Psikoloji

Gerçeklik Yanılsaması: Neden Yanlış Bilgilere Tekrarlandıkça Daha Kolay İnanırız?

“Bir kez söylenen yalan, yalan olarak kalır ancak bin kez söylenen yalan gerçek olur”

Yanıltıcı gerçeklik etkisi, diğer adıyla gerçeklik yanılsaması, yanlış bir bilginin tekrar tekrar duyulduğunda zamanla doğruymuş gibi algılanmasını ifade eder. Daha da kaygı verici olan, bu etkinin insanların aslında yanlış olduğunu bildikleri bilgiler için bile ortaya çıkabilmesidir.

Bu etki, kaynağın güvenilmez olduğunu bilmeye, bilginin yanlışlığını kabul etmeye ve hatta ifadenin kişinin kendi siyasi çizgisiyle çelişmesine rağmen ortaya çıkar. Çünkü tekrar, zihinde tanıdıklık duygusu yaratır. Zihin, tanıdık gelen bilgiyi doğruymuş gibi değerlendirmeye daha yatkındır.

Yanlış bilgilerin bu şekilde tekrar tekrar karşımıza çıkması, doğruyu nasıl değerlendirdiğimizi doğrudan etkiler. İlk anda kuşkuyla yaklaştığımız bir ifade, zamanla daha makul ve doğruymuş gibi görünmeye başlayabilir. Balıkların hafızasının yalnızca üç saniye sürdüğü, kahvenin vücudu susuz bıraktığı ya da çiğnenen sakızın yedi yılda sindirildiği iddialarını kaç kez duyduğunuzu düşünün.

Bu tür mitlere başlangıçta mesafeli yaklaşabiliriz. Ancak aynı iddialar tekrarlandıkça zihinde bir tanıdıklık duygusu oluşur; bu tanıdıklık da giderek doğruluk hissine dönüşür. Üstelik bunun zekâ düzeyiyle ya da eğitimle doğrudan bir ilgisi yoktur. Aynı mekanizma neredeyse herkes için geçerlidir.

Gerçeklik Yanılsaması İle Nasıl Tanıştık?

Hitler, Mein Kampf’ta “büyük yalan” kavramını kullanarak, ne kadar devasa ve açık bir yalan olursa olsun, yeterince güçlü biçimde dile getirildiğinde insanların onu uydurma olarak görmeyi reddedebileceğini ileri sürer. Ona göre insanlar, birinin bu denli pervasızca yalan söyleyebileceğine inanmakta zorlanır.

Partisinin propaganda bakanı Joseph Goebbels de benzer bir düşünceyi daha da yaygınlaştırmıştır. Goebbels’e atfedilen ünlü ifadeye göre, “Bir yalan yeterince sık tekrar edilirse insanlar sonunda ona inanır.”

Propaganda her zaman işe yarar. Bunu çok iyi bilen Hitler, Almanya’da propaganda yapmak adına bir bakanlık kurmuştu. Bu bakanlığın başında da Dr. Paul Joseph Goebbels vardı.

Daha sonraki araştırmalar, bu etkinin yalnızca tekrar yoluyla değil, bilginin sunuluş biçimiyle de güçlendiğini göstermiştir. Bir ifade ne kadar tanıdık gelirse, zihin onu o kadar akıcı biçimde işler; bu akıcılık da doğruluk hissini artırır.

Bu nedenle kalın yazılmış, yüksek kontrastlı, kafiyeli ya da sloganlaştırılmış ifadeler daha inandırıcı algılanır. Reklamcılıkta “benzersiz”, “lüks” gibi iddiaların doğruluğundan bağımsız olarak uzun süredir etkili biçimde kullanılmasının nedeni de budur.

İnternet ve Gerçeklik Yanılsaması

Normalde bir bilginin doğruluğunu, onu kimin söylediğine bakarak değerlendirmemiz gerekir. Ancak tekrar bu ölçütü zayıflatır. Bilgi ister doğru ister yanlış olsun, sıkça duyulduğunda zihinde tanıdık hâle gelir; bu tanıdıklık da doğruluk hissini besler.

Bu etki özellikle iki durumda daha güçlüdür. İlki, kendimizi bilgili sandığımız konularla ilgili ifadelerde ortaya çıkar. İkincisi ise ilk bakışta açıkça doğru ya da yanlış olduğu anlaşılamayan, muğlak iddialarda görülür.

Modern medya ortamı bu noktada özel bir sorun yaratır. Haber kanalları ve dijital platformlar, yanlış bilgiyi yaymamak ile politikacıların gerçeğe aykırı ifadelerini haberleştirmek arasında zor bir denge kurmaya çalışır.

Yanlış bir iddiayı çürütmek amacıyla bile olsa onu manşetlerde, alt yazılarda ya da kısa alıntılarda tekrar etmek, istemeden de olsa inandırıcılığını artırabilir. Yanıltıcı gerçeklik etkisi göz önüne alındığında, “bu doğru değildir” uyarısı eşlik etse bile tekrarın kendisi yanlış bilginin zihinde yer etmesine katkıda bulunur.

Bu nedenle yanlış bilgiyle mücadele ciddi bir risk barındırır. Bir iddiayı çürütmek için onu sürekli gündeme taşımak, farkında olmadan o iddiayı güçlendirebilir.

Sonuç Olarak

Yanıltıcı gerçeklik etkisinden kaçınmak zordur. Çünkü bu etki, zihnin otomatik ve bilinçdışı işleyen yönüyle devreye girer. Çoğu zaman bu tuzağa düştüğümüzü fark etmeyiz.

Gün içinde maruz kaldığımız bilgi miktarı çok fazladır. Bu yoğunluk içinde, şüpheli iddiaları sorgulamadan geçmek ve bir sonraki paylaşıma yönelmek kolaydır. Oysa yanlış bir ifadeyi ilk karşılaştığımız anda eleştirel bir süzgeçten geçirmezsek, ileride ona inanma olasılığımız artar. Bu nedenle ilk temas anı kritiktir.

Sonuçta mesele yalnızca ne duyduğumuz değil, o anda ne kadar dikkatle düşündüğümüzdür. Çünkü sorgulamadan geçtiğimiz her yanlış bilgi zihnimizde yer eder. Yeterince tekrarlandığında ise yalnızca tanıdık gelmez; gerçekmiş gibi hissettirmeye başlar.


Kaynaklar ve ileri okumalar:

  • Pennycook, G., Cannon, T. D., & Rand, D. G. (2018). Prior exposure increases perceived accuracy of fake news. Journal of Experimental Psychology: General, 147(12), 1865–1880. https://doi.org/10.1037/xge0000465
  • Dechêne A, Stahl C, Hansen J, Wänke M. The truth about the truth: a meta-analytic review of the truth effect. Pers Soc Psychol Rev. 2010 May;14(2):238-57. doi: 10.1177/1088868309352251. Epub 2009 Dec 18. PMID: 20023210.
  • Hassan, A., Barber, S.J. The effects of repetition frequency on the illusory truth effect. Cogn. Research 6, 38 (2021). https://doi.org/10.1186/s41235-021-00301-5
  • Illusion of Truth Effect: Repetition Makes Lies Sound True; Bağlantı: https://thedecisionlab.com

Size Bir Mesajımız Var!

Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Matematiksel

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir