“Neden hiçbir şey yerine bir şeyler var?” İdeal bir dünyada, her sıra dışı felsefi soru, onu ilk düşünen kişinin nasıl düşündüğünü anlatan ilginç bir hikâyeyle birlikte gelir. Ancak, Leibniz’in en önemli felsefi sorularından biri olarak görülen bu soruyu sormasına neyin yol açtığını yalnızca tahmin edebiliriz.

Gottfried Wilhelm Leibniz genellikle “son evrensel deha” olarak anılır ve bu unvanı fazlasıyla hak eder. Filozof, matematikçi, teolog, siyasetçi, hukukçu, diplomat, filolog ve kütüphaneci kimliklerinin yanı sıra, fizik ve teknoloji alanlarında da önemli katkılar sunmuştur.
Ayrıca biyoloji, psikoloji, tıp, jeoloji, dilbilim ve bilgisayar bilimlerinin gelişimine değerli katkılarda bulunmuştur. Kendisi hem kalkülüsü hem de modern bilgisayarların temelindeki ikili sistemi miras bırakan kişidir.

Leibniz erken modern dönemin üçüncü büyük filozofu olarak kabul görür. Ondan önce Descartes ve Spinoza’ anılır. Descartes metafiziği bilimin hizmetine koyar, Spinoza metafiziği ahlakın temeline yerleştirir. Leibniz için ise metafizik kendi başına bir değerdir.
Leibnizin metafiziğe yaklaşımı belirgin bir dinsel boyut taşır. O, özellikle bir teodise geliştirme çabasıyla tanınır ve bunu olasılık ile zorunluluk kavramları üzerine kurar. Teodise, Tanrının varlığı ile dünyadaki kötülüğün birlikte nasıl mümkün olduğunu açıklamaya çalışan bir felsefi görüştür. Sorunun temeli şöyledir:
- Tanrı her şeyi biliyorsa kötülüğün var olduğunu da bilir.
- Tanrı her şeye gücü yetiyorsa kötülüğü engelleyebilir.
- Tanrı tamamen iyi ise kötülüğü istemez.
Bu durumda en temel soru ortaya çıkar: Dünyada kötülük neden vardır?
Leibniz’e göre kötülük, bu dünyanın yapısının bir parçasıdır. Tanrı kötülüğü istemez, ama kötülüğün hiç bulunmadığı bir dünya ortaya çıksa bu dünya şu an yaşadığımızdan daha kötü olurdu. Bu yüzden kötülük tamamen yok olamaz, çünkü dünyanın bütünü bozulur.
Neden hiçbir şey yerine bir şeyler var?
Daha önce birçok düşünür evrenin neden böyle olduğunu tartışmıştı. Leibniz ise soruyu daha radikal bir düzeye taşıdı: Neden bir şey var? Neden hiçbir şey yok değil? Bu soru, daha sonra Heidegger tarafından “metafiziğin temel sorusu” olarak tanımlanmıştır.
Leibniz’e göre: Her şeyin bir nedeni olmalıdır. “Açıklaması olmayan hiçbir durum yoktur.” Bu ilkeye yeterli neden ilkesi denir. Bu temel ilke, “neden bir şey var” sorusunun çıkış noktasıdır. Eğer hiçbir şey olmasaydı, açıklamaya gerek kalmayacaktı. Ama bir evren var, yıldızlar var, yasalar var, bilinç var. O halde bunun yeterli bir nedeni olmalı.

Leibniz’in yanıtı şudur: Bir şey var, çünkü Tanrı en iyi olası dünyayı yaratmayı seçti. Bu onun teodiseyle doğrudan bağlantısını kurar. Kötülük problemiyle uğraşırken geliştirdiği düşünce dünyası aynı zamanda evrenin neden var olduğuna da yanıt vermek ister.
Leibniz’den Sonra da Bu Soruyu Düşünmeye Devam Ettik
Leibniz’in bu yanıtının ardından mesele elbette kapanmadı. Örneğin, onunla aynı dönemde yaşamış olan Spinoza’nın bu soruya farklı bir cevabı vardı. Ona göre, hiçbir şeyin var olmaması imkânsızdı; mutlaka bir şeyler var olmalıydı.
Spinoza, Ethica adlı başyapıtının birinci kitabının yedinci önermesinde bu görüşünü açıkça dile getirir: “Var olmak, tözün doğasına özgüdür.” Bu nedenle var olmak, evrenin yapısına içkin bir özelliktir. Var olmayan bir evren, aynı zamanda var olmayan bir töz anlamına gelir.
Dolayısıyla, Spinoza’ya göre hiçbir şeyin var olmaması mümkün değildir. Spinoza’nın felsefesine yakın olduğunu söyleyen Einstein da büyük olasılıkla aynı görüşü benimser.

Bazı bilim insanları Leibnizin büyük sorusuna daha ince bir yanıt getirir. Bunlardan biri kuramsal fizikçi Lawrence Krausstur. Krauss 2012 yılında yayımlanan A Universe from Nothing adlı kitabında evrenin kütleçekimin kuantum vakumu üzerindeki etkisiyle doğal ve kaçınılmaz biçimde ortaya çıktığını savunur.
Kuantum vakumu, uzayın en düşük enerji durumudur. Yani mümkün olan en sessiz hâlidir. Fakat bu sessizlik tam bir boşluk anlamına gelmez. Kuantum fiziğine göre uzay her noktada sürekli hareket hâlindedir, enerji tam olarak sıfır olamaz ve parçacıklar anlık olarak ortaya çıkar ve yok olur.
Kraussun yorumu hiçbir şeyin gerçek anlamda var olamayacağını ima eder. Ona göre her zaman bir şey vardı. Önce kütleçekim ve kuantum vakumu vardı ve bildiğimiz evren bu koşullardan doğdu.
Kozmolojideki başka kuramlar da evrenimizin ortaya çıktığı bir başlangıç durumunun her zaman var olması gerektiğini varsayar. Bu başlangıç durumu kimi kuramlarda sicimler adı verilen yapılardan oluşur.
Ancak bu tür bilimsel yanıtlar “neden hiçbir şey değil de bir şey var” sorusunda bir güçlükle karşılaşır. Kütleçekimin, kuantum vakumunun, sicimlerin ya da evrenin mutlaka var olması gerektiğini nedenini açıklamaz.
Belki de Bu Sorunun Bir Cevabı Yoktur!
Leibniz’in büyük sorusuna verilen bir başka yanıt, bu sorunun aslında bir cevabının olmadığını öne sürer. Filozof Bertrand Russell, 1948’de katıldığı bir radyo tartışmasında tam olarak bu görüşü savunmuştur. Kendisine evrenin neden var olduğu sorulduğunda, “Evren oradadır, hepsi bu,” diye yanıt vermiştir.
Bu görüşe göre evren, filozofların “çıplak olgu” olarak adlandırdığı şeydir; yani açıklaması olmayan bir gerçekliktir. Russell, insanların henüz bir açıklama bulamadığını söylemez. Ona göre böyle bir açıklama zaten mümkün değildir.
Bugün bu yaklaşım oldukça yaygın bir görüştür. Pek çok kişi, evrenin nihayetinde açıklanamaz olduğunu düşünmektedir. Yine de bu yanıt, çoğu insan için entelektüel olarak tatmin edici değildir. Ancak tatmin edici olmaması, onun yanlış olduğu anlamına gelmez.
Kaynaklar ve İleri Okumalar
- Answering the biggest question of all: why is there something rather than nothing?. Kaynak site: Conversation. yayınlanma tarihi: 11 Kasım 2016. Bağlantı: https://doi.org/10.64628/AB.63emwaagm
- Gottfried W. Leibniz: The Last True Genius ; Bağlantı: Gottfried W. Leibniz: The Last True Genius (thecollector.com) ; Yayınlanma tarihi: 21 Aralık 2022
- Carroll, Sean. (2018). Why Is There Something, Rather Than Nothing?. 10.48550/arXiv.1802.02231.
- Brian Greene, Evrenin Zarafeti: Süpersicimler, Gizli Boyutlar ve Nihai Kuram Arayışı ; Tellekt Yayınları ; 1. Baskı Nisan 2022
Matematiksel





