerek kaygı bozukluklarına bile neden olabiliyor.

Katılımcıların %36’sı bu tip problemler nedeniyle yardıma ihtiyaç duyduklarını belirtiyor. Bunda son zamanlarda insanların psikolojik sorunlar hakkında daha farkındalık sahibi olması da etkili olabilir. Yardım arayanların da sadece %26’sı okullarından gerçek bir destek görmüş. Yaklaşık %10 ise aradığı desteğe ulaşamamış.

Dengeden yoksun

Anket bazı çok önemli duygusal gerilimleri de açıklığa kavuşturuyor. Temel endişelerini sıralamaları istendiğinde iş beklentisindeki belirsizlik ve iş-yaşam dengesini kurabilmek bütün sorunların üzerine çıkıyor.

Endişeler bölgeden bölgeye de değişiklik gösteriyor. Afrika’dan katılanlar için finansal kaynak bulmak ve bunu garantilemek özellikle zor. Bu katılımcıların yarısından fazlası için borçlar ilk beş endişe nedeninden biri. Ve borçlar en çok Asya’da (%31), Orta ve Kuzey Amerika (%29) ve Avrupa’da (%21) endişe nedeni.

Kuzey Amerika’dan katılanlar ise “kimlik hırsızlığı sendromu”ndan en çok muzdarip olanlar. Kimlik hırsızlığı sendromu insanların belli bir noktada kendilerinden ve başarılarından şüphe duymaya başlayıp yetersiz hissetmelerine neden olan bir durum.

Bunun sonucu öğrenciler bulundukları konumu veya başarılarını hak etmediklerini düşünmeye başlıyor. Avrupa’da ise başlıca sorun iş-yaşam dengesi olarak belirtiliyor.

Yaklaşık %40 oranında katılımcı iş-yaşam dengesini sağlamak için birçok şeyi aynı anda yürütmenin zorluğunu ve bunun çoğu kez mümkün olmadığını belirtiyor. Bazen bu durum finansal zorluklardan da kaynaklanabiliyor.

Bazı öğrenciler için desteklemek zorunda oldukları aileleri olduğundaysa bu zorluklar boğucu bir hal alabiliyor. Katılımcıların yaklaşık %10’u bakmakla yükümlü oldukları 12 yaş-altı bir çocuk olduğunu belirtirken neredeyse aynı oranda katılımcı da bir yetişkinden sorumlu olduklarını söylüyor. Bu durumda çalışmalara odaklanmak haliyle zor.

Beklentiler harici düşüş

Zorluklarına rağmen çalıştıkları alanda memnun olanların oranı %75 ve bunların %27’si çok memnun. Yaklaşık %67 akademik danışmanlarıyla ilişkisinden memnun, çok memnun olanlar ise %27 oranında.

Fakat memnun olan öğrenciler bile bazı sıkıntı ve şikayetlerini paylaşıyor. Yüzde kırk-beş programda ilerledikçe daha az memnun olduklarını söylerken %42 de daha fazla memnun olduklarını belirtiyor.

Karşılanmayan beklentiler, hayal kırıklığı ve memnuniyetsizliğin temel sebebi olabilir. Yaklaşık %40 asıl beklediğini bulamazken sadece %10 beklentilerini aştığını belirtiyor (bu oran önceki ankette %23 imiş).

Bu veriler doktora üzerine daha gerçekçi düşünülmesini ve bazı şeylere hazır olunması konusunda bize fikir verebilir. Tek endişeniz bilimsel çalışma yapmak olmayabilir. İnsan ilişkileri, yayın yapabilme kaygısı, başka ülkedeyseniz vize ya da oturma izni süresi, ekonomik destek, aile durumunuz vb. baskı hissetmenize neden olabilir.

Kötü muamele ve ayrımcılık

Anket aynı zamanda kırıcı olabilen davranışların öğrencilerin moralini bozduğunu ve hatta bazen kariyerlerini sona erdirmelerine neden olabileceğini ve bunların yaygınlığını ortaya çıkardı.

Katılımcıların %21’i kötü muamele ve ayrımcılıkla yüzyüze geldiklerini ve yaklaşık aynı oranda katılımcı da zorbalığa maruz kaldıklarını belirtti. Tüm katılımcılar dikkate alındığında kadın katılımcıların dörtte-biri bu tarz sorunlar yaşarken bu oran erkek katılımcılarda %16.

Bölge olarak bakıldığında ise en çok bu tarz olaylar %24 ile Kuzey Amerika’da görülürken en az (%18 ile) Avustralya’da gerçekleşiyor.

Ankettekilerden zorbalıkla karşılaşanların %57’si bunu, kişisel yansımalar olmadan, biriyle konuşamadıklarını söylüyor.

Bir diğer zorlayıcı etken de uzun çalışma saatleri. Katılımcıların yaklaşık yarısı okullarında uzun çalışma saatlerinin gelenek olduğunu, benzer orandaki katılımcı da kişisel olarak haftada 50 saatten fazla çalıştığını belirtmiş. Bu şekilde 41 saat ve daha fazla çalışanların %85’i ise bu durumdan memnun değil.

Belirsiz gelecek

Doktora öğrencileri her zaman çalışmalarının karşılığı olacağından emin değil. Sadece %26’sı bulundukları programın onları “çok iyi ” bir kariyer için hazırladığını düşünüyor. Üçte-iki ise iş olasılıklarının arttığını düşünüyor.

Üniversite ve akademideki işlerin tüm dünyadaki kıtlığına rağmen hala %56’sı ilk seçenek olarak akademiyi görüyor. Sadece %30’un altındaki bir kesim endüstride iş bulmayı tercih ediyor. Kalanı ise araştırmacı olarak resmi bir kuruma, tıbbi işlere ya da kar amacı gütmeyen bir organizasyona yöneliyor.

Karşılaşılan zorluklar ve belirsizlikler doktoranın en iyi karar olup olmadığını sorgulatıyor. Bu durumda ve değişen iş kolları, ilerleyen teknoloji ve insanlardaki değişimler göz önüne alındığında enstitülerin sürekli ilerlemesi gerektiği anket sonucu vurgulanıyor.

Daha fazla bilgi için;

(1) https://www.nature.com/articles/d41586-019-03459-7

(2) Woolton, C. Nature 550, 549-552 (2017).

Paylaşmak Güzeldir

Nesibe Manav

Öğrendikçe büyüyoruz, hayallerimiz ve dünyamız güzelleşiyor. Öğrenmek, hayatı anlamak için pek çok pencere açıyor. Matematiğin öğrettiği şeylerden biri de ne kadar bilirsen o kadar az şey bildiğini farketmen. Öğrenmeyi seviyorum ve öğrendiklerini paylaşmak beni mutlu ediyor. O yüzden paylaşalım ki bilgimiz artsın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı