Proksemik Yani Kişisel Alan: Bize Ne Kadar Boşluk Lazım?

İnsanların sokakta yürüme şekli, görünüşe göre sonu olmayan bir hayal kırıklığı gibidir. Çok yavaş yürümek, birisinin topuğuna basmak, özür bile dilemeden birisinin omzuna çarparak geçmek; sanki, kişisel alan kavramı bulunmayan veya en temel sosyal nezaketlerden bile yoksun olmayan birisi her daim etrafta vardır. Sorun elbette sadece sokakta yürürken karşınıza çıkmaz. Bindiğimiz metroda, alışveriş yaparken çoğu zaman kendimizi kalabalıktan kaçıp, bir köşeye sığınmaya çalışırken buluruz. Bu konuda kendinizi huzursuz hissediyorsanız yalnız değilsiniz.

Yazımızın başlığında yer alan kişisel alan bir ortamında iki kişi arasındaki fiziksel mesafeyi ifade eder. Kişisel alanınızı, kendi etrafınızda oluşturduğunuz, vücudunuzun görünmez bir kalkanı gibi düşünebilirsiniz. Bu kalkan kişiyi ne kadar iyi tanıdığınız, o kişiyle olan ilişkiniz, ona ne kadar güvendiğiniz ve kültürünüz gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak değişir. Tanımadığınız biri size gereğinden fazla yaklaştığında kişisel alanınızı ihlal eder. Bu durum da kendinizi rahatsız hissetmenize neden olur. Kalabalık bir otobüse bindiğiniz zaman hissettiğiniz tedirginlik, birine yaklaşmak için adım attığınızda onun istemsizce geri çekilmesi de aynı sebeptendir. Bu kişisel alanların incelenmesine de proksemik adı verilir.

Kişisel Alan Sınırlarımız

Proksemik kişisel alanın ve insanların mesafe kullanımının incelenmesine genel olarak verilen addır.

Kişisel alan ile ilgili çalışmalar ilk olarak Antropolog Edward Hall (1966) tarafından yapılmıştı. Kendisi kişisel mesafenin duygusal mesafe ile pozitif yönde ilişkili olduğunu gözlemlemiş ve The Hidden Dimension isimli kitabında 4 kişisel alan seviyesi belirlemişti. Kendimizi rahat ya da rahatsız hissetmemiz bu örtük kurallar tarafından belirlenmektedir.

  • Mahrem Bölge: 45 santimetreye kadar olan bölge: Kucaklaşma gibi yakın ilişkileri sergilediğimiz bu bölgeye yalnız ailemiz, evcil hayvanlarımız ve yakın arkadaşlarımız girebiliyor.
  • Kişisel Alan: 45 cm ile 1.2 metre arası: Arkadaşlar ve tanıdıklar bu bölgeye dahil olur. Ancak yabancıları bu bölgeye dahil etmek istemeyiz.
  • Sosyal Alan: 1.2 metre arası ile 3.6 metre arası: Rutin sosyal etkileşimler esnasında kendimizi rahat hissettiğimiz bölge burasıdır.
  • Kamu Alanı: 3.6 metre ile 7.6 metre arası: Kamu içindeki iletişim alanıdır; parkta veya alışveriş merkezinde yürürken insanlar ile aramızda bulunmasını tercih ettiğimiz mesafedir.

Yukarıda okuduğunuz rakamlar Amerika’da yaşayan vatandaşlar üzerinde yapılan araştırmalar sonucunda elde edilmiştir. Ancak kişisel alan kültürden önemli ölçüde etkilenmektedir. Birçok Latin ve Orta Doğu ülkesinde kişisel alan nispeten yakındır, oysa birçok İskandinav ve Asya ülkesinde kişisel alan daha uzaktır. Bu nedenle yukarıdaki rakamları sadece ortalamalar olarak kabul etmek gerekir.

Yakın zamanda yapılan bir çalışma da bu bulguları aslında bir kere daha doğruluyor. Hollanda’da bulunan bir tren istasyonundaki yayaların hareketlerini inceleyen fizikçiler, bizi diğer yolculara çarpmaktan neyin alıkoyduğunu çözmüşler. Bunun için, en az 75 santimetrelik bir alanın gerektiği ortaya çıkmış. Ayrıca, iki kişi biraz fazla yakınlaştıkları zaman dahi, diğer insanlardan kaçınmak amacıyla farkında olmadan güzergâhlarını değiştiriyorlarmış. Yani aslında farkında olmadan bir biçimde kendi kişisel alanlarımıza çekiliyoruz.

Kişisel Alanımızı Nasıl Korumaya Çalışırız?

kişisel alan
Bu tarz kişisel alan ihlalleri muhtemel bir kişinin başına geleceklerden en kötülerinden biri…

Kişisel alan ve hatta mahrem alanın yabancılar tarafından ihlal edildiği zamanlar vardır. Michael Argyle ve Janet Dean kişinin yakınlık sinyalleri arttığında diğer yöntemlerde (örneğin göz teması) azalma yaşandığını öngören bir yakınlık-denge teorisi önermişlerdir. Tanıdık bir örnek verelim. Uzakta olan bir yabancıya yaklaşırken, yüzüne rahatça bakabilirsiniz. Ancak yakınlaştığınız zaman bakışınızı kaçırır ve uzaklara bakarsınız.

Bir başka örnek de kalabalık bir asansörde meydana gelebilir. Yakınlık-denge teorisine göre, yanıp sönen kat numaralarına dikkatle bakarak yakınlık ipuçlarını azaltabiliriz. Dolu bir metroda ise bu durum daha rahatsız edicidir. İstenmeyen gereksiz yakınlık, fiziksel itişmeler eşliğinde hatırı sayılır bir süre boyunca devam edebilir. İnsanlar genellikle bu durumla başa çıkabilmek için, gözlerini kapatarak veya kulaklıkla müzik dinleyerek kendilerini durumdan psikolojik olarak uzaklaştırarak alanlarının ihlalinin verdiği rahatsızlığı geçiştirmeye çalışırlar.

Kişisel Alan İle İlgili Öneriler

Mahremiyetimize saldıran ve güçlü birer stres kaynağı işlevi gören tüm dış dinamiklere karşı hem fiziksel hem de psikolojik mesafe koymayı öğrenmek önemlidir. Bazen iş arkadaşlarımız alanımızı işgal eder. Bazı çok gürültülü, aşırı renkli, ufak veya baskıcı ortamlar sorun olabilir. Kalabalık şehirlerde yaşayanlar için bu durum zaten kaçınılmazdır. Bu nedenle neler yapmamız ve yapmamız gerekenleri öğrenmemiz önemlidir. Bu nedenle niyetiniz ne olursa olsun asla tanımadığınız birine veya çocuklarına dokunmayın.

Kişilerin davranışlarını gözlemleyerek çok yaklaştığınıza dair sinyalleri anlayabilmek için kendinizi geliştirin. Aştığınızı hissederseniz geri çekilin. Mümkün oldukça yan yana oturulması gereken tiyatro, sinema, toplantı gibi yerlerde girerseniz, sizinle bir sonraki kişi arasında bir koltuk boş bırakın. Kişisel sınırlarınızın ne olduğu konusunda açık olun.


Bu yazılarımıza da göz atmak isteyebilirsiniz.


Kaynak:

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bu Yazılarımıza da Bakmanızı Öneririz