Tıp ve Sağlık

William Banting’in Düşük Karbonhidratlı Rejimi Nasıl Keto Diyeti Oldu?

Malum yaz geliyor. Bunun sonucunda da fazladan taşımak zorunda olduğunuz 3-4 kiloyu hızlıca vermeniz gerekiyorsa siz de internette bunun için arayışa girmiş olabilirsiniz. Bu noktada da mutlaka hızlı kilo vermenin mucize yöntemlerinden biri olarak lanse edilen keto diyeti ya da ketojenik beslenme ile karşılaşmışsınızdır.

Nörologlar ketojenik diyeti 1920’lerde epilepsi hastası çocuklarda tedavi aracı olarak geliştirdiler. Altında yatan fikir beyni glikozdan mahrum bırakarak beyin kimyasını değiştirmek ve nöbetlerin önüne geçmekti. Keto diyetinin amacı, vücudun tüm enerjisini şeker kullanmak yerine yağlardan almasını sağlamaktır. Temelde yüksek yağlı, orta proteinli ve çok düşük karbonhidratlı bir diyettir. Vücuda gerekli karbonhidratı sağlamadığınızda, vücut ihtiyaç duyduğu enerjiyi elde etmek için vücutta depolanan glikojeni tüketmeye başlar. Bu sayede, kan şekeri ve insülin düzeylerinde de düşüş olur. Bu azalma da genel sağlığa olumlu katkıda bulunacaktır.

Keto diyeti, vücudu enerji için karbonhidratlar yerine yağ yaktığı bir ketoz durumuna zorlamak için tasarlanmıştır. Karbonhidratlar bizim varsayılan enerji kaynağımızdır, ancak hiç tüketmediğinizde vücut hayatta kalmak için yağ yakma durumuna geçer.

Peki karbonhidrat alımı ile kilo verme arasındaki ilişkiyi ilk öne süren kimdi? Bir bilim adamı mıydı, bir üniversite profesörü müydü yoksa bir doktor mu? Aslında cevap hiçbiri. Düşük karbonhidrat diyetini popülerleştiren, 60’lı yaşlarının ortalarında bir cenaze müdürü olan William Banting’di

William Banting: Düşük Karbonhidratlı Beslenmenin Tarihçesi

1800’lerin sonlarında, William Banting’in başı kiloları ile dertteydi. 1797’de Londra’da doğan William Banting, cenaze organizasyonları yapıyordu. İşleri yolunda gitmiş, rahat bir yaşama kavuşmuş, bu da ona fazla kilolar olarak dönüş yapmıştı. Banting’de ilk olarak bir çoğumuz gibi spor yaparak kilo vermek istedi. Bunun için sabahları Thames Nehri’nde kürek çekmeye başladı. Bu kesinlikle onun gücünü artırdı, ancak aynı anda iştahını da artırarak daha da kilo almasına neden oldu.

Tempolu yürüyüşler, aç kalmalar, buhar banyoları. akla gelen hemen her yöntemi deneyen Banting bir türlü fazla kilolarını veremiyordu. Sonunda neredeyse ayakkabı bağcıklarını bağlayamayacak kiloya gelmişti. Ayrıca genel sağlık durumu da giderek kötüleşiyordu. Bir gün Dr. William Harvey adında bir doktordan randevu aldı.

Şans eseri, Dr. Harvey Paris’teki bir kongreden yeni dönmüştü. Orada duyduğu yeni diyet teorilerini test etmeye hevesliydi. Sonunda mükemmel kobay faresini bulmuştu. Dr. Harvey, Banting’in tıbbi geçmişini dinledi ve ondan tipik bir günün öğünlerini listelemesini istedikten sonra, ona “ekmek, tereyağı, süt, şeker, bira ve patates”i yasaklayan bir diyet planı verdi. önerilen beslenme biçimi aslında günümüzün modası keto diyetine oldukça benzerdi.

Banting, Dr. Harvey’in diyetinin etkilerini neredeyse anında hissetti. Yıllardır olduğundan daha iyi uyuduğunu bildirdi. Genel sağlığı da hızla düzeldi. Daha da önemlisi, giderek kilo vermeye başladı. 1863’te, Banting, On Corpulence başlıklı bir broşür ya da daha doğrusu “halka açık bir mektup” yayınladı. İçinde hikayesini anlattı. Bu mektup ve içindeki tavsiyeler bir anda popüler oldu. Ölümünden sonra bile On Corpulence satmaya devam etti.

Keto Diyeti Nedir?

Normal durumda vücudumuzun enerji elde etme şekli çok basittir. Temel olarak 3 makro besin grubundan oluşan yiyecekler yersiniz. Bunlar karbonhidratlar, proteinler ve yağlardır. Vücudumuzun yediğimiz yiyecekleri kullanabilmesi için bu besin gruplarını dönüştürmesi gerekir. Bunun sonucunda, karbonhidratları glikoza, proteinleri amino asitlere ve yağları yağ asitlerine dönüştürmeye yardımcı olan enzimatik bir parçalanma (sindirim) süreci gerçekleşir. Daha sonra glikozun hücresel metabolizmaya enerji sağlamak amacıyla parçalanmasının ilk aşaması olan glikoliz aşaması gerçekleşir. Yağ asitleri ise yağ hücrelerinizde depolanır.

Ketojenik diyetin temelinde vücudun dışarıdan karbonhidrat alımını büyük ölçüde azaltmak vardır. Karbonhidrat alımındaki bu azalma vücudu ketoz adı adı verilen metabolik bir duruma sokar. Ketoz durumunda vücut enerji için yağ yakmada çok daha verimli bir hale gelir ve vücut enerji ihtiyacını karbonhidratlar yerine yağlardan karşılamaya başlar. 

Tamamen normal koşullar altında, vücut enerjisini elde etmek için karbonhidratları veya şekerleri, özellikle glikozu tercih eder. Yemekten hemen sonra kanda bol miktarda glikoz bulunur ve kan şekeri seviyesi yüksektir. Bu yüksek kan şekeri pankreasa insülin salgılaması için sinyal verir. İnsülin çoğu organın bol miktarda glikoz kullanmaya başlaması için gereklidir. Tüm glikoz tükendiğinde, vücut yağ kullanmaya geçer. Depolanmış yağlar kan yoluyla karaciğere taşınır. Karaciğerde parçalanarak vücuttaki enerjinin çoğunu üreten sitrik döngüye girer. Ketojenik diyet vücudun yağları kullanmasını sağlamayı amaçlar. Bu nedenle karbonhidratlar en az miktarda yenir. Vücudu ketozda tutmak, ketojenik bir diyetin hedeflediği şeydir.

Ketojenik Beslenme Sağlıklı Bir Beslenme Şekli midir?

Kısa dönemde; evet, bir süre için bu şekilde beslenirseniz insülin salgılanması azalacağından, insülin direnci ve insülin artışına bağlı damar sertliğinden, beraberinde ayrıca leptin direncine bağlı olan o sürekli acıkma halinden muaf olursunuz. Uzun dönemdeyse işler değişir.

Vücudunuzu ketoz gibi önemli metabolik değişikliklere maruz bıraktığınızda bazen “keto gribi” sorunu yaşayabilirsiniz. “Keto gribi”, temel olarak keto diyetinin neden olduğu bir griptir. Ek olarak, bu diyette sebze, meyve, tahıl ve lif tüketiminde belirgin bir azalma varken, yağ alımında artış vardır. Gördüğünüz gibi, keto diyeti kesinlikle dengeli olmaktan uzaktır. Ayrıca, daha az yeşillik ve sebze alımı bazı insanlarda kabızlık sorunlarına yol açar.

Ek olarak, keto diyeti sizi dehidrasyona yatkın hale getirir. Keto diyetini uygulayan kişilerin yaklaşık %3-10’unun böbrek taşı geliştirdiğine dair kanıtlar vardır. Bu diyet esnasında sıvı alımınızı arttırmanız gerekmektedir.

Ketojenik beslenmenin, epileptik çocukların tedavisinde, obez kişilerde kilo vermede ve şeker hastalarında kan şekeri düzeylerini iyileştirmede başarılı olduğu kanıtlanmıştır. Ancak başka sağlık sorunlarınız varsa dikkatli olunmalıdır. Kısa vadeli çalışmalardan elde edilen kanıtlar bu diyeti desteklerken, herhangi bir fayda veya tehlikeyi kesin olarak belirtmek için yeterli uzun vadeli mevcut kanıt henüz yoktur. Bu nedenle, böyle bir diyete başlamak istiyorsanız, bir beslenme uzmanına danışmak akıllıca olacaktır.



Kaynaklar ve ileri Okumalar:


Dip Not

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konularda ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Başa dön tuşu