Astronomi ve Kozmoloji

Kozmik Latte: Evrenin Ortalama Rengi

Evren ne renktir? Gece gökyüzüne baktığınızda siyah gibi gözükür. Ay’dan çekilmiş fotoğraflara baktığımızda da siyah olduğu konusunda ikna oluruz. Ancak Evren aslında siyah değildir. Dışarı çıkıp gece gökyüzüne baktığımızda, yıldızların arasında siyah bir boşluk görmemizin nedeni, evrene yayılmış milyonlarca sönük galaksiyi göremiyor olmamızdandır. Gözlerimiz bu soluk ışığı yeterince algılayamaz.

2002’de ABD’li gökbilimcilerden oluşan bir ekip ilginç bir çalışma yaptı. Yakındaki galaksilerden gelen tüm ışığı alıp, karıştırırsak ne olur? diye sordular. 200.000 galaksiden elde edilen verileri kullanarak, tam da bunu yaptılar. Bilgisayar sonunda bir cevap verdi. Her şeyin ortalama parıltısını hesaba kattığınızda Evren’in rengi bejdir. Devamında bu göksel renk için çeşitli isimler öne sürüldü. Kazanan, ise Kozmik Latte oldu. Bilgisayar dilinde söylememiz gerekirse #FFF8E7.

Kozmik Latte turuncu ve sarı renk karışımıdır.

Ancak hatırlatalım. Şu an için Evren’in rengi kozmik latte olsa da, yıldızlar yaşlandıkça renk değişip zaman içinde değiştiğinden kesinlikle sonsuza kadar kozmik latte olarak kalmayacak. Genç yıldızlar sıcaktır ve harika bir mavi ışık saçarlar. Oysa ki daha yaşlı, daha soğuk yıldızlar giderek daha fazla kırmızı ışık yayarlar. Bu nedenle milyarlarca yıl önce, Evren genç yıldızlardan oluşurken daha çok maviye yakın bir renge sahipti. Ancak yaşlanan yıldızlar nedeniyle, evrenin rengi yavaş yavaş mavimsi bir renkten kırmızımsı bir renge dönüştü. Gittikçe daha az yeni yıldız oluştukça, daha fazla yıldız yaşlanacak ve evren koyu kırmızı bir renge dönüşecek.

Evrenin Rengini Nasıl Anlayabiliyoruz?

Bildiğiniz gibi görünür ışığı bir prizmadan geçirerek gökkuşağının tüm renklerini elde edebiliriz. Yani prizmalar, görünür ışığı elektromanyetik spektrumun farklı renklerine ayırırlar. Evrendeki tüm görünür ışığı ayıran bir prizma ise, bize alışık olduğumuzdan biraz farklı bir spektrum verir. Tüm bu ışığın bir resmini elde etmek için bilim insanları, Karl Glazebrook ve Ivan Baldry’nin 200.000’den fazla gökadanın geniş bir ışık araştırmasından elde edilen verilere baktılar. Aslında amaçları uzayın ortalama rengini belirlemek değildi. Yıldız oluşumunu araştırmak amacıyla farklı galaksilerin spektral analizini yapıyorlardı. Bu analizde kullanılan yöntemler sayesinde daha genç ve daha yaşlı galaksilerden saçılan ışığın dalga boylarını tespit etmek mümkün oluyordu.

Johns Hopkins araştırmacılarının veri setinin görselleştirilmesi: Işığın farklı dalga boyları için evrende yayılan enerji. Ultraviyole ve mavi ışık solda; kırmızı ışık sağdadır.

Araştırmanın sonucunda keşfedilen şu oldu: Evren’deki galaksilerin çoğunluğu 5 milyar yıl kadar önce var olmuştu. Bunlar, Evren’in daha eski geçmişindeki yıldızlardan çok daha parlak galaksilerdi. Ayrıca daha genç ve mavimsi renkte olan yıldızlar, yaşlanarak sarıya ve nihayetinde kırmızıya döndükleri için, Evren’in ortalama rengi de mavimsi bir renkten kırmızımsı bir renge doğru zaman içinde değişmekteydi. Tüm ışığın renk değerlerinin ortalamasını alıp onu insan gözünün gördüğü ana renk skalasına dönüştürürsek de karşımıza çıkan ren kozmik latte olacaktı.

Kaynaklar ve İleri Okumalar:

Matematiksel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu