Bir Fransız Bilim İnsanının Halleri: Lavoisier’in Kellesi

Doğayı içerisinde her türden bileşimlerin ve çözülmelerin meydana geldiği devasa bir kimya laboratuvarı olarak görüyorum. Bitki örtüsü ise, Tanrı’nın tüm doğayı harekete geçirmek için kullandığı temel enstrüman
Antoine Laurent de Lavoisier

Original caption: Antoine Lavoisier, (1743-1794), is shown demonstrating the decomposition of water. --- Image by © Bettmann/CORBIS
Original caption: Antoine Lavoisier, (1743-1794), is shown demonstrating the decomposition of water. — Image by © Bettmann/CORBIS

Lavoisier, 1743’te varlıklı bir ailenin çocuğu olarak Paris’te dünyaya geldi. Her ne kadar hukuk eğitimi alsa da, eğitimi süresince okulundaki fen ve laboratuvar derslerini takip etti. 1764’te mezun olduğunda artık bir hukukçuydu fakat fen bilimlerine ilgi duymaya devam ediyordu. Ancak Onun hayatı boyunca kendini tümüyle bilime adadığını söylersek yanılırız, hukukla ilgili herhangi bir yapıtına veya çalışmasına rastlamasak da, hayatı boyunca devlet işlerine kafa yormaya devam etti…

Lavoisier’in ortaya koyduğu temel düzeyde nitelendirilebilecek ilkelere bakıldığında, onun rahatlıkla modern kimyanın mimarı olduğu söylenebilir. 1789’da yayınladığı Traité Élémentaire de Chimie (Temel Kimya İncelemesi) adlı yapıtı fizikte Newton’un ünlü Princiapa’sına eş sayılır. Lavoisier, oksijen elementini bularak yanma ve oksitlenme olaylarının daha önce bilinmeyen bugün dahi halâ geçerli olan ve kullanılan açıklamasını yapmış, kütlenin korunumu kanunu olarak bildiğimiz ilkeyi kendi kurduğu kimya laboratuvarında yaptığı deneyler sonucunda oluşturmuş, o güne kadar simya olarak bilinen uğraşların tümünü sistemli bir şekilde ortaya koyarak kimyaya dönüşmesini sağlamış öncü bir bilim adamıdır. Ne üzüntü vericidir ki Fransız devrimi sonrası devrimin öncüleri olan halk tarafından kurulan mahkemede yargılanarak, “Devrimin bilim adamına ihtiyacı yoktur” gibi bir söylemle dönemin ün kazanan idam şekli olan giyotinle idam edilmiştir.

Günümüzde sosyal medya da sıklıkla rastladığımız bir hikaye vardır bu idamla ilgili…

Lavoisier'in Kellesi

” Lavoisier’in Kellesi

Kimya biliminin dehası Lavoisier’nin, asıl eğitimi hukuk idi ve Paris Barosu’na kayıtlı bir avukattı. Bilimsel gözlem ve yorum üzerine yaptığı konuşmaları ile ünü bütün dünyaya yayılmıştı.

Kimya bilimini reddeden yobazların kafasını gösterip “Bu kelleler hiçbir şeye yaramaz” dediği için tutuklandı. Aynı gün yargılanıp ölüme mahkum edildi.

Lavoisier, matematikçi Lagrange’i çağırdı. “Kellem giyotinden sepete düştüğünde gözlerime bak; eğer iki kere kırpıyorsam, insan kafası kesildikten sonra bir süre daha beyninin düşünmekte olduğunu anlarsınız.”

Lavoisier’nin kafası kesildikten sonra sepete düştü ve gülerek iki kere göz kırptı.

Matematikçi Lagrange diyor ki, “Lavoisier’nin son saniyedeki ispat arayışı, bilimselliğin yüzyıllar sürecek meşalesidir.  Ama o yobaz kafalar ufunet üretmek için asırlarca karanlıkta  sürüneceklerdir…”

Elbette bir efsane ile karşı karşıyayız ama biraz merakla bu efsanenin ardındaki gerçekler sorgulanabilir. Bu göz kırpma olayı ilk kez 1990’da bir internet sayfasında nakledilmiş, Straight Dope  (http://www.straightdope.com/columns/read/1172/does-the-head-remain-briefly-conscious-after-decapitation). Lavoisier zamanında ve ondan sonra yazılan biyografileri bu olaya yer vermiyor.

Bu efsanenin ilk versiyonu, olasılıkla, Lavoisier’in kendi yaşamında duyduğu olaylara dayanıyor. Şöyle ki, Fransız devriminin sonrasında büyük bir korku (terör) dönemi yaşanmış, çok sayıda insanın kellesi gitmişti.joseph_ignace_guillotin-2

Ölüm cezasına karşı olan Doktor Guillotin adlı bir cerrahi ve anatomi profesörü, bu cezadan vazgeçilinceye kadar hiç değilse, acısız ve daha insani hale getirilmesini önermişti. Ne bilsin ki adı tarihe bu yeni ve ‘insani’ ölüm makinesiyle geçecekti?

Fransız ihtilalinin terör dönemi adı verilen bu döneminin önde gelen mimarlarından biri Jean-Paul Marat idi. Paul Marat Fransız Devrimi döneminde ateşli tonu, sivri dili ve kararlı duruşu ile dikkat çekmiş gazetecilerden biridir. Toplumun yoksul üyelerine dair insan hakları söylemleri ve devrim dönemindeki yeni liderler ve kurumlar üzerine yorumları ile ünlüdür. Kendisini “profesyonel vatandaş” olarak tanımlayan Marat sonunda bir suikaste kurban gitti. Bu efsanenin ilk çıkış kaynağı, Marat’ı öldüren Charlotte Corday’dır.charlotte-corday

Corday’ın kafası giyotinle kesildikten sonra, cellatın sepete düşen kelleyi eliyle tutarak tokat attığı, bunun üzerine Corday’ın yanaklarının öfkeyle kızardığı ve yüzünde aşağılayıcı bir ifade belirdiği iddia edilmekteydi. Bu söylenti elbette doğru olamazdı ancak Lavoisier’in de bu söylentiden haberdar olması kuvvetle muhtemeldi.

Lavoisier’in  kendisi de Marat’in kara listesindeydi. Zamanında Lavoisier onun bilimsel uydurmalarını aşağılamış ve Marat’ı küçük düşürmüştü.

Lavoisier, idam kararını veren mahkemeden bilimsel deneylerini tamamlamasına kadar mühlet istemiş, ancak yargıçtan “cumhuriyetin bilginlere ya da kimyacılara ihtiyacı yok, adaletin tecellisi geciktirilemez” yanıtını almıştı.

Gelelim hikayedeki matematikçi Lagrange kısmına…

Lagrange’in adı, bu efsaneye ilk rastladığımız 1990 yılının Straight Dope ağ sayfasında geçmiyor. Burada tanıklardan Lavoisier’in öğrencileri olarak söz ediliyor.

Bununla birlikte, Lavoisier gerçekten de Lagrange’i çok desteklemis, onun  Fransa’da çalışabilmesini ve bilimsel çalışmalarını sürdürmesini sağlamıştı. Çünkü o dönemlerde, Fransız vatandaşı olmayanların Fransa’da çalışması ya da mal mülk edilmesi yasaktı.

Şunu da akılda tutmak gerekir ki, giyotinle idamlar devrim sonrasi Fransa’sında teknik bir şekilde ele alınıyordu ve Lagrange’in ya da bir başka tarafsız gözlemcinin giyotin sehpasına yaklaşarak kopuk kelleyi gözlemlemesi olanaksızdı. Lavoisiser ile aynı gün, 25 dakika içinde 38 kişinin kafası kesilmişti. Böyle bir gözlem yapacak ortam yoktu.

Yine de, bu efsanenin Straight Dope’un icadı olmayıp, 19’uncu yüzyılda bile yaygın olmuş olması gerektir. Çünkü gerçekten de böyle bir deney yapılmıştır.lacenaire_006

Les Enfants Du Paradis filmini izleyenler hatırlarlar, Pierre-François Lacenaire ondokuzuncu yüzyılda yaşamış bir cani idi. Hayatı sonradan yazılmış pek çok dahi cani romanına esin kaynağı olmuştu. Lacenaire 1836’da idam edilmeden önce Dr Lelut’la yukarıdaki şekilde bir anlaşma yaptı. Yani kafası kesildikten sonra göz kırpacaktı. Bu efsanenin çıkışı olasılıkla bu gerçek olaya dayanmaktadır.

Bu arada Lacenaire’de gözlerini kırpmadı.

Derleyen: Sibel Çağlar

Kaynaklar: http://www.afl.org.tr/old/inceleme/96-bir-fransiz-bilim-adaminin-halleri

Bilimin Öncüleri (Cemal Yıldırım), TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları

http://en.wikipedia.org/wiki/Antoine_Lavoisier

Matematiksel

 

Yazıyı Hazırlayan: Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi İngilizce Matematik Öğretmenliği, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bunlara da Göz Atın

Hazcılık (Hedonizm), Matematik ve Din

Hayatımız boyunca edinmeye çalıştığımız, hayal ettiğimiz her şeyi oturup bir düşünelim. Bize ne veriyor, bizden …

2 Yorumlar

  1. değişikmiş etkilendim valla

  2. güzel bir yazı, güzel bilgiler, teşekkürler sibel hanım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir