Fibonacci Sayıları ve Altın Oranın Borsa İle İlgisi Nedir?

”Borsa ve altın oran, yok artık!” diyenler olacaktır. Bilenler mutlaka vardır. Hatta kullananlar dahi vardır. Bilmeyenler için kısaca anlatmaya çalışalım. Ekonomik çalkantıların ortasında, bazı pazar araştırmacıları, geleceği tahmin etmek için tanıdık, güçlü bir sayı kümesine bakmayı tercih ederler. Teknik analistlerin ve yatırımcıların piyasalardaki alım satım davranışlarına ilişkin bakış açılarını yönlendirmek için kullandıkları araçlardan birisi de Fibonacci düzeltmesi (ya da Fib düzeltmesi) olarak bilinir.

Günümüzde Fibonacci düzeltmesi aracı, binlerce yatırımcı tarafından kullanılan popüler bir göstergedir. Bu teknik adını, birçok doğal fenomende karşımıza çıkan ünlü Fibonacci dizisinden adını almaktadır. Bu sayıları piyasa hareketlerini tahmin etmek için kullanmak, ayçiçeği tohumu kalıplarını hesaplamak için kullanmaktan çok daha az kesindir. Dizinin finansta karşımıza çıkması aslında insan hayal gücünün yan ürünlerinden biridir.

Fibonacci dizisinde her sayı kendisinden önceki iki sayının toplamı biçimindedir. Bu sayı dizisi 0 ve 1 ile başlar. Sonrasında da 0, 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21… biçiminde sonsuza kadar devam eder. Bu sayı dizisinin önemi aslında başka bir matematiksel fenomen ile ilişkili olmasından gelir. Dizideki her sayıyı bir önceki sayıya (1’in 0’a bölünmesi dışında) ilginç bir durum ortaya çıkar. Büyük sayılara doğru ilerledikçe, sonuç phi sabitine veya yaklaşık olarak 1.61803’e yakınsar. Bunu bizler de altın oran olarak tanımlarız.

Dizinin aslında uzun bir geçmişi vardır. 1202’de Avrupa’da, İtalyan matematikçi Pisa’lı Leonardo tarafından Liber Abaci kitabında anlatılan tavşan yetiştirme sorusuna bir çözüm olarak ortaya atılmıştır. Ancak bu sayı dizisinin Hindistan’da muhtemelen 7. yüzyıl da kullanıldığı da bilinmektedir. Matematikçi Eduoard Lucas tavşan senaryosundan türetilen diziye 1870’lerde “Fibonacci dizisi” adını vermiştir. Bu dizinin ilgi çekici yanı çam kozalaklarındaki sarmalların sayısı, belirli çiçeklerin her katmanındaki yaprak sayısı gibi doğal fenomenlerde de karşımıza çıkmasıdır.

Fibonacci Borsaya Gidiyor

Bir heves ile size teknik analizin Fibonacci dizisi ile nasıl yapılacağını anlatacağımızı düşünüyorsanız üzgünüz. Bu detaylar bu yazının amacını aşar ve sizleri yanlış yönlendirmiş olabiliriz. Bunun yerine arka plandaki fikrin ne olduğunu, nereden işin içine karıştığını ve belki de en önemlisi güvenilir olup olmadığını ele alalım.

İnsanlar kalıpları tanımlamak için belli bir donanıma sahiptir. Bu nedenle belli kalıplar daha da ilgimizi çeker. Sonrasında da kendimizi bu diziyi sadece doğada aramak ile sınırlandırmayız. Bunun sonucunda da Fibonacci ve phi sabiti, belirli sanat, mimari ve müzik eserlerinde de karşımıza çıkar. Arka planda güçlü bağlantılar arama eğilimimiz olsa da aslında yoktur. Bunlar sadece insanların seçimleri neticesinde oluşturulmuş formlardır.

Fibonacci ve borsa ilişkisine geri dönelim. Hepinizin de bildiği gibi alım satım davranışı büyük ölçüde tahmin edilemez. Ancak yine de bazı analistler, Fibonacci sayısındaki rakamları orada da görebilecekleri konusunda ısrarcıdır. Elliott dalga prensibi, finans piyasalarında piyasa döngülerinin incelenmesi ve tahmin edilmesinde kullanılan bir teknik analiz yöntemidir. Yöntem, 1930’lu yıllarda, Amerikalı bir muhasebeci olan Ralph Nelson Elliott (1871–1948) tarafından keşfedilmiştir. Beş dalga prensibi olarak da bilinir.

