ZİHİN AÇAN YAZILAR

Dijital Dünyanın Karanlık Tarafı: Sosyal Medya ve Akıllı Telefon Bağımlılığı

Sosyal medya, teknoloji ve akıllı telefon ile aranız nasıl? Sabah yatağınızdan kalkar kalkmaz ilk işiniz telefona bakmak mı? Ya da uyumadan önce ”şöyle bir bakınıp da yatayım” diyor musunuz?

Arkadaşınızla konuşurken ”bir dakika canım şunu yazıp hemen döneceğim, bu çok acil” diyor musunuz? Biri size bir şey anlatırken ” aaa sen anlatacağını bitir, sen anlatırken aklıma geldi sana çok komik bir şey izletceemm yha çok gülcenn” diyor musunuz?

O zaman bu konuyu masaya yatırmayı tercih edebilirsiniz. 🙂

Dijital Dünyanın Potansiyel Karanlık Tarafı

Teknoloji elbette pek çok fırsat, kolaylık ve güzellik katıyor insan yaşamına. Ancak dijitalleşmemizin potansiyel olarak daha karanlık bir tarafı var: Gizlilik kaybı, itibar kaybı, insan ilişkilerinde yüz yüze iletişimin azalması, daha fazla veri ihlali ve güvenlik tehdidi.

Austin’deki Teksas Üniversitesi’nde gerçekleştirilen Identity Threat Assessment and Prediction (ITAP) Raporu (şuradan ulaşabilirsiniz), mal-mülk, itibar kaybı dahil olmak üzere veri ihlali mağdurlarının maruz kaldığı tüm sonuçları ele alıyor. Mağdurların büyük bir kısmı bu ihlallere maruz kalma sonucunda ağır duygusal travmalar yaşıyor.

Diğer yandan çoğu genç de özellikle sosyal medyanın neden olduğu stres ve sıkıntıda boğuluyor.

Teknoloji ve medya kullanımını çocuklar için daha güvenli hale getirmek amacıyla ailelere destek ve eğitim veren kar amacı gütmeyen kuruluş Common Sense Media CEO’su James Steyer, sosyal medyanın etkileri ve 7/24 teknoloji kullanımının günümüz gençlerine vereceği zararlar konusunda büyük endişeler olduğunu belirtiyor. Çünkü bu kullanım sürelerinin teknoloji bağımlılığına yol açması kaçınılmaz gibi gözüküyor.

26 yaşındaki Jake Sahadi de bu noktada bağımlılık noktasına gelmiş birisi. 13 yaşından itibaren MySpace ve daha sonraki yıllarda Facebook, Twitter ve Instagram üzerinden sosyal medyaya bağlanan Sahadi, kendi potansiyeline ulaşmanın gün geçtikçe zorlaştığını belirtiyor.

Kendisi lise boyunca sadece online yani çevrimiçi olma isteği taşıdığı için notları oldukça kötü bir hal almış. Sahadi bu bağımlılıktan kurtulmak adına, son zamanlarda sosyal medyasını günde en fazla beş dakikaya indirmiş ve doğaya daha fazla zaman ayırmış. Ayrıca üniversiteye geri dönmeye karar vermiş.

Yine de, teknolojiden tamamen kopmak da makul görünmüyor. Sonuçta bu da bir aşırılık hali..

Georgetown Üniversitesi’nde Bilgisayar Bilimi Profesörü Cal Newport,“ Dijital Minimalizm: Gürültülü Bir Dünyada Odaklı Bir Yaşam Seçmek ” kitabında sıfırdan başlamak ve “dikkatinizden para kazanan şirketlerden”uzaklaşmaktan bahsediyor. Bunun için akıllı telefonunuzdaki pek çok uygulamayı kaldırmanız gerektiğini düşünüyor.

Hangilerinin önemli olduğunu ve nedenini belirleyin ve sonra gerçekten önemli olmayan şeyleri silin diyor Profesör..

Ayrıca Profesör’e göre Facebook’tan tam zamanlı kopmaya hazır olmasanız bile uygulamayı telefonunuzdan kaldırıp yalnızca bilgisayardan kontrol etmeyi denemek bile çok büyük bir etki yaratacaktır.

İnsanları akıllı telefon kullanımını azaltma konusunda yönlendirmeyi amaçlayan Moment’in CEO’su Tim Kendall da sosyal medyanın aşırı kullanımanın depresyona neden olabileceğini gösteren çalışmalara dikkat çekiyor. Sosyal medyayı abur cubura benzeten Kendall, tek bir kurabiyeye sahip olmak kötü değilken bunun 20 olmasının vereceği zararı kıyaslıyor.

Akıllı Telefon Kullanımını Nasıl Azaltabiliriz?

ABD’DE SurveyMonkey anketine yanıt veren akıllı telefon sahiplerinin % 60’ı akıllı telefonlarını tek bir gün için bırakmanın zor olmayacağını belirtmekle birlikte neredeyse tamamı akıllı telefonlarından bir hafta vazgeçmenin zor olacağını söyledi.

Ancak bu gayet normal.. Anketi yanıtlayan her 10 kişiden yaklaşık 8’i mesajlaşma, e-posta, hava ve trafiği kontrol etmeye kadar tüm günlük görevler için telefonlara güvendiklerini söylüyor.

Yine de katılımcıların yarısından azı (% 47) akıllı telefonlarını kullandıkları miktarı azaltmaya çalıştı. Bunu yapanların % 82’si bu tutumlarında az-çok başarıyı yakaladı.

%39’u bu bağımlılığı aniden keserek azaltmaya çalıştı. Tıpkı sigara içenlerin aniden sigara içmeyi bırakması gibi.

Bir başka %39 ise erişimlerini zorlaştırmak için uygulamaları silerek, oturumu kapatarak akıllı telefon kullanımı süresini azaltmaya çalıştı.

Sonuçta da katılımcıların sadece % 2’si resmi bir dijital detoks programına katıldı.

Katılımcıların % 43’ü bu çabaların zihinsel durumlarını iyileştirdiğini söylerken, yarısı bunun üzerlerinde bir etkisi olmadığını söyledi.

Seattle-Tacoma Havaalanında çalışan Grant Gurewitz ise akıllı telefon ve benzeri cihazlara olan bağımlılığının kendi mental ve fiziksel sağlığını giderek olumsuz etkilemesinin aynında aile ilişkilerinde de sıkıntılar yaşadığını belirtti.

Bu noktadan sonra Gurewitz sosyal medya uygulamalarını telefonundan kaldırdı, bildirimlerini kapattı, telefonunu her gece 8:30 veya 9’da kullanmayı bıraktı ve uyandığı ilk saat içinde cihaza bakmayı bıraktı ve deneyimlerini blog yazılarına aktardı.

Güney Indiana Üniversitesi Profesörü Jason Fertig, öğrencilerden gerekli olmayan, işle ilgili olmayan herhangi bir teknolojiden 24 saat ila bir hafta uzak kalmalarını ve ardından deneyimleri hakkında blog yazmalarını istedi.

Fertig neredeyse tüm öğrencilerin daha fazla şey yapabildiklerini, ailelerine daha bağlı hissettiklerini belirtti.

Sosyal medyadan, teknolojiden, akıllı telefonlardan uzaklaşmadıkça onlara ne kadar bağımlı olduğumuzu anlayamayabiliyoruz.

***

Teknoloji dünyasında yaşasak da tüm bu trendlerden uzak ütobik noktalar da var.

Batı Virginia’daki Green Bank köyü bunlardan biri. Amerika’nın en sessiz yeri olan köyde kablosuz elektronik aletler tamamen yasaklanmış durumda. Yani Green Bank köyünde ne cep telefonu kullanılıyor ne de internet.

Ancak Green Bank’ın hedefi dijital bir diyetle ilgili değil.

Green Bank Teleskopu dünyanın en büyük, tamamıyla yönlendirilebilir radyo teleskopu. Green Bank Ulusal Radyo Astronomi Gözlem Evi’nin (National Radio Astronomy Observatory- NRAO) bir parçası olarak görev yapıyor.

Gözlemevinin çalışma mekanizmasını etkilememek için de yaklaşık 34 bin kilometrekarelik bir alan ‘Ulusal Radyo Sessizlik Bölgesi’ olarak ilan edilmiş.

Bu bölgede zorunlu bir durum olsa da Massachusetts’teki Flavors Restaurant, müşterileri “Lütfen cep telefonlarınızı kapatın ve birbirinizle konuşun” şeklinde bir uyarıyla karşılıyor.

Ayrıca bazı Wyndham Grand Otelleri aileleri ve çocukları cihazlarını bir kenara bırakıp bunun yerine yaratıcı oda içi etkinliklerin tadını çıkarmaya teşvik eden “Yeniden Bağlandı” programına katılmaları durumunda %5’lik bir indirimle ödüllendirdi.

***

Ne dersiniz? Durum sizce de bu kadar vahim mi?

Siz de sosyal medya ve akıllı telefon bağımlılığı için sosyal medya diyeti -veya farklı yöntemler- uyguluyor musunuz? Uyguluyorsanız hayatınızda bir değişim oldu mu?

Bir başka yazımıza göz atmak isterseniz: En Sevdiğimiz Konu: Kendimiz, En Sevdiğimiz Yer: Sosyal Medya

Detaylı Okuma: https://amp-usatoday-com.cdn.ampproject.org/c/s/amp.usatoday.com/amp/1958599001

Matematiksel

Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan; filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim.. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum. Spora, sanata (özellikle resim sanatı), müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara, filmlere düşkünüm.. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Küçük yaşlardan itibaren birikmiş 9 adet günlüğüm var. Amaçlı ve amaçsız yaşamanın çeşitli noktalardan artı ve eksileri olduğunu düşünsem dünyadaki her şeyin gelip geçici olduğuna inanıyorum. Yine de -her şeye rağmen- ben uzun süredir amacı olanlardanım.. Buradan enerji sağlayabiliyorum.. Çoğunlukla enerjik, dışa dönük olsam da yeri geldikçe oldukça içe kapanmaya ve yalnızlığa susayabiliyorum. İkisi de keyifli ve öğretici.. Matematiksel sitesinin öncelikle hayranı olan bir okuruyum sonra Matematiksel’e katkı sağlamaya çalışan enfes ekibin bir parçasıyım. Özetle bu dünyayı bir rüyaymış gibi (Is this the real life? Is this just fantasy?) hissedip iyi bir insan olarak '‘kalmaya'’ çabalayan, sonsuzmuş gibi üretmeye çalışan insanlardan olarak; bahsettiğim 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum. Yaşam keşifle canlanıyor..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı