C Vitamini Efsanesi ve İstemeden Bunu Bize Kazandıran Linus Pauling

Linus Pauling tarihe adını tek başına yaptığı çalışmalarla iki Nobel Ödülü alan insan olarak yazdırdı. Kendisi 1954’­te Kimya ve 1964’te Barış ödüllerini aldı. Onun kimyasal bağları anlamakta, çözümlemekte ve anlatmakta gösterdiği beceri olmasa organik kimyacılar bize bugün kullandığımız binlerce yapay malzemeyi üretemezlerdi. Ancak ne yazık ki kendisinin adı günümüzde başarılarından ziyade C vitamini konusunda bir sağlık mitini ortaya çıkarması ile hatırlanır.

Öncelikle 2004 yılında kaybettiğiniz, “kimyacıların kimyacısı” diye bilinen Linus Pauling’in hayatı ve çalışmaları hakkında biraz bilgi verelim. Sonra da C vitamini efsanesine geçelim.

Kısaca Linus Pauling

50’lerin soğuk savaş yıllarında Pauling atom bombasının yeryüzündeki testlerine son verilmesini isteyen kampanyalara katıldı. Bu barış kavgasına tüm saygınlığını ortaya koyarak katılması ona zor, çelişkili günler yaşattı. Kendi onuruna verilen Beyaz Saray’daki resepsiyona katıldıktan sonra Beyaz Saray önünde elinde “Atom bombasına hayır!” pankartı ile gösteri yapması unutulmayacak bir olay olarak tarihe geçti. Beş dakika önce onu kutlayanlar bu kez onu sorguya çektiler, pasaportunu elinden aldılar. Çünkü kam­panyaya destek veren imzalar toplayan arkadaşlarının adlarını sorguculara ver­memişti.

Linus Carl Pauling ABD’de, Oregon’da doğdu. Eğitiminin ardından, California Teknoloji Enstitüsünde yardımcı profesör oldu ve ömrünün çoğunu orada geçirdi. Araştırmalarının odak noktası, moleküllerin yapısını ve birbirleri ile nasıl tepkimeye girdiklerini anlamaktı.

1930’ların başında Pauling çığır açan bir dizi makaleyle, kimyasal bağların kuantum-mekaniksel bir açıklamasını ortaya çıkardı. Karmaşık kristallerin X-ışını kırınımını yorumlamanın beş kuralını oluşturdu. ( Daha fazla bilgi için: Pauling kuralları). Linus Pauling bilimsel çalışmalarının yanında Barış kampanyaları da yürüttü. Bunun sonucunda ABD ile Vietnam arasında arabuluculuk çabalarından ötürü 1963’te Nobel Barış Ödülünü aldı.

Kendisine hangi “Nobel Ödülü daha önemli?” diye sorulduğunda hep aynı cevabı verirdi. “Barış Ödülü. Kimya ödülünü yapmaktan zevk duyduğum işler için verdiler bana. Barış ödülünü ise yapmak zorunda kaldığım işlerden dolayı aldım. Onu almak bana ve aileme çok pahalıya mal oldu. Bu çabalarım bana zevk vermedi. Ancak onlar benim görevimdi!”

Pauling biyolojik moleküllere büyük ilgi duydu ve orak hücreli aneminin moleküler bir hastalık olduğunu keşfetti. Pauling’in bir başka araştırma konusu da insan sağlığı üzerinde vitaminIerin oynadığına inandığı rolü üzerineydi.

C Vitamini Efsanesi Nasıl Başladı?

C vitamini ile ilgili bir hikaye iskorbüt ile başlamalıdır. Bu vitaminin diğer adı askorbik asittir. Bu da “iskorbüt önleyici” anlamına gelir. C vitamini vücut dokusunu oluşturmak ve onarmak için gereklidir. Yoksunluğunda morarma, kanama, diş kaybı gibi bir dizi semptomlar oluşacaktır.

İskorbüt hastalığı, C vitamini yetersizliği sonucunda oluşur. İskorbüt hastalığı daha çok denizcilerde rastlandığı için denizcilik hastalığı olarak da bilinmektedir. Modern çağa kadar iskorbüt, taze yiyeceğe erişimi olmayanlarda, özellikle uzun deniz yolculuklarına çıkan denizciler ve ortaçağ şehir sakinlerinde önemli bir ölüm nedeniydi.

Bugün iskor­büt çok kolay bir şekilde önlenebildiği için çok ender olarak görülmektedir. Bu yüzden de geçmişte kalmış bir uyumsuzluk hastalığı olarak kabul edilmektedir.

1747’de, doktor James Lind bir düzine iskorbüt hastasını ikişerli altı gruba ayırdı ve her gruba farklı bir tedavi uyguladı. Her gün iki portakal ve bir limon verilen hastalar diğerlerinden daha hızlı iyileşme göster­mişti. Zaman içinde bu hastalığın belirli besinlerin eksikliği sonucunda olduğu anlaşıldı.

Sonrasında, 1900 yılı civarında yeni bir kavram ortaya çık­maya başladı: gıda eksikliği ve bunun için belli kim­yasal bileşenlere ihtiyaç duyulduğu fikri. Bu dönemde araştırmalar arka arkaya geldi. Sonunda 1928’de Albert Szent-Györgyi limonda bulunan ve iskorbüte karşı etkili olduğu anlaşılan C vitaminini izole etti. Soğuk algınlığını önlemek için her gün C vitamini alma fikri de bu dönemde yaygınlaşmaya başladı.

Soğuk algınlığını önlemek için her gün C vitamini almak çoğu insanı soğuk algınlığından korumaz. Hasta oldukları süreyi sadece biraz kısaltır. Soğuk algınlığı semptomlarınız olduğunda C vitamini almaya başlamak, soğuk algınlığınızı etkilemeyecektir. Sağlıklı ve iyi kalmak için belirli bir miktarda C vitaminine ihtiyacınız vardır ve çoğu insan bunu günlük diyetlerinde zaten yeterince alır. 

Linus Pauling’in C Vitaminine Olan Takıntısı

1960’taki bir konuşma sırasında Pauling, bilimdeki heyecan verici keşifleri takip etmek için 25 yıl daha yaşayabileceğini umduğunu söylemişti. Onu dinleyen kişilerden biri olan Irwin Stone, Pauling’in kariyerinin gidişatını değiştirecekti. Pauling’e yazdığı bir mektupta Stone, daha uzun yaşamak için her gün 3.000 mg C vitamini almasını tavsiye etti. 

Pauling, Stone’un tavsiyesini aldıktan sonra ” daha canlı ve sağlıklı ” hissetmeye başladığını söyledi. Sonrasındaki birkaç yıl içinde Pauling, C vitamini alımını artırdı ve sonunda günde 18.000 mg aldı. İlerleyen süreçte de C vitamini onun bilimsel takıntısı haline geldi.

Pauling’in 1970’te yayınladığı “C vitamini ve soğuk algınlığı” isimli kitabı; yazarının güven verici ismi nedeni ile, tüm dünyada kabul gören, yüksek doz C vitamininin soğuk algınlığını önleyeceği iddiasının temelini oluşturdu. 1976’da ikinci kitap yayınlandı.

Bu kitapta C vitamini dozu daha da yükseltilmişti. Ayrıca bu yüksek doz vitaminin gribe karşı da koruyacağı iddia edilmişti. C vitamini serisinin son kitabı da aynı çizgiyi sürdürdü. Pauling, daha da yüksek dozun kanseri de önleyeceğini iddia etti. C vitamini çılgınlığı da böyle başladı.

1970 yılında Pauling, Amerikalıları günde 3.000 mg C vitamini tüketmeye teşvik ettiği Vitamin C and the Common Cold adlı kitabıyla ortaya çıktı .

C Vitamini Sizi Grip Olmaktan Korumayacaktır

Kitapta önerilen C vitaminini doğal yoldan almak imkansız olduğundan C vitamini satışları arttı. Vitaminleri yüksek doz alarak sağlıklı olmak ve böylece hastalıklardan korunma fikri de bu şekilde başladı. Ancak maalesef, tüm başarılarına rağmen, bu öngörüsü tıp dünyasını ikiye ayırdı. Sonucunda bu da onun ününe zarar verecekti.

Normal günlük C vitamini dozu tüketen ve soğuk algınlığı olan hastalar ile ilgili yapılan 30 çalışmayı içeren bir inceleme, bu vitaminin soğuk algınlığı süresini yüzde 8 oranında azalttığını buldu. Bu, soğuk algınlığınız beş gün sürerse, yaklaşık 10 saat kısalabileceği anlamına gelir.

Araştırmacılar ayrıca C vitamini takviyelerinin kanser riskini azaltıp azaltmadığını incelemek için çok çaba sarf ettiler. Ancak klinik deneylerden elde edilen kanıtlar, C vitamini takviyelerinin böyle bir etkisinin olmadığını gösterdi. Aynı durum C vitamini ile pnömoni (zatürre) arasında da geçerliydi.

Linus Pauling, günümüzde kazandığı iki Nobel ödülü ile değil, daha ziyade C vitamini konusundaki iddiaları ile hatırlanır. Hepimiz zaman zaman soğuk algınlığına yakalanırız. Sonucunda C vitamini takviyeleri kadar basit bir şeyin anlamlı bir fark yaratması harika olurdu. 

Ama ne yazık ki, C vitamini takviyelerinin semptomlar üzerinde sadece küçük bir etkisi vardır. Kısacası, soğuk algınlığımız için C vitamini tüketmeniz gerektiği fikri bir efsanedir. Bu efsane ilaç şirketleri tarafından da desteklendiği için varlığını sürdürmeye devam etmektedir.



Kaynaklar ve İleri Okumalar:

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.
Başa dön tuşu