Elliott modelinde itkiler ve düzeltmeler vardır. İtkiler her zaman beş dalgadan oluşurken, düzeltmeler (birkaç istisnası dışında) üç dalgadan oluşur. (R.N. Elliott’ın 1940 Kasım’ında yayınlanan “The Basis of the Wave Principle” isimli makalesinden. Kaynak: https://tr.wikipedia.org/

Elliott Dalga Prensibi, yatırımcı davranışının sürü psikolojisi ile güdülendiğini söyler. Bu güdülenme sonucunda iyimserlikle kötümserlik arasında doğal bir ritme uygun olarak dalgalanmalar olduğunu kabul eder. Bu dalgalanmalar, her vadede düzgün ve düzenli piyasa trendleri oluşturur. Ralph Nelson Elliott insanın davranışının Fibonacci dizisi ile benzer özellikler gösterdiğine inanıyordu. Bu nedenle gelecekteki davranışı tahmin etmek için çizelgeye bu sayılar konulabileceğini düşündü. Sonucunda da çizelgesini oluştururken Fibonacci sayılarını kullandı. yani aslında sadece bir seçim yapmıştı.

Borsa da Fibonacci Sayılarına Güvenmeli miyiz?

Yatırım araştırmacıları, mevcut bir alış veya satış eğiliminin devam edip etmeyeceğini veya tersine dönüp dönmeyeceğini belirlemek için grafiklerin şekillerine bakar. Bazıları tahminlerini ünlü diziden türetilen “Fibonacci düzeltme seviyelerini” kullanarak yapıyor. Fibonacci düzeltme seviyeleri şu biçimde belirlenmiştir. Öncelikle Herhangi bir Fibonacci sayısının bir sonrakine bölümü 1/phi yani yaklaşık olarak 0,618’dir. ( Örneğin 34/55). Bu % 61.8 olarak gösterilir. Bir kaç önemli yüzde daha vardır. Bunlardan biri olan % 38,2, bir sayının dizide kendisinden sonraki ikinci sayıya bölünmesi ile bulunur. ( Örneğin 21/55). Resmi olarak bir Fibonacci sayısı olmasa da, çeşitli eğilimler nedeniyle %50, %78,6 ve %100 de listeye dahil edilmiştir.

Matematikçilerin çoğu piyasaları tahmin etmek için Fibonacci dizisiyle ilgili kalıpları arama fikrine sıcak bakmamaktadır. Ancak aslında kendini gerçekleştiren kehanet diyebileceğimiz bir durum da zaman zaman karşımıza çıkabilmektedir. Piyasalar yapısı gereği oyuncularının inançlarına tepki verir. Dolayısıyla yatırımcılar Fibonacci analizi nedeniyle toplu alım yaparlarsa, yukarı yönlü bir trend yaratırlar. Aynı trend satı için de geçerli olur. Fibonacci sayılarının borsayı yönettiği fikri büyülü bir düşünce olabilir. Ancak aynı büyülü düşünceye sahip yeterli sayıda insan piyasaları hareket ettirebilir.


Ayrıca göz atmak isterseniz


Kaynaklar ve ileri okumalar için:

Matematiksel

Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan; filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim.. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum ve İstanbul Gelişim Üniversitesi'nde akademik görevimi sürdürüyorum. Spora, sanata (özellikle resim sanatı), müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara, filmlere düşkünüm.. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Küçük yaşlardan itibaren birikmiş 9 adet günlüğüm var. Amaçlı ve amaçsız yaşamanın çeşitli noktalardan artı ve eksileri olduğunu düşünsem dünyadaki her şeyin gelip geçici olduğuna inanıyorum. Yine de -her şeye rağmen- ben uzun süredir amacı olanlardanım.. Buradan enerji sağlayabiliyorum.. Çoğunlukla enerjik, dışa dönük olsam da yeri geldikçe oldukça içe kapanmaya ve yalnızlığa susayabiliyorum. İkisi de keyifli ve öğretici.. Matematiksel sitesinin öncelikle hayranı olan bir okuruyum sonra Matematiksel’e katkı sağlamaya çalışan enfes ekibin bir parçasıyım. Özetle bu dünyayı bir rüyaymış gibi (Is this the real life? Is this just fantasy?) hissedip iyi bir insan olarak '‘kalmaya'’ çabalayan, sonsuzmuş gibi üretmeye çalışan insanlardan olarak; bahsettiğim 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum. Yaşam keşifle canlanıyor.. (Instagram veya Facebook hesabım yoktur. Fotoğrafımı ve adımı kullanarak sahte hesap açıldığını öğrendiğim için bu bilgiyi belirtmek durumundayım.)
Başa dön tuşu