Beyinde Trafik Sıkışırsa: Dilimin Ucunda Fenomeni

Bazen birinin adını hatırlamakta zorlanırız. Bu kişinin yüzünü ve hakkında bir çok detayı hatırlasak da ismi bir biçimde aklımıza gelmez. Bu sorun sadece kişi isimlerinde değil bazen de nesnelerde karşımıza çıkar. Kavramı hatırlarız ancak onu ifade edecek doğru kelimeyi bir türlü bulamayız. “Tam da dilimin ucunda, söyleyeceğim ama aklıma adı gelmiyor işte.” dediğiniz eminiz sizin de olmuştur. Hepimizin aşina olduğu bir his ve bu ortak durumun aslında bir adı olduğu ortaya çıktı. Lethologica veya dilimin ucunda fenomeni.

Araştırmacıların lethologica hakkında keşfettiği bazı ilginç şeyler şunlardır:

  • Bu durum evrenseldir. Anketler, dünyanın her yerinden farklı dilleri konuşanların yaklaşık %90’ının, anıların bir an için erişilemez göründüğü anlar yaşadığını bildirdiğini gösteriyor. 
  • Bu anlar oldukça sık meydana gelir ve bu sıklık yaşla birlikte artar. Gençler tipik olarak haftada bir kez bu durumu yaşarken, yaşlı yetişkinlerde bu sıklık günde bire kadar inebiliyor.
  • İnsanlar genellikle kısmi bilgi parçalarını hatırlar. Örneğin, aradığımız kelimenin başladığı harfi veya kelimenin içerdiği hece sayısını hatırlayabiliyoruz ancak tamamı aklımıza gelmiyor.

Araştırmacıların bizlere söylediğine göre de hatırlaması en zahmetli sözcükler özel isimler ve nesnelerin isimleridir. Dilimin ucunda hali yaşanırken, kelimenin hemen anımsanacağını hissederiz. Zaten her an erişilebilecekmiş duygusu dilimin ucunda fenomenini tanımlayan temel özelliktir.

Yüzleri Hatırlamamıza Rağmen Neden İsimleri Hatırlayamayız?

Neden bir insanın adını değil de yüzünü hatırlarız? Bu sorunun cevabını anlamak için insan belleğinin nasıl çalıştığını biraz daha derinlemesine incelememiz gerekiyor. İlk olarak, yüzler çok bilgilendiricidir. İfadeler, göz teması, ağız hareketleri, bunların hepsi insanların iletişim kurduğu temel yollardır. Yüz hatları da bir insan hakkında epey şeyi açığa vurur. Tüm bunlar nedeniyle insan beyni, yüz tanıma ve işlemeye yardımcı olmak ve bunu kolaylaştırmak için sayısız özelliğe sahiptir.

dilimin ucunda fenomeni
Düşünceleri kelimelere dönüştürme işi genellikle basite alınan fakat esasında oldukça karmaşık bir süreçtir. Beyniniz, soyut kavramlardan oluşan düşünceleri önce kelimelere dönüştürür ve ardından bunları uygun seslerle eşleştirir.

Tüm bunlarla karşılaştırıldığında bir insanın adı bize ne sunar? Muhtemelen geçmişine ve kültürel kökenlerine dair bazı ipuçları sunacaktır. Ancak sonucunda sadece birkaç sözcüktür. Eğer bir kişinin adını hatırlamak istiyorsanız o adın size bir anlam ifade etmesi gerekir. Eğer etmiyorsa, karşınızdaki kişi ile kaçınılmaz olarak bir miktar sohbet ettikten sonra adını hatırlamamanız normaldir. Toplumsal kurallar ilk karşılaşmada hoşbeş etmemizi söyler ama bu o kişinin isminin biz daha kodlayamadan kısa süreli belleğin dışına itilmesi ihtimalini artırır.

Çoğu insan düzinelerce isim bilir ve yeni bir tane öğrenmenin ciddi çaba gerektirmediğini düşünür. Bunun nedeni belleğinizin, işittiğiniz ismi etkileşimde bulunduğunuz insanla ilişkilendirmesidir. Bylece kişi ile isim arasında beyninizde bir bağlantı kurulur. Etkileşiminiz genişledikçe, kişi ile ismi arasında daha da fazla bağlantı oluşturulur, böylece bilinçli tekrara ihtiyaç kalmaz.

Dilimin Ucunda Fenomeni Neden Kaynaklanıyor?

Diyelim ki birisinin hem adı hem de yüzü uzun süreli bellekte başarıyla depolandı. Ama bu mücadelenin sadece yarısı; şimdi gerektiğinde bu bilgiye ulaşmanız lazım.

Dilimin ucunda fenomeni,1966’dan bu yana kapsamlı olarak incelenmektedir. Ancak bu durumun incelenmesi, nasıl ve neden meydana geldiğini anlamak isteyen psikologlara bazı zorluklar sunar. Süpernovalar gibi geçici fenomenleri inceleyen astronomlar gibi, araştırmacılar da dilimin ucunda durumunun eninde sonunda olacağını tahmin etseler de bunun zamanını bilemezler. Bu belirsizlik, onları bu durumu iki farklı biçimde araştırmaya yöneltmiştir. Bunlardan bir tanesi doğal yöntemler, ikincisi ise laboratuvar ortamında deneysel olarak kelime bulma hatalarını tetiklemek olmuştur.

Örtülü anıların geri çağrılması otomatiktir, ancak bellek sık sık takılır; hatalar yapar ve aradığımız bilgiyi geri çağırabilmek için uğraşır dururuz. Beyin, etkinliğine bağlı olarak bilgiyi önem sırasına göre koyan bir oda gibidir. Bu odada da “kullan ya da kaybet” prensibi uygulanır. Örneğin telefon numaraları; onları artık hafızanızda tutmanız gerekmez çünkü artık telefonlarınızda kayıtlıdır ve silinebilir.

Dilimin Ucunda Fenomeni Engellenebilir mi?

Kesin olarak bir çözüm olmasa bile yapılan araştırmalar, kişi bir kelimeyi hatırlamakta zorluk çektiğinde, doğrudan cevabı söylemek yerine hatırlamaya yardımcı olacak ipuçları vermenin, devamında o bilginin unutulmasını engellediğini ortaya koyuyor. Yani katılımcıya fonolojik bir ipucu verildiğinde, örneğin; kelimenin ilk birkaç harfini söylemek gibi, bir sonraki sefere kelimeyi hatırlamak daha mümkün hale geliyor.

Geri getirme başarısızlıkları, kavramların anlamları ile onları uzun süreli bellekte ifade eden kelimeler arasındaki bağların zayıfladığının kanıtı olarak alınabilir. Ancak yaşla birlikte kelime bulma problemlerindeki artışın çok farklı bir şeyi yansıtması da mümkündür. Güneydoğu Indiana Üniversitesi’nden psikolog Donna Dahlgren, asıl sorunun yaş değil, bilgi sorunu olduğunu savunuyor.

Onun düşüncesine göre ne kadar çok bilgiye sahipsek bu durumu daha fazla deneyimleyebiliyoruz. Bu nedenle araştırmacılar aslında bu durumdan endişelenmemiz gerektiğini sözlerine ekliyorlar. Çünkü bir kelimenin anlamını ya da bir ismi hatırlamaya çalışmak aslında üst bilişsel bilgiler için faydalı oluyor. Yani bir nevi beyninizde duran örtük bilgileri gözden geçiriyorsunuz.

Çözümü olmayan süreçlerde olumlu tarafa odaklanmak iyi bir fikir olabilir. Ancak en azından bu durumun yaygın bir sorun olduğunu bilmek, sık deneyimlediğiniz bir durum ise moralinizi düzeltebilir. Belki de biraz mola vermeniz gerekiyordur.


Göz Atmak İsterseniz

Kaynaklar ve ileri okumalar:

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.
Başa dön tuşu