1976 yılında iktisatçı ve tarihçi Carlo M. Cipolla “İnsan Aptallığının Temel Yasaları” başlıklı bir deneme kaleme aldı. Başlangıçta yalnızca arkadaş çevresinde dolaşan küçük bir broşür olarak yayımlanan bu metin, daha sonra kitaplaştırıldı.

Aptallık, saflık ya da budalalık gibi benzer kavramlardan farklı olarak genellikle kalıcı bir kişilik özelliği sayılmaz. Birine “aptal” diyebilirsiniz; ancak çoğu zaman bu yargıyı onun belirli davranışlarıyla sınırlarız. “Bu yaptığın aptalcaydı” ya da “aptalca davranıyorsun” deriz. Yani aptallığı, geçici bir hata ya da anlık bir sapma olarak görürüz.
Aptallık ne doğrudan zekâ seviyesiyle ne de riskleri değerlendirme becerisiyle ilgilidir. Daha çok, yapılan davranışın sonuçlarıyla ilişkilidir. Çok zeki bir insan da aptalca davranabilir; küçük bir çocuk da. Hepimiz zaman zaman böyle hatalar yaparız. Ancak bu davranışlar sıklaşır ve sürekli tekrar ederse, artık geçici bir durum gibi değil, kalıcı bir özellik gibi algılanmaya başlar.
Tam da bu noktada Carlo Cipolla’nın, aptallığı fark etmeye ve ondan kaçınmaya yardımcı olan “aptallığın altın kuralı” devreye girer.
Carlo Maria Cipolla’ya Göre Aptallığın Altın Kuralı
Carlo Cipolla, milenyumun hemen başında hayatını kaybeden bir ekonomist, tarihçi ve İtalya’da geniş kitlelere ulaşmış bir akademisyendi. Yaşamı boyunca tarihin büyük dönüşümlerini inceledi; yükselişlere, çöküşlere, kahramanlık anlarına ve yıkıcı kırılmalara odaklandı.
Tarihi tekil olaylar üzerinden değil, toplumsal ve ekonomik boyutlarıyla geniş bir çerçevede ele aldı. Belirli dönemlere yön veren bireyleri analiz etti. Bu uzun akademik birikiminin sonunda, İnsan Aptallığının Temel Yasaları adlı metni kaleme aldı.

Cipolla bu çalışmasında beş yasa ortaya koyar. Ancak bu yasaların merkezinde, özellikle vurguladığı “altın kural” yer alır. Üçüncü yasa şöyledir:
“Aptal insan, kendisi herhangi bir kazanç elde etmediği, hatta zarar görme ihtimali varken, başka bir insana ya da bir insan grubuna zarar veren kişidir.”
Cipolla’ya göre aptallık, bir davranışın ya da kararın niyetine değil, yalnızca sonuçlarına göre tanımlanır. İkinci yasada dile getirdiği “Bir kişinin aptal olma olasılığı, o kişinin diğer tüm özelliklerinden bağımsızdır” ifadesi, aptallığın zekâdan, bilgiden ve ahlaki niteliklerden bağımsız olduğunu ortaya koyar.
Bu nedenle herkes aptalca davranabilir. Çoğu insan hayatında en az bir kez böyle bir davranışta bulunur. Cipolla’nın birinci yasası da buna işaret eder: İnsanlar, toplum içindeki aptal sayısını her zaman ve kaçınılmaz olarak olduğundan az tahmin eder.
Dört Fenotip
Yaptığımız her eylem dört temel sonuçtan birine yol açar: ya bize kazanç sağlar, ya bize kayıp getirir, ya başkalarına fayda sağlar ya da başkalarına zarar verir. Davranışları bu ikili sonuçlara göre değerlendirdiğimizde dört farklı davranış türü ortaya çıkar. Bu türler, dört ayrı fenotipi tanımlar.
Diyagramın yatay ve dikey eksenleri, ekonomik bir etkileşimde yer alan iki kişinin elde ettiği kazancı ya da uğradığı zararı gösterir. Pozitif değerler kazancı, negatif değerler ise kaybı ifade eder. Genellikle yatay eksen gözlemciyi (sizi), dikey eksen ise diğer kişiyi temsil eder.

- Zeki davranış, hem kişinin kendisine hem de başkalarına fayda sağlamasıdır. Örneğin bir kampanyayı bir arkadaşla paylaşmak, her iki tarafın da kazançlı çıkmasına yol açar. Kimse kaybetmez.
- Aptalca davranış, hem kişinin kendisine hem de başkalarına zarar vermesidir. Yapılan hata sonucunda herkes daha kötü bir duruma düşer. Bu tür davranışlar genellikle sonradan açıkça “aptalcaydı” diye nitelendirilir.
- Çaresiz davranış, başkalarına fayda sağlarken kişinin kendisinin zarar görmesidir. Kişi sürekli kendini geri plana iter. Bu fedakârlık bazen anlamlı olabilir; ancak sürekli hâle geldiğinde yıpratıcı olur.
- Haydut davranış, kişinin kendisine fayda sağlarken başkalarına zarar vermesidir. Sırada öne geçmek ya da başkalarının hakkını gözetmemek gibi davranışlar bu gruba girer.
Sonuç olarak;
Bundan sonra tanıdığınız insanları gözden geçirirken hangi kategoriye girdiklerini fark etmeye çalışın. Haydutlardan uzak durmak gerektiği açıktır. Bu, aptallıktan kaçınmaktan daha kolaydır; çünkü sorun çıkaran insanlar genellikle kısa sürede fark edilir.
Aptallıktan tamamen kaçınmak ya da aptalca davranan insanları her zaman ayırt etmek ise daha zordur. Bunun nedeni, aptallığın çoğu zaman belirgin bir sebebe dayanmamasıdır. Cipolla’nın da vurguladığı gibi: “Toplumda dolaşan aptal bireylerin sayısı daima ve kaçınılmaz olarak hafife alınır.”
Yazımızın sonunda Dietrich Bonhoeffer’in “aptallığın teorisi” başlığı ile kaleme aldığı düşüncelerini de öğrenmek isteyebilirsiniz. Bonhoeffer’ın Aptallık Teorisi: Kötüyü Tespit Etmek Kolaydır; Ancak Aptallık İçin Aynı Şey Geçerli Olmaz
Kaynaklar ve ileri okumalar
- Would you do this at home? Why we are more likely to do stupid things on holidays. Yayınlanma tarihi: 24 Kasım 2020. Kaynak site: Conversation. Bağlantı: Would you do this at home? Why we are more likely to do stupid things on holidays
- Pratt, Stephen & Tolkach, Denis. (2020). Stupidity in tourism. Tourism Recreation Research. 1-14. 10.1080/02508281.2020.1828555.
- Dağtekin, Orhon. (2022). İktisadi Boyutuyla Aptallık, Yol Açtığı Maliyetler ve Aptallıkla Mücadele. 12. 10.53092/duiibfd.1125268.
- How to spot a stupid person with Carlo Cipolla’s “golden law of stupidity” Yayınlanma tarihi: 11 Şubat 2026.; bağlantı: How to spot a stupid person with Carlo Cipolla’s “golden law of stupidity”
- Perissi, Ilaria & Bardi, Ugo. (2021). The Sixth Law of Stupidity: A Biophysical Interpretation of Carlo Cipolla’s Stupidity Laws. Systems. 9. 57. 10.3390/systems9030057.
Matematiksel





