Kişisel Alan Hakkında Bilmeniz Gereken 5 Şey

İnsanların birbirleri ile olan fiziksel mesafesidir kişisel alan. Tanımadığınız bir insanla çok yakın bir mesafede bulunmanın vermiş olduğu rahatsızlıktan ötürü hayatımıza girmiş bir fenomendir.

Kavram olarak ülkemizde çok farkında olunmasa da hatta bilinmese de Uzak Doğu’ da, ABD ve Avrupa ülkelerinde çok sık karşılaşılan bir durumdur insanların çevrelerinde kendileri için boşluk oluşturması.

Yazılı bir kural değildir ama her insan bir diğer insana ne kadar yaklaşmaması gerektiğini bilir.

Özellikle havaalanlarında, otobüse binmek için beklenen kuyruklarda insanlar birbirlerinden oldukça mesafeli dururlar.

Örneğin bizdeki gibi metrobüse binmek için oluşturulan küçük küçük yığınlardan –zira asla kuyruk değildir-, havaalanında uçağa binmek için girdiğiniz sıralardaki yakın temastan ABD’ de ya da bir Avrupa ülkesinde görmeniz pek de olası değildir.

Muhakkak az dahi olsa görülen belirgin bir boşluk mevcuttur. Hatta kişisel alan kavramının uygulandığı bir ortamda ezkaza bir alan ihlali yapmanız veya yanlışlıkla temasta bulunmanız durumunda derhal bir uyarı ile karşılaşırsınız.

Psikolojide uzun bir araştırma geçmişe sahip olan kişisel alan kavramı, insanların başkalarının yanında kendilerini rahat hissetmelerini sağlayan bir fiziksel mesafe olduğunu göstermektedir. Ancak başka seçeneğiniz olmadığı, fiziksel olarak bir yabancıya yakın olmanız gereken zamanlar da vardır; mesela kalabalık bir trende veya otobüstesiniz ve yanınızdaki kişi sadece birkaç santim uzakta.

Bu yakınlığın bir sorun haline gelmemesi için görünmez bir engel oluşturmak çabası içerisinde elinizden geleni yaparsınız. Bunu başarmanın en kolay yolu göz temasından kaçınmaktır.

Asılı bir kayışı paylaştığınız kişinin yüzüne baktığınızı düşünün. Bunun hiç de hoş olmadığını biliyorsunuz, bu yüzden büyük olasılıkla aşağı bakıyor, telefonunuzu veya ayaklarınızı inceliyorsunuz.

İnsanlar kendi kişisel alanlarıyla ilgili çok takıntılı olabilirler. Belki bir sınıfta veya toplantıda belirli bir koltukta oturmaya alışkınsınızdır. Bir sebepten ötürü sınıfa veya toplantı salonuna normalden bir iki dakika sonra varacaksın. Vardınız ve karşınızdaki manzara “sizin” koltuğunuzda biri var!

Böyle bir durumda insanlar genellikle zamanın geri kalanını, bu diğer oturduğu yerde ne kadar rahatsız olduğunu düşünerek geçirir. Çünkü “size” ait olan koltukta oturan kişiye karşı sahip olduğunuz rahatsızlık duygularını bastırmak için mücadele ediyorsunuzdur.

Bir daha ki sefere bu durumu tekrar yaşamamak için oraya beş dakika erken gidin.

Kişisel alan araştırmasıyla ilgili olarak Nottingham Üniversitesi’ den Laura Lewis ve araştırma ekibi tarafından 2017 yılında bir havayolu şirketi için yapılan çalışma ile kişisel alanı etkileyen temel faktörler ortaya konuldu.

Havayolu sektörü tercih edilmesinin sebebi ise; uçaklarda koltukların birbirine yakın olması, uçuş süresinin değiştirilemiyor olması ve kendinizi sizin kişisel sınırlarınıza saygı duymayan insanlardan korumak için yapabileceğiniz çok az şey olduğundan ötürü insanların kişisel alanlarıyla ilgili nasıl hissettiklerini incelemek için mükemmel bir deney ortamı sağlaması oldu.

Lewis ve ekibi kişisel alan ihlali yapan insanları “boşluk istilacısı” olarak adlandırdılar. Çalışmanın sonucunda araştırmacılar kişisel alanı etkileyen temel faktörleri şöyle özetlediler; cinsiyet, kültür, yaş, kişisel tercih, kişiler arası ilişkiler (duygular ve sosyal statü), oda yoğunluğu, kişilik (içe dönük veya dışa dönük),  bir konuşmada tartışılan konular ve ortam (iç mekan ve dış mekan, aydınlatma, dikey alan).

Lewis, uçaktaki yolcuların kendi koltuk sınırları dahilinde “özerklik, kontrol ve mahremiyet” limitlerine sahip olduğunu söylüyor. Fiziksel rahatlığın yanı sıra, bu faktörler aynı zamanda rahatlığın psikolojik yönü ya da yaşadığınız stres derecesini de belirliyor.

Konforun psikolojik yönünü belirleyen faktörleri incelemek için İngiliz araştırmacılar 18-70 yaşları arasında (çoğu 18-30 yaşları arasında) 199 yetişkin ile bir araştırma yaptı. Katılımcılardan kişisel alan tercihleriyle ilgili sorulara cevap vermelerini istendi. Katılımcılar bir yabancı ile aralarında olmasını istedikleri mesafeyi ve bir arkadaşları ile aralarında olmasını istedikleri mesafeyi temsil ettiklerini düşündükleri görüntüleri daire içine aldılar.

