Cici Kız Sendromu Nedir ve Neden Kaçınılması Gereklidir?

Günümüzde birçok insan aslında sadece sevgi ve saygı görme peşinde. Tüm etiket, unvan, mal-mülk-para kavgalarının ardında, sosyal medya savaşlarının temelinde belki de bu açıdan tatmin olma gayesi yatıyor. Ancak işin içine bir de cinsiyetler girince toplumsal öğretiler eşliğinde yaratılan kalıplar bambaşka problemlere de vesile oluyor. Cici Kız Sendromu da bunlardan biri.

Sendromun İngilizce karşılığı “Nice Girl” olarak geçiyor. “Nice” kelimesi dilimize cici olarak çevrilmiş. Cici çocuk dilinde yaramaz olmayan, sevimli, uyumlu gibi anlamına geliyor. Aslında bir kişinin cici olarak tanımlanması kötü bir durum değil. Ancak sorun karşımıza bazı kalıpları içselleştirdiğimiz zaman çıkıyor.

Cici Kız Sendromu Nedir?

Yıllar boyunca birçok psikolog ve yazarın belirttiği gibi, küçük kızlarda değer verdiğimiz ve övdüğümüz bazı nitelikler var. Örneğin, herkese karşı nazik olmak, hoşgörülü, sessiz ve her ortamda uyumlu olmak bunların başında gelir. Sonrasında da liste uzar gider. Ancak bir çocuğun beyninin %85’i 5 yaşına gelene kadar gelişir. Bu gelişim esnasında öğrenilen kalıplar da kız çocukları büyüdüklerinde karşılarına bir sorun olarak çıkar. Çünkü bu kişiler genellikle çocuklukta öğrenilen cici olma davranış biçimini yetişkinlikte de sürdürme eğilimi gösterirler. Hayır demek istedikleri halde evet derler. Bazen de haksız eleştiriler ile karşılaşsalar bile öfkesini bastırarak susmayı tercih ederler.

Bu sendromdan mustarip cici kızların çoğu erkeklerin korumasına muhtaç olduğunu düşünür. Erkeğin üstünlüğüne olan inanç, cici kızların yetenek ve başarılarının örtülü kalmasına yol açar. Bunun neticesinde de bağımlı ve pasif bir kişilik geliştirirler. Cici kızlar yaşamları boyunca başkalarını mutlu etmeye kendilerini adarlar. Aslında sevgiyi bu şekilde bulmaya çalışırlar. Bunun sonucunda da ruhen ve bedenen aşırı yorulmuş bir kişi ortaya çıkacaktır. Her yere yetişmeleri beklenir ve onlar da buna uğraşır. Kendisini zorlayan talepleri karşılayamadıklarında suçluluk ve utanç duyarlar. Çevreden de suçlamalara maruz kalırlar.

Bu sendrom yaşanılan zamanla ve coğrafya ile farklı bulgular da gösterebilmektedir. Kadını ikinci sınıf insan gibi gören toplumlarda, kadının varlığından ve gücünden korkulur. Dolayısıyla bu toplumlardaki kadınların cici kızlar olmaya çalışması daha sık karşımıza çıkar.

Kadınların ve erkeklerin, kızların ve erkeklerin nasıl olması gerektiğine dair kalıp yargılar veya “kurallar” çocuklukta başlayıp yetişkinliğe kadar bizi takip eder. Toplumsal cinsiyet, biyolojik cinsiyetten farklı bir anlam taşır. Toplumsal cinsiyet, roller sonucu edinilen psikolojik ve sosyolojik cinsiyeti ifade eder. Biyolojik cinsiyet ise erkek ve kadın arasındaki ‘biyolojik’ farkı ifade eder. Bu terimin yanına eşitlik konulduğunda ise cinsiyetin belirlediği roller karşısında mevcut/olası eşitsiz uygulamalara yönelik bir anlayış ifade edilmektedir.

Erkek ve Kadın Liderleri Tanımlamak İçin Kullandığımız Kelimeler Farklı

Kararlarımızda kendimizi tarafsız ve nesnel olarak düşünmeyi severiz. Şimdi bir şirketin yönetiminin başında olduğunuzu düşünün. Karşınız da bir kadın bir de erkek iki aday var. Öncesinde şirket içi bir performans değerlendirme çalışması yapılmış ve sonuçlar elinizde. Kimi terfi ettirirdiniz? Performans değerlendirmelerinde analitik olarak tanımlanan biri mi yoksa şefkatli olarak tanımlanan biri mi? 

Dilin ve kalıpların kişilerin davranışlarını etkilemesi tam da bu noktada karşımıza çıkıyor. Bu konuda yapılan bir çalışma da bir kanıt sağladı. Çalışma sonucunda elde edilen verilere göre, erkekleri tanımlamada en yaygın şekilde kullanılan pozitif terim analitik iken kadınlar için bu şefkatliydi. “Analitik” ve “şefkatli” değerlendirilen kişiye olumlu yansır. Ancak, çalışma ortamında bu iki kelime arasında bir fark vardır.

Analitik terimi görev yönelimlidir, kişinin akıl yürütme, yorumlama ve strateji oluşturma yeteneğinden ve işletmenin misyonu veya hedeflerine önemli ölçüde destek olmasından bahseder. Şefkat ise ilişki yönelimlidir. Pozitif bir iş ortamına katkı sağlar fakat işi başarma konusunda daha az değerlidir. 

Kelimeler Düşüncelerimizi Nasıl Etkiliyor?

Kullanım sıklığına göre erkekleri ve kadınları tanımlayan sözcükler görülüyor. Erkekler çoğunlukla analitik, yetkin, atletik ve güvenilir gibi sıfatlarla tanımlanırken kadınlar şefkatli, hevesli, enerjik ve düzenli olarak tanımlandı. Olumsuz sözler kısmında ise, kadınlar sıklıkla yeteneksiz, ciddiyetsiz, dedikoducu, heyecanlı, dağınık, saati saatine uymayan, kolay paniğe kapılan ve kararsız şeklinde değerlendirilirken erkekler kibirli ve sorumsuz olarak değerlendirildi. 

Cinsiyet rolleri ve liderlik hakkında toplumda yaygın olarak kabul gören düşünceler yüzünden çoğu insandan bir lideri resmetmesi istendiğinde çizdikleri şey erkek bir lider olur. Ekip içinde kadınlar ve erkekler lider gibi davrandığında bile grubun lider olarak gördüğü kişi kadınlar değil erkeklerdir.

Sonuç olarak, kadınlar iş fırsatları, terfiler, ödüller için mücadele ettiğinde bu araştırmanın da ortaya koyduğu biçimde yerleşik kalıplar bir dezavantaj olacaktır. Bu nedenle cici kız olmaktan vazgeçmek ve çocuklarımızı da cici kızlar biçiminde yetiştirmeye çalışmamak önemlidir.


Göz Atmanızı Öneririz


Kaynaklar ve ileri okumalar

  • 5 Ways to Stop Being the Good Girl and Start Getting Stronger; yayınlanma tarihi: 21 Şubat 2018; Bağlantı: https://www.psychologytoday.com/
  • Are You Suffering From ‘Nice Girl Syndrome’? 5 Symptoms; https://www.inc.com
  • The Different Words We Use to Describe Male and Female Leaders; Yayınlanma tarihi: 25 Mayıs 2018; Bağlantı: https://hbr.org/

Matematiksel

Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan; filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim.. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum ve İstanbul Gelişim Üniversitesi'nde akademik görevimi sürdürüyorum. Spora, sanata (özellikle resim sanatı), müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara, filmlere düşkünüm.. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Küçük yaşlardan itibaren birikmiş 9 adet günlüğüm var. Amaçlı ve amaçsız yaşamanın çeşitli noktalardan artı ve eksileri olduğunu düşünsem dünyadaki her şeyin gelip geçici olduğuna inanıyorum. Yine de -her şeye rağmen- ben uzun süredir amacı olanlardanım.. Buradan enerji sağlayabiliyorum.. Çoğunlukla enerjik, dışa dönük olsam da yeri geldikçe oldukça içe kapanmaya ve yalnızlığa susayabiliyorum. İkisi de keyifli ve öğretici.. Matematiksel sitesinin öncelikle hayranı olan bir okuruyum sonra Matematiksel’e katkı sağlamaya çalışan enfes ekibin bir parçasıyım. Özetle bu dünyayı bir rüyaymış gibi (Is this the real life? Is this just fantasy?) hissedip iyi bir insan olarak '‘kalmaya'’ çabalayan, sonsuzmuş gibi üretmeye çalışan insanlardan olarak; bahsettiğim 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum. Yaşam keşifle canlanıyor.. (Instagram veya Facebook hesabım yoktur. Fotoğrafımı ve adımı kullanarak sahte hesap açıldığını öğrendiğim için bu bilgiyi belirtmek durumundayım.)
Başa dön tuşu