Günlük Hayatın Felsefesi

Laplace’ın Şeytanı İle Özgür İrade Neden İlişkilidir?

Laplace’ın Şeytanı, evrendeki her parçacığın mevcut konumunu ve hızını eksiksiz şekilde bilmektedir. Bu sayede, yalnızca bugünü bilerek geçmişi ve geleceği de kusursuz bir biçimde hesaplar.

laplace şeytanı

Pierre-Simon Laplace (1749–1827), tarihin en büyük matematikçilerinden biri olarak kabul edilir. Çalışmaları, hem kendi döneminde hem de sonraki yüzyıllarda mühendislik, astronomi ve matematik üzerinde derin izler bırakmıştır.

Laplace gezegenlerin hareketlerini inceledi, gelgitleri açıklayan matematiksel denklemler geliştirdi ve kütlesi son derece büyük olduğu için ışığın bile kaçamadığı bir yıldız fikrini ortaya attı. (Bugün bu tür cisimleri kara delik olarak adlandırıyoruz). Laplace’ın yoğun ve sistemli düşünce dünyası, onu evrende rastlantıya yer olmadığı sonucuna götürdü.

1814 yılında Laplace, her şeyi bilen, üstün zekâlı bir varlık tasavvur etti. Bu varlık, evrendeki her atomun konumunu ve hızını eksiksiz biçimde bilmektedir. Onun bu fikri, yirminci yüzyılda “Laplace’ın şeytanı” adıyla anılmaya başlandı.

Laplace'ın Şeytanı Nedir?
Pierre-Simon Laplace, Fransız matematikçi ve gökbilimci. (1749-1827 Fransa)

Laplace’ın Şeytanı Nedir?

Laplace, bu her şeyi bilen varlığa adeta insanüstü güçler atfeder. Bu varlık, evrendeki her şeyi öngörebilir; tüm olasılıkları, tartışmaya yer bırakmayan temel fizik yasalarına dayanarak hesaplayabilir. Kozmosu Büyük Patlama’ya kadar geri sarabilir ya da evrenin ısı ölümü denilen sonuna doğru ileri alabilir.

Bu durumda, dünyada rastlantının hiçbir anlamı kalmaz. Laplace’ın ifadesiyle, “Hiçbir şey belirsiz olmazdı; gelecek, geçmiş gibi onun gözleri önünde dururdu.”

Laplace, böylesine kapsamlı bir evrensel düzen fikrini ortaya atan ilk kişi değildi. Antik çağ düşünürleri de benzer sorularla uğraşmıştı. Atom fikrini ortaya atan Demokritos, rastlantıyı düşünmeye üşenenlerin sığındığı bir bahane olarak görüyordu. Marcus Tullius Cicero ise Laplace doğmadan yaklaşık iki bin yıl önce, MÖ 44’te kaleme aldığı bir metinde neredeyse aynı düşünceyi dile getirmişti. Yine de bu düşünceyi en net ve sistemli biçimde ortaya koyan Laplace oldu.

Laplace’ın Şeytanı Neden Kaybetmeye Mahkumdu?

Belirlenimcilik (determinizm), evrende olan her şeyin, daha önce olanların zorunlu bir sonucu olduğunu savunan görüştür. Buna göre hiçbir olay kendiliğinden gerçekleşmez. Her olay, kendisinden önce gelen nedenler tarafından belirlenmiştir. Laplace’ın “her şeyi bilen şeytanı” bu düşüncenin en uç ifadesidir.

Özgür irade ve belirlenimcilik üzerine yüzyıllar boyunca çok sayıda felsefi ve teolojik metin yazılmıştır. Laplace’ın her şeyi bilen varlık fikri, yalnızca düşünsel tartışmalara değil, bilimsel tartışmalara da yol açmıştır. Buna rağmen, on dokuzuncu yüzyılın sonuna gelindiğinde Laplace’ın evren anlayışı hâlâ geçerliliğini koruyordu.

İnsanlar gündelik yaşamlarında kendilerini özgür hissediyor, seçim yaptıklarına inanıyordu. Ancak doğanın işleyişine bakıldığında, özellikle cansız dünyada, olayların neden–sonuç zinciriyle ilerlediği düşünülüyordu. Taşın düşmesi, gezegenlerin hareketi, makinelerin çalışması gibi olgular rastlantıya değil, kesin yasalara bağlıydı.

Belirlenimcilere göre rastlantı gibi görünen hiçbir olay gerçekten rastlantı değildir. Zar atmak, yazı tura ya da rulet gibi örnekler yüzeyde belirsiz görünse de, yeterli bilgi ve doğru hesaplamalarla tamamen öngörülebilir hâle gelir.

Para havaya atıldığı ya da zar elde bırakıldığı anda sonuç aslında belirlenmiştir; biz yalnızca bunu hesaplayacak bilgiye sahip değiliz. Nitekim günümüzde, sonucu baştan belli olan para atma ve zar atma makineleri üretilebilmiştir.

Bu bakış açısına göre şans ya da talih, doğada var olan bir şey değildir; yalnızca bizim bilgi eksikliğimizin adıdır. Daha karmaşık ve öngörülemez görünen fırtınalar ya da yıldırım düşmeleri de aynı ilkeye tabidir. Onları rastlantı gibi algılamamızın nedeni, yeterince veri ve anlayışa sahip olmamamızdır. Evren, belirlenimcilere göre, en karmaşık görünen anlarda bile neden–sonuç ilişkileriyle işler.

Sonuç Olarak;

Veri, bilim insanları için vazgeçilmezdir; dünyayı anlamak için ona ihtiyaç duyarız. Ancak sorun şudur: Daha fazla ve daha hassas veri, her zaman daha iyi tahminler anlamına gelmez.

Bunu biliyoruz, çünkü yirminci yüzyılda gelişen ve evrene şimdiye dek hiç olmadığı kadar derinlemesine bakan iki bilim alanı, bu düşünceyi temelden sarstı. Her ikisi de Laplace’ın her şeyi bilen varlığını geçersiz kıldı ve saat gibi işleyen evren fikrini parçaladı. Bunlar kuantum mekaniği ve kaos kuramıdır.

Sonuç olarak, Laplace’ın Şeytanı’nın gerçek anlamda var olamayacağı açıktır. Yine de, bu düşünce deneyi değersiz değildir. Aksine, bilimin tarihsel temeli olan neden-sonuç ilkesi açısından belirleyici bir rol oynamıştır.


Kaynaklar ve İleri okumalar:

  • Majernik, Vladimir. (2003). Laplace quantum demon and the living state of matter. Acta Univ. Palacki.O;omouc.Fac.Rer Nat. Physica. 37. 1-11.
  • Kožnjak, B. (2015). Who let the demon out? Laplace and Boscovich on determinism. Studies in History and Philosophy of Science Part A, 51, 42–52. https://doi.org/10.1016/J.SHPSA.2015.03.002
  • What Is Laplace’s Demon? Does This Demon Know Everything? Yayınlanma tarihi: 15 Şubat 2022; Bağlantı: https://www.scienceabc.com/

Size Bir Mesajımız Var!

Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Matematiksel

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir