Biyoloji ve Coğrafya

Doğada Mavi Renk Neden Nadir Görülür?

Gökyüzüne ya da uçsuz bucaksız gibi gözüken bir denize baktığınız zaman mavi rengin doğada yaygın olduğunu düşünebilirsiniz. Mavi, yeryüzünde çok belirgin bir renktir. Ancak doğa söz konusu olduğunda mavi renk neredeyse yok denecek kadar azdır. Bunun nedeni, renklerin kimyası ve onları nasıl gördüğümüz ile ilişkilidir.

Öncelikle bir yanılgıyı düzelterek başlayalım. Gökyüzü mavi renk değildir. Aynı şey denizler içinde geçerlidir. Eğer atmosferimiz olmasaydı gökyüzünü simsiyah görürdük. Dünya’nın atmosferi ise çeşitli gazlardan oluşan bir tabakadır. Işığın, atmosferdeki bu gaz molekülleriyle etkileşmesi sonucunda mavi gökyüzü oluşur. Güneş’ten gelen beyaz ışık Dünya atmosferinde yol alırken birçok parçacıkla çarpışır. Oluşan saçılmanın miktarı ışığın dalga boyuna bağlı olarak değişir. Dalga boyu kısaldıkça saçılmanın miktarı artar. Bunun sonucunda, kısa dalga boylu mavi ışık, uzun dalga boylu kırmızı ışığa göre daha büyük oranda saçılır. Bu sayede de bizler mavi bir gökyüzü görürüz.

Aynı durum denizler için de geçerlidir. Saf su renksizdir. Ancak denizlerdeki sular saf değildir. İçindeki parçacıklar ışığın yukarıda aktardığımıza benzer bir biçimde dağılmasına neden olur. Su molekülleri uzun dalga halinde gelen kırmızı, turuncu, sarı ve yeşil ışığı daha iyi emer. Mavi ise daha kısa dalga boyuna sahip olduğu için yansır. Bu nedenle de denizler mavi gözükür. Denizin rengi her yerde aynı değildir. Bazen parlak mavi, koyu mavi, yeşil, turkuaz hatta kırmızımsı renkler alır. Bu farklılıkları suyun sıcaklığı, derinliği, içinde yaşayan canlılar, dip tabiatı, tuz oranı gibi etkenler sonucunda olur.

Hepimizin gözünüzde koni adı verilen 6 milyon ila 7 milyon ışığa duyarlı hücre vardır. Bu hücreler sayesinde renkleri görebiliriz. Normal renk görüşüne sahip bir kişinin gözünde üç farklı koni türü vardır. Her koni türü, belirli bir ışık dalga boyuna duyarlıdır: kırmızı, yeşil veya mavi. Milyonlarca koniden gelen bilgiler, elektrik sinyalleri olarak beynimize ulaşır. Burada daha sonra farklı renk tonları olarak yorumlanır.

Bitkilerde Mavi Renk Oluşumu

Bu değişiklikler ışık ile birleştiğinde bazı muhteşem sonuçlar yaratabilir:

Dediğimiz gibi doğada mavi renk nadirdir. Yine de tek tük karşımıza gelir. Neredeyse hiçbir bitkinin mavi yaprakları yoktur. Bunun temel nedeni yine ışık ve fizik ile ilgilidir. Pigmentler emmedikleri ve yansıttıkları ışığın renginde görünürler. En yaygın bitki pigmenti yeşil klorofildir. Bu nedenle bitkiler yeşil renk olarak görünür çünkü klorofil yeşil ışığı emmez, aksine yansıtır. Ancak bitkiler, görünür spektrumdaki diğer ışıklardan daha fazla enerjiye sahip olduğu için mavi ışığı severler. Mavi yapraklarınız varsa, en yüksek enerjili ışığı yansıtmak ve büyümenizi sınırlayan daha düşük kaliteli ışığı kullanmak iyi bir strateji değildir. İşte bu nedenle çoğu bitki mavi yapraktan kaçınır.

Bir çiçeğin mavi görünmesi için çok az miktarda enerji emebilen bir molekül üretebilmesi gerekir. Büyük ve karmaşık olan bu tür moleküllerin üretilmesi bitkiler için zordur. Bu nedenle mavi çiçekler dünyadaki yaklaşık 300.000 çiçekli bitki türünün %10’undan daha azında üretilir. Mavi çiçeklerin evrimi için olası itici güç, mavinin arılar gibi tozlayıcılar tarafından oldukça görünür olmasıdır. Doğada mavi renk rekabetin fazla olduğu ekosistemlerdeki bitkilere fayda sağlar.

Mavi morfo kelebeğinin kanat pulları farklı şekillerde olsaydı mavi rengi kaybolurdu.

Çoğu Hayvan Gerçekte Mavi Renkli Değildir.

Hayvanların tüylerinde, derilerinde veya kürklerinde bulunan renklerin neredeyse tamamında hayvanın yedikleriyle ilişkili olan pigmentler bulunur. Örneğin saka kuşu sarı çiçekleri yer, somon balıkları ve flamingolar pembe deniz kabuklularını ve karidesleri yer. Ancak mavi hayvanların renkleri kimyasal pigmentlerden gelmez. Bunun yerine, mavi bir görünüm yaratmak için fiziğe güvenirler. Örneğin mavi morfo kelebeği rengini, kanatlarında bulunan pulların, yansıttığı tek dalga boyunun mavi renk olacak şekilde bükülmesi nedeniyle bu rengini alır. Eğer bu pullar farklı şekillerde olsaydı mavi renk ortadan kaybolurdu.

Mavi alakarga gibi mavi kuşlarda benzer, ancak biraz farklı bir sebepten dolayı mavi renklidirler. Kuşların tüylerinin her birinde mavi haricindeki tüm renkleri absorbe eden minik yapılar bulunur. Memelilerdeki mavi tonlar, kuşlar, balıklar, sürüngenler ve böceklerden daha da nadirdir. Bazı balinalar ve yunuslar mavimsi bir cilde sahip gibi gözükür. Ancak hiçbir hayvan kürkü görünür ışıkta mavi renkli değildir. Bunlar sadece fiziksel yanılsamalar sonucunda mavi görünürler.

 Doğada bulunan pigmentlere baktığımızda ise mavi renk veren sadece bir pigment olduğunu görüyoruz. Bu da Obrina Olivewings adlı bir kelebeğin kanadında bulunuyor. 

Mavi gözlü insanlarda da sanılanın aksine mavi pigmentler yoktur. Sadece gözlerinin belirli kısımlarının oluşumundan dolayı göz rengini mavi olarak görürüz. Kısacası mavi ile ilişkilendirdiğimiz bir çok şey aslında yanılsamadan ibarettir. Belki de bu nedenle mavi kelimesi dünyadaki dillere görece geç dahil olmuştur. Eski metinler incelendiğinde siyah, beyaz, kırmızı ve sarı kelimelerinden sonra ortaya çıktığı gözlenmiştir.

Kaynaklar ve ileri okumalar:

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.
Başa dön tuşu