Biyoloji ve Genetik

Dünyanın İlk Çiftçileri İnsanlar Değil Karıncalar Olabilir!

Karıncalar, dünya üzerinde sosyal ilişkilenme davranışı gösteren ilk böceklerdi. Bu nedenle arılar ve termitlerle birlikte paylaştıkları “sosyal böcek” unvanını taşırlar. Koloninin inşa edilmesinden koloni içi yaşam için gerekli olan emeğe kadar her bir iş karıncalar tarafından işbölümüyle yapılır. Aslında karıncalar insanlardan oldukça uzun zaman önce inşaata merak salmışlardır. Çünkü dünya üzerindeki şehir benzeri yapılaşmalar ilk defa karıncalarda gözlenmiştir. Ancak karıncaların ilkleri sadece bu değil. Aynı zamanda karıncalar, kendi besinlerini yetiştiren ilk canlılar da olabilirler.

Normal koşulda karıncalar organik atıklarla, böceklerle veya diğer ölü hayvanlarla beslenirler. Ancak Fijili bir karınca türü, günümüzden 3 milyon yıl kadar önce meyve yetiştiriciliği yapmaya başlamış. Bu tarih insanlarda tarımın evrimleşmesinden çok daha öncesine uzanıyor.

Philidris nagasau karıncası, çeşitli ağaçların dallarında Squamellaria meyvesini yetiştirip hasat ediyor. İlk önce, karıncalar meyvenin tohumlarını ağaç kabuklarının içerisine yerleştiriyorlar. İşçiler sık sık ekim yapılan bölgede dolaşıyor ve fideleri kendi dışkılarıyla gübreliyorlar. Bitkiler büyüdükçe tabanlarında “domatia” adında karıncaların yuva yerine kullandığı geniş ve dairesel biçimde oyuk yapılar oluşturuyor. Meyve ortaya çıktığında da karıncalar etli kısmını yiyerek tohumlarını tarım yapmak için topluyorlar.

Tarım Yapan Karıncalar

Almanya, Münih Üniversitesi’nden Guillaume Chomicki ve arkadaşları her karınca kolonisinin düzinelerce Squamellaria bitkisini, gelişen merkezleri birbirine yollarla bağlayarak, aynı anda yetiştirdiklerini keşfetmişler. Birbiriyle bağlantılı bu “bitki şehirleri” komşu ağaçları da sıkıca birbirine bağlıyor.

Araştırmacılar Squamellaria bitkisinin tamamen karıncaların ekimine ve gübrelerine bağımlı olduğunu bulmuşlar. Keza, Philidris nagasau karıncalarının da bitkinin sağladığı besin ve oyuk sığınaklar olmadan hayatta kalamadıkları da tespit edilmiş. Bu karıncaların karşılıklı yararlanma (mutualizm) ilişkisine dayalı bitki yetiştiriciliği yaptığına dair ilk belgelenmiş örnek olmuştur.

Chomicki’nin ekibi Fijili karınca-bitki ilişkisinin tarihini araştırmak üzere bir genetik analiz çalışması yürütmüş. Sonuçların gösterdiğine bakılırsa karıncalar 3 milyon yıl önce yuva yapma kabiliyetlerini yitirmişler. Bu durum ağaç kabuklarında kök salabilen bitkilerin gelişmesiyle aynı dönemde yaşanmış. Elde edilen bu sonuç, henüz Fiji ile Avusturalya birbirlerinden ayrılmamışken başlayan bir ilişkiyi işaret etmekte.

Karıncalar mantar yetiştiricilikleriyle bilinmekteydiler. Ancak bu şekilde karşılıklı yarar sağlayan bitki ekiciliği yapmalarına ilk kez rastlanıyor. Avusturalya, New England Üniversitesi’nden Kristi Abbott’un sözlerine göre karıncaların böylesi özelleşmiş besin üreticiliği yeteneğini geliştirmiş olmaları aslında etkileyici takım çalışmalarını gözler önüne seriyor.

karıncalar
Amazon ormanlarında yaşayan yaprak kesici karıncaların, doğadan topladıkları taze yaprakları yuvalarına sürükledikleri ve bu bitkiyi, tüketecekleri bir tür mantarı yetiştirmek için kullandıkları bilinmektedir.

“Karıncalar bizim onlar hakkında düşündüğümüzden de zekiler, onları süperorganizma olarak tarif edebiliriz. Çünkü aralarında neredeyse bizim beyinlerimiz gibi karmaşık ağlar oluşturabiliyorlar. Karınca kolonileri arasındaki bilgi akışı insanların sosyal sistemlerine kıyasla inanılmaz boyutta. Bu bulgu açıkçası beni zerre kadar şaşırtmadı.” diyor Abbott.

Sonuç olarak, karıncalar bizi döver…

Çeviri ve Düzenleme: A. Caner Sönmez

Matematiksel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu