
1997 yılında Kaptan Charles Moore, Hawaii’den Kaliforniya’ya doğru yelken açarken okyanusun ortasında beklenmedik bir manzarayla karşılaştı. Denizin yüzeyinde, giderek yoğunlaşan plastik atıkların oluşturduğu devasa bir alan fark etti. Bu keşif, bugün “7. kıta” olarak da anılan, daha yaygın adıyla Büyük Pasifik Çöp Alanı’nın tanınmasını sağladı.
Moore’un bu bölgeden çıkması tam yedi gün sürdü. Etrafı plastik atıklarla çevriliydi. Ancak burası, gözümüzde canlandırdığımız türden katı ve tek parça bir çöp yığını değildi. Aksine, farklı boyutlardaki plastik parçalarının sürekli hareket ettiği bir “plastik çorbası”nı andırıyordu.
Sorun yalnızca yapısıyla sınırlı değildi; ölçeği de ürkütücüydü. Yaklaşık 1,6 milyon kilometrekarelik bir alana yayılıyor ve bu bölgede toplamda 79 bin ton plastik bulunuyordu. Peki, karalardan bu kadar uzakta, insanların yaşamadığı bir noktaya bunca çöp nasıl ulaştı?
Büyük Pasifik Çöp Alanı Nasıl Oluştu?

Atmosferdeki yüksek basınç sistemleri rüzgârların yönünü belirler; bu rüzgârlar da okyanuslarda dev girdaplar oluşturan akıntıları harekete geçirir. Dünya genelinde beş büyük okyanus girdabı bulunur: Kuzey ve Güney Pasifik, Kuzey ve Güney Atlantik ile Hint Okyanusu’ndaki tropik altı girdaplar. Bu girdaplar, okyanus yüzey sularının yaklaşık %40’ını kendi içinde döndürerek hapseder.
Karadan denize ulaşan plastik atıklar bu sistemlere bir kez girdiğinde, akıntılarla birlikte yavaş yavaş girdabın merkezine taşınır. Sonuç olarak, okyanuslardaki plastik kirliliğinin büyük bölümü bu dev ve dairesel akıntıların içinde birikir.

Büyük Pasifik Çöp Alanı’nın keşfi, bu sorunu binlerce insanın gündemine taşıdı. Artan farkındalık, okyanuslardaki plastik kirliliğini azaltmaya yönelik pek çok girişimi harekete geçirdi. Çünkü plastikler yalnızca deniz kuşları, balıklar ve deniz memelileri için değil, dolaylı olarak insanlar için de ciddi bir tehdit oluşturuyor.
Ne var ki bu kirliliği geleneksel yöntemlerle ortadan kaldırmak kolay değil. Çünkü ortada sanıldığı gibi yoğun ve tek parça hâlinde bir çöp adası yok. Asıl sorun, gözden uzak olan yerde, denizin altında biriken sayısız küçük parçadan oluşuyor.
Doğa, kâğıt ya da meyve kabukları gibi organik atıkları kısa sürede parçalayabilir. Plastik ise yapısı gereği çok daha dirençlidir. Bu yüzden çözüm süreci zorlaşır. Nitekim yapılan bir araştırma, Büyük Pasifik Çöp Alanı’nda yaklaşık 79.000 ton ağırlığında, toplam 1,8 trilyon plastik parçanın bulunduğunu ortaya koyuyor. Bu parçaların %52’sini balıkçılık malzemeleri—özellikle eski ağlar, halatlar ve ipler—oluşturuyor.

Plastik Neden Doğada Çözülemiyor?