1835 yılının Ağustos ayının sonunda, New York Sun gazetesi dünyayı hayrete düşüren bir hikaye yayınladı. The Great Moon Hoax isimli bu makale “Büyük Astronomik Keşifler” başlıklı ve Edinburgh Journal of Science’ta basıldığı iddia edilen altı makaleye atıfta bulunuyordu. Bu hikaye kısa zamanda dünyadaki diğer gazetelerde de yer almaya başlayacaktı.

Bu makaleler, ünlü İngiliz astronom ve kraliyet gökbilimcisi John Herschel’in şimdiye kadar icat edilen en güçlü teleskopu kullanarak yaptığı gözlemlerden elde edilen bu sözde raporlar ile ilgiliydi. Raporlara göre bu teleskop, hareketli resimlerin gösterilmesini sağlayan bir sisteme sahipti.
Herschel bu sayede ayda, bizon benzeri canavarlar, tek boynuzlu atlar ve yaklaşık bir metre boyunda yarasalara benzeyen insansı yaratıkları şaşırtıcı bir netlikle gözlemlemişti.
The Sun, hikayeyi bir haftaya yayarak her baskıya harika ayrıntılar ekledi. Yüzyılın hikayesini kaçırmak istemeyen diğer Amerikan gazeteleri konuya dahil olmaya çalıştı. New York Times, Sun’ın hikayesinin “mümkün ve olası” olduğunu kabul etti. The New Yorker, kendi adına, “Bu keşiflerin duyurulması, astronomi ve genel olarak bilimde yeni bir dönem yaratıyor” dedi.

Sir John Herschel (1792–1871), ünlü astronom William Herschel’in oğluydu ve kendisi de saygın bir astronomdu. Bununla da kalmıyor; matematikçi, kimyager, fotoğrafçı ve botanikçi olarak da tanınıyordu. Döneminin en çok danışılan bilim insanlarından biriydi. Ancak ufak bir sorun vardı. Herschel bu “keşfini” New York’takilerden aylar sonra öğrenmişti.
The Great Moon Hoax Yüzyılın En Büyük Aldatmacısı idi
Yelken Çağı’nda yaşanıyordu ve elektrikli telgraf 1837’den sonra ticari kullanıma girecekti. Dolayısıyla Herschel’in, adına son derece güçlü bir teleskop icat edildiğinden, bunun kralın desteğiyle inşa edilip Güney Afrika’ya kurulduğundan haberi olmasının hiçbir yolu yoktu.

1835 itibarıyla New York’ta 270 binden fazla insan yaşıyor ve kentte 47 gazete vardı.. Bunların 11’i günlük gazeteydi ve bir kısmı oldukça sıkıcıydı. The Sun, yeni ortaya çıkan bir sentlik gazetelerden biriydi ve hedefi, altı sentlik gazetelere kıyasla hem daha ucuz hem de daha ilgi çekici olmaktı.Kâr etmek için de çok sayıda bir sentlik satış yapmak gerekiyordu.
The Sun gazetesi, 25 Ağustos 1835’te başlayarak hikâyeyi yaklaşık bir hafta boyunca bölüm bölüm yayımladı. İddialar o kadar inandırıcıydı ki, Yale Üniversitesi’nden bazı profesörler bile konuyu ciddiye alıp araştırdı.
Ancak 31 Ağustos’ta rakip bir gazete, hikâyenin ardındaki ismi ortaya çıkardı: The Sun’ın muhabiri Richard Adams Locke. Locke, yazının amacının hicvetmek olduğunu öne sürdü. Bununla birlikte, gazeteye ilgi çekmek ve satışları artırmak gibi daha pragmatik bir hedefin de devrede olduğu açıktı.
New York Herald’ın sahibi James Gordon Bennett bu aldatmacayı sert biçimde eleştirdi. Buna rağmen bu saldırılar The Sun’a ciddi bir zarar vermedi. Aksine tartışma, gazetenin daha fazla satmasına katkı sağladı.

Locke’un hikâyesi gerçekten de satışları patlattı. Aldatmaca başlamadan önce gazetenin tirajı yaklaşık 8.000’de takılı kalmıştı. 29 Ağustos 1835’e gelindiğinde, dizinin dördüncü ve en sansasyonel bölümünü 19.360 kişi satın aldı. Bir yıl sonra ise The Sun günde 27.000 baskıya ulaşıyordu.
Okuyucular, bundan sonra gazetenin yazdıklarına daha temkinli yaklaşmaya başlamıştı; ancak bu şüphe tirajı düşürmedi. Aksine The Sun, Londra’daki The Times’tan (17.000 tiraj) daha fazla satıyor, New York’taki 11 adet altı sentlik gazetenin toplam tirajını (21.000) bile geride bırakıyordu.
İnsanlar Saçma Bir Olaya Neden Kolayca İnandı?
Büyük Ay Aldatmacası, New Yorklulara güvenilir haberden bile daha çok arzuladıkları bir şeyi sundu: düşünmesi hoş bir hikâye. Kent kirli ve kalabalıktı. Locke’un hayalindeki Ay ise temiz, güzel ve huzurluydu.
Günümüzde haber medyası, Büyük Ay Aldatmacası kadar gerçek dışı hikâyeler yayımlamaya devam ediyor; ancak bunu artık genellikle 1 Nisan’da, yani şaka amacıyla yapıyor.
Örneğin 1977’de The Guardian, Hint Okyanusu’nda yer aldığı iddia edilen San Serriffe adlı hayali bir takımada hakkında yedi sayfalık özel bir ek yayımladı. Bu uydurma ülkenin ana adaları, başkenti ve hatta ömür boyu görevdeki başkanı bile matbaacılık terimlerinden türetilmişti. Buna rağmen ek o kadar inandırıcıydı ki, yerel üniversite için verilen sahte bir iş ilanı çok sayıda başvuru aldı.
Bu tür şakalar yalnızca gazetelerle sınırlı değil. 1 Nisan 2005’te National Public Radio, New England’daki akçaağaçlarının, özleri toplanmadığı için ormanlarda patladığını duyurdu. 1 Nisan 2000’de ise Google, “klavye ile arama yapmanın modası geçti” diyerek MentalPlex adlı, düşünce okuyarak arama yapan hayali bir sistem tanıttı. Sistemi deneyen kullanıcılar, bilerek saçma hazırlanmış hata mesajlarıyla karşılaştı.
Sonuç Olarak;
Bu tür hikâyelerde eğlencenin bir parçası da, bunun bir şaka olduğunu fark etmektir. En önemli ipucu genellikle tarihtir. Ancak her zaman ayırt etmek kolay değildir. Çünkü gerçek dünyada ortaya çıkan yeni bilgiler, bazen uydurma hikâyelerden bile daha tuhaf görünecektir.
Kaynaklar ve İleri Okumalar:
- The Great Moon Hoax Was Simply a Sign of Its Time. Yayınlanma tarihi: 2 Temmuz 2015; Kaynak site: Smithsion Magazine. Bağlantı: The Great Moon Hoax Was Simply a Sign of Its Time
Size Bir Mesajımız Var!
Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.
Matematiksel





