Psikoloji

İnsan İlişkileri ve İletişim Çatışmaları

Okulda, evde, sokakta, işte, sosyal medyada, arkadaşlarla, aileyle, doğayla, kendimizle… Her an ve her yerde iletişim halindeyiz. Bu durumda çatışma olmaması elbette mümkün değil. İletişim çatışmaları ile ilgili ele alacağımız birçok maddeyi aslında her gün gözlemliyoruz. Ancak bunu literatüre kazandırmayı düşünen matematikteki Graf Teorisi’ni iletişim alanında ele alan kişi matematikçi Frank Harary olmuş. Peki nedir bu iletişim çatışmaları? Sadeleştirerek ve örneklendirerek anlatmaya çalışalım.

İletişim Çatışmaları

graf analizi

1-Aktif Çatışma

Bu maddenin içeriğine göre kötü gördüğümüz, sevmediğimiz ya da hoşlanmadığımız insanların ne derlerse desinler bir anlam ifade etmemesi ya da her fikrini, her ifadesini kötü bulmamız gibi bir çıkarım yapılabilir. Bunu çoğu insan en az bir kez olsun tespit etmiştir. Bazı insanlarla yaşadığınız olumsuz geçmişin bu durumu tetikleme ihtimalinin yüksek olduğu söyleniyor. Bir kişiyle olumsuz bir geçmişimiz varsa, bugün bizim düşündüğümüz bir şeyi bile dile getirse de ona sinirlenebiliriz bu çatışma türüne göre.

2-Pasif Çatışma

Harary ve Batell’in (1981) tanımladıkları bir diğer çatışma olan pasif çatışmada ‘küslük’ ve ‘çekinme’ rol oynuyor. Birbirine küs olan kişilerin iletişim kurmamalarını biliyoruz. Çekingenlikte ise birini bir yere davet ederken reddedilme ihtimalini düşünüp geri durma ya da karşı tarafın davet bekleyip kendi söylerse ayıp olacağına inandığı için bunu söylememesi halleri iletişimsizliğe sebep olur ve davet gerçekleşmez.

3-Varoluş Çatışması

Burada her bireyin kendi mesajına odaklanmasından kaynaklanan bir çatışma vardır. Harary ve Batell bu konuda Cervantes’ in ünlü kahramanı Don Kişot’ u örneklendirmiştir. İnsanların Don Kişot’un mesajlarına kapalı olması ve Don Kişot’ un da çevresinden gelen bildirimleri yeterince değerlendirememesi Don Kişot ve toplum arasında bir varoluş çatışması oluşturur.

4-Tümden Reddetme

Bu maddeyi fanatizm üzerinden kavrayabiliriz. ‘ En büyük takım bizim takım ‘ öyle olup olmasına bakılmaksızın tüm takımların taraftarlarının kendi takımları için söylediği bir slogandır. Ya da bir sanatçı eserine yöneltilen hiçbir eleştiriyi kabul etmez ve eserini kusursuz bulursa yine bu durum geçerli olur. Ya da pesimist bir insana hayatla ya da kendisiyle ilgili ne kadar olumlu ya da güzel iltifatlarda bulunsanız da hayatındaki ve yine kendindeki olumsuzluklardan başka bir şey görmüyorsa bu iltifatlarda reddedilmiş olur. Tümden reddetme, ayrıntıya inme, sorgulama, düşünme, soru sorma ile bağdaşmaz.

5-Önyargılı Çatışma

Burada kişiler belli bir konu hakkında tartışmadan önce o konuda peşin hüküm edinmişlerdir ve ısrarla onu savunurlar. Münazaralarda, tartışma programlarında da sıkça görülüyor. İşçi patronla zam görüşmesi yaptığında iki taraf da kendi perspektifinden peşin bir hükme sahip olduklarından işçinin geçim derdi patronun maliyet ve bütçe derdi iki tarafında kendi haklılıkları olacaktır. İki tarafın kendi derdine karşı tarafı ikna etmesi oldukça zordur.