Anketin bir sonraki kısmında katılımcılar 6 saatlik bir uçuşla ilgili olarak uçaklarda kişisel alan istilası biçimlerini listelediler, kişisel alanlarının işgal edildiğinde nasıl hissettiklerini, bu olduğunda kendilerini daha rahat hale getirmek için neler yaptıklarını ve daha sonra genel olarak nasıl yaptıklarını açıklayan dört açık uçlu soruya cevap verdiler. Kişisel alan terimini yorumladılar.

Kişisel alan tercihi resimleri kullanılarak elde edilen ilk bulgular, tercih edilen etkileşim mesafelerinde uyruk, yaş veya cinsiyet açısından bir fark olmadığı ortaya koyuldu. Bununla birlikte beklendiği üzere insanlar bir yabancıya göre bir arkadaşına daha yakın olmayı tercih ettiler.

Havayolu seyahatindeki kişilerin listelediği örneklerde üç açık tema vardı. Birincisi, bir yolcunun diğer yolcuyu kollarıyla veya bacaklarıyla hareket ettirmesi veya dürtmesiyle meydana gelen kişisel alanın bedensel istilasıydı. Çok küçük veya birbirine yakın koltuklar, fiziksel aşırı yakınlığın bir başka yönü idi. İkincisi, alanı kendi eşyalarıyla tekelleştiren veya kontrol eden yolcular tarafından kişisel alan istilasıydı. Üçüncüsü, aşırı gürültü, koku, kötü hijyen, yiyecek ya da içecek ve istenmeyen konuşmalar yapmak gibi uzun bir liste ile “duyusal” istilayı anlatıyordu.

Bu bulgular sonucunda ortaya çıkan ilginç şey ise havayolu seyahatlerinde meydana gelen bariz fiziksel temas ve oturma sorunlarının yanı sıra katılımcılar için neredeyse eşit derecede sıkıntılı olan duyusal alandan kaynaklı kişisel alan işgalleri olması idi. Konuşmayı ya da soru sormayı bırakmayacak bir yabancının yanına oturduğunuz bir anı düşünün, muhtemelen bu sonucu daha iyi anlayacaksınız.

Araştırma sonucunda ortaya çıkan kişisel alan ihlali durumlarına karşı kişilerin gösterdiği tepkiler ise şöyle sıralandı; rahatsızlık, öfke, mide bulantısı, iğrenme, klostrofobi, sarhoş gibi hissetme, küfür etme eğilimi gibi. Bu reaksiyonların üstesinden gelmek için ise katılımcılar çeşitli başa çıkma yöntemleri kullandıklarını bildirdiler. Bunlar; suçlu olduğunu düşündüğü kişiyle yüzleşmek, alan ihlali yapan kişi yerinden bir müddet uzaklaşmışsa (uçakta tuvalete gitmek gibi) kaybedilen alanı ele geçirmek, sözsüz bir yaklaşımla derdini anlatmak mesela iç çekmek, imada bulunmak gibi.

Sonuç olarak bu çalışmadan çıkan kişisel alan tanımı şöyle yapıldı; “mekansal istila veya başkalarının eylem ve özelliklerinin farkındalığı ile kırılabilecek bir kişiyi çevreleyen görünmez sınır”.

Bu çalışma ile kişisel alan sorunları ortaya çıktığında başa çıkmanız için beş ipucu öneriliyor:

1. Arkadaşlarına karşı kibar ol. Yabancılardan ziyade iyi tanıdığınız insanların kişisel alanını istila etme konusunda daha fazla özgürlüğünüz var ancak yine de sınırlarınızı bilin.

2. Etrafına bak. Özellikle yakın alan temaslarında sınırlara karşı saygılı ve dikkatli olun.

3. Yapabilirsen yüzleş. Eğer yüzleşme bir seçenek değilse, dikkatinizi dağıtmanın yollarını bulun ya da en azından işgal yapıldığına dair imada bulunun.

4. Kokla ama burnunu sokma. Aşırı koku kullanarak, halka açık yerlerde çok yüksek sesle konuşarak ve yabancılara aşırı kişisel sorular sorarak yarattığınız duyusal saldırıların farkında olun.

5. Beden dilini okumayı öğren. Kişilerin davranışlarını gözlemleyerek çok yaklaştığınıza dair sinyalleri anlayabilmek için kendinizi geliştirin. Aştığınızı hissederseniz geri çekilin.

Kişisel alan tüm ilişkiler için kilit bir rol oynamaktadır. Eğer önemini anlarsanız yönetimi nispeten kolay olacaktır.

Kişisel alan üzerine BBC tarafından yapılan sosyal deneyi izlemenizi öneririz.

Kaynak: https://www.psychologytoday.com/intl/blog/fulfillment-any-age/201904/5-things-you-need-know-about-personal-space

Matematiksel

Busra Meral

Okumak, araştırmak, yeni şeyler öğrenmek, bunlar üzerinde düşünmek, tartışmak ve paylaşmak benim için büyük keyif. Yazmak ise bambaşka bir dünya. Kurumsal hayat karmaşasından kaçıp buraya sığınıyorum. Paylaştıkça her şeyin daha güzel olacağına gönülden inanıyorum. "Okumak bir insanı doldurur, insanlarla konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır." Francis Bacon

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı