Arktik Okyanusu’nda Buzullar Eriyor, Seyrediyoruz!

Dünyamızın Arktik (Kuzey Buz Okyanusu) bölgesi inanılmaz derecede hızlı bir değişimden geçiyor. Küresel iklim değişikliğinin sonuçları dünyamızın can damarlarından biri olan buzulları fazlasıyla etkiliyor.

Sizlerle daha önce dünyamızın bir çöplük olmaya doğru hızla gidişini anlatan yazımızı paylaşmıştık. Bu kötü gidişatımızın Kuzey Kutbu‘ndaki etkilerini anlamak ve çevremizdekilere anlatmak artık hepimizin boynunun borcu haline geldi. Bunu önleyemesek de yavaşlatmak ve olan biteni seyretmemek için duyarlı olmak, bilgilenmek önemli.

Yapılan yeni araştırmalara göre Arktik Okyanusu (Kuzey Buz Okyanusu) giderek Atlantik Okyanusu’na benzemeye başlıyor. Sıcak su akıntıları İskandinavya’nın ve Rusya’nın kuzeyinden ilerleyerek buz okyanusunun üretkenliğini ve kimyasını kökten değişikliğe uğratabilecek değişikliklere yol açıyor. Buzul erimelerinin fazlaca gerçekleştiği tespit edilmiş ve bu durumun başlattığı geribesleme döngüsü yaz aylarında bile kararlı duran buz kütlelerinin artık hayal olacağının sinyallerini veriyor.

Çalışmaya öncülük eden bilim insanı Alaska Üniversitesi’nden Igor Polyakov’un sözleri önemli; “2015 yılı çok anormal bir yıldı çünkü şamandıralarımızı indireceğimiz uygun bir soğuk su akıntısı bulmakta bile sıkıntılar çektik. Böyle bir şey geçmişte hiç olmadı ve bu yaşadığımız olay analizlere girişmemiz için bir motivasyon oldu aslında. Niçin buzlar 2015’te bu kadar erimişti? Bu büyük değişimi tetikleyen neydi?”.

Bulgular dünyanın önde gelen bilim dergisi Science’ta geçtiğimiz hafta yayımlandı. Görünen o ki, sıcak hava dalgalarının elbette bu değişimlerde bir rolü olmasına karşın Arktik Okyanusu’nda süregelen ısınmalar bölgeyi temelinden değiştiren esas neden.

Bütün bu değişimler, Arktik bölgesini evi sayan insanlar, bitkiler ve hayvanlar üzerinde de derin etkiler doğuracak. Bu durum ayrıca jeopolitik sürtüşmelerde tansiyonun artmasına sebep olabilir çünkü buzulların altında saklı duran çeşitli kaynaklar gün yüzüne çıkıp gemilerin yolları açıldıkça ticari girişimler artacak ve dolayısıyla bölgenin doğal yapısı daha da çok bozulacak.

Arktik Okyanusu’nun doğusundaki durum kendisini buzul tabakalarındaki değişimlerle açıkça belli ediyor. Arktik Okyanusu’nun doğusunu kaplayan az tuzlu bir buzul katmanı mevcut. Altında da daha sıcak ve tuzlu olan Atlantik Okyanusu’nun suyu bulunmakta ve bu su son zamanlara dek yüzeye çıkmak için bir yol bulamamıştı. Üst üste duran buz katmanları suyun sıcak akıntısından buzulları korumaya yarıyordu.

Günümüze kadar gelen süreçte buzullar, ölçümlere göre 1970’lerden beri giderek daha çok katman kaybına uğramış. Polyakov ve çalışma arkadaşlarının bulgularına göre son 15 yılda bu değişimler da belirginleşmiş halde. Katmanlar arasındaki suyun ısındaki farklılıklar 2002’den beri 2°F (16°C) düzeyine kadar düşmüş.

2013 ile 2015 yılları arasındaki kış mevsimlerinde derindeki suyla yüzeydeki suyu ayıran katman bazı bölgelerde tamamen erimiş ve dolayısıyla sıcak Atlantik sularının yüzeye ulaşarak buz kütlelerini kırıp denize karıştırması mümkün olmuş. Aynı zamanda sıcak hava dalgası buz kütlelerini daha da azaltarak okyanus katmanlarının daha karışmasına yol açmışlar, halen de açmaktalar.

Bütün bu olayların sonucunda ortaya çıkan geribesleme döngüsü de Arktik Okyanusu’nun tahminen üçte birinin buzsuz bir Atlantik Okyanusu kıvamına dönüşmesine neden oluyor

“Arktik Okyanusu’nun doğusundaki bu hızlı değişimler, okyanusun içerisinde buz kütlesinin tabanına ulaşan ısının artması, iklim değişikliklerine karşı buzulları daha hassas konuma sürüklüyor. Bu gerçekten mevsimsel su-buz katmanlarında yaşanan büyük bir kayıp.” diyor bunları ilk elden gözlemleyen Polyakov.

Bölgenin 2011’den bu yana yaz aylarında büyük oranda buzsuz hale dönüştüğü açıkça görülmüş. Şamandıraları ilk
koydukları yıl olan 2002’de araştırmacıların güçlü buzkıranlarla ilerlemek zorunda olduklarını söylüyor ve ekliyor: “Şimdiyse daha hafif bir buzkıranla rahatça yol alabiliyoruz.”

Okyanus buzulundaki bu sarsıcı değişiklikler araştırmacıların ulaşabildikleri bölgelerin ötesinde de derin etkiler yaratıyor. Science Advances‘ta yayımlanan bir başka araştırmada açıklanan bilgilere göre bölgedeki buz katmanlarının incelmesiyle fitoplanktonların ortaya çıkıp çoğalmaları arasında bağlantı var.

Buzulların altındaki suda fitoplanktonların çoğalması sonucu yeşil renk gözlemlenmesi. Foto: climate.gov

Fitoplanktonlar küçük bitkisel canlılardır ve yaşamak için saksıdaki bitkilerimiz gibi gün ışığına ihtiyaç duyarlar. Okyanusun buz katmanları bu duruma engel olacak kadar kalındı çok yakın bir süre öncesine dek. Ancak yeni bulgular gösteriyor ki son 10 yılda buzulların %30’unda yaz aylarında coşan fitoplanktonlar tespit edilmiş.

Bahsi geçen plankton çalışmasının başındaki isim Harvard Üniversitesi’nden oşinograf Christopher Hovart’ın sözlerine yer vererek bitirelim:

“Çalışmalarımızın sonuçları gösteriyor ki Arktik bölgesi artık geçmişte olduğundan çok daha farklı bir yere dönüşmeye başlamış durumda. Su yolları değişiyor, ekoloji değişiyor ve bunların hepsinin sebebi giderek azalan, yok olma düzeyine gelen okyanus buzulları.”

Haber Kaynağı: LiveScience 

İlgili Makale: Science 

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Caner Sönmez

Yaşamı anlamlandırma yürüyüşündeki insanlardan birisiyim.
Bilim ve müzik bu yolda benim çok değerli eşlikçilerim.
Nazilli Anadolu Lisesi ve Muğla 75. Yıl Fen Lisesi’nin devamında Ankara Üniversitesi’nden yüksek lisans derecesiyle 2013’te mezun oldum. Tezimi Salmonella suşlarının genetik farklılıklarının belirlenmesi üzerine verdim. İyi düzey İngilizce, orta düzey Almanca, başlangıç düzeyinde Fransızca biliyorum. Aynı zamanda Anadolu Üniversitesi AÖF Sosyoloji öğrencisiyim.
Gitar ve piyano çalmaktayım. Tarihî, felsefî ve sanatsal konular okumaktan zevk alırım. Bilimsel gelişmeleri ve yayınları takip ederim. Doğa aşığıyım. Doğa gözlemlerinde zaman kavramım yiter gider. Mikro ya da makro düzey fark etmez…
Eğitimin ve toplumsal bilinçlenmenin yaşamsal önemine yürekten inanmışım. Küçük yaştayken geçirdiğim beyin ameliyatının etkisi midir bilmem; dünyada bir gün tüm beyinlerin birbirine bağlanması, dolayısıyla anlama kapasitelerimizin sonsuzluğa kavuşması hayalimdir. Bir de çocukların hepsinin birlikte gülmesi…
Son olarak: “Bilimsel bilgiyi küçük bir grubun tekeline bırakmak bir toplumun düşün gücünü zayıflatır, onu tinsel yoksulluğa sürükler.” sözü için Albert Einstein’a; “Gelmiş geçmiş tüm dikkat gerektiren uğraşlar içerisinde, sevmek uğraşı üzerinde gösterilen dikkat, en yaşamsal önemde olanıdır.” sözü için de Bertrand Russell’a sonsuz şükranla.

Bunlara da Göz Atın

Asu Özdağlar, MIT’nin bölüm başkanı oldu

Massachusetts Institute of Technology (MIT) Joseph F. & Nancy P. Keithley’de profesör olarak görev yapan …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ga('send', 'pageview');