6-Yoğunluk Çatışması

Bir nebze olsun yumuşama içeren çatışmadır. Tarafların bir kesişim noktası vardır ama bir taraf muhakkak daha keskindir.

7-Kısmi Algılama Çatışması

Bunu kendi üzerinizde ya da çevrenizde pek çok insanda kolaylıkla tespit edebilirsiniz. Dostlarınıza tavsiyelerde bulunursunuz bazen, sadece istedikleri tavsiyeleri duymayı tercih edebilirler. ‘ Beş gün benim yerime tatile gider misin? ‘ ile ‘ Beş gün benim yerime işe gider misin? ‘ cümleleri aynı tepkiyle duyulmayacaktır elbette. Beynin ‘işine geldiği gibi’ çalışma hali bu durumu tetikler.

8-Alıkoyma Çatışması

Kişi, kaynaktan gelen mesajı tam olarak anlar ancak eksik aktarırsa gerçekleşen durumdur. Profesörlerin, öğretmenlerin bildiklerinin tamamını öğrencilere aktaramaması durumundaki gibi. Özellikle kötü niyetli dedikodularda bu durum çok fazla görülebilir. Tam tersi de olabilir. Mesela bir bankada müşteri talebini aktaramaz ya da eksik aktarır ancak bankacı hangi işlemi yapmak istediğini anlarsa bu durumun tersi olmuş olur.

İletişim çatışmalarının, iletişimden daha fazla hayatımızda olduğu ve hem kendi dünyamızda hem ülkemizde hem de dünyada nice problemlere sebep olduğu düşünülürse, ne kadar ciddi bir durum olduğu fark edilecektir. Çünkü iletişim ile psikoloji birbiriyle oldukça bağlantılı. Herkesle elbette aynı iletişimi kuramayız, çünkü her insan, her olay, her yer kısacası her şey psikolojik olarak farklı bir karşılık bulur zihinlerde. Buna rağmen benliğimizi koruyarak ortak bir dil oluşturabileceğimiz alanlar olabilir. Geleneksel toplumlarda iletişim ve sistemler dilden dile ya da örf ve adetlerle aktarımla pek de sorgulamadan oluşsa da tek-tipleştirici düşünce sisteminin girdabına kapılmamak yine kendi çabamızla mümkün olabilir.

Göz atmak isterseniz:

Kaynaklar

Kitap: Üstün Dökmen – Empati

Makale: Harary, Frank; Batell, Mark (1981). “Communication Conflict.” Human Relations; ttps://journals.sagepub.com/

Matematiksel

Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan; filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim.. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum ve İstanbul Gelişim Üniversitesi'nde akademik görevimi sürdürüyorum. Spora, sanata (özellikle resim sanatı), müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara, filmlere düşkünüm.. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Küçük yaşlardan itibaren birikmiş 9 adet günlüğüm var. Amaçlı ve amaçsız yaşamanın çeşitli noktalardan artı ve eksileri olduğunu düşünsem dünyadaki her şeyin gelip geçici olduğuna inanıyorum. Yine de -her şeye rağmen- ben uzun süredir amacı olanlardanım.. Buradan enerji sağlayabiliyorum.. Çoğunlukla enerjik, dışa dönük olsam da yeri geldikçe oldukça içe kapanmaya ve yalnızlığa susayabiliyorum. İkisi de keyifli ve öğretici.. Matematiksel sitesinin öncelikle hayranı olan bir okuruyum sonra Matematiksel’e katkı sağlamaya çalışan enfes ekibin bir parçasıyım. Özetle bu dünyayı bir rüyaymış gibi (Is this the real life? Is this just fantasy?) hissedip iyi bir insan olarak '‘kalmaya'’ çabalayan, sonsuzmuş gibi üretmeye çalışan insanlardan olarak; bahsettiğim 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum. Yaşam keşifle canlanıyor.. (Instagram veya Facebook hesabım yoktur. Fotoğrafımı ve adımı kullanarak sahte hesap açıldığını öğrendiğim için bu bilgiyi belirtmek durumundayım.)

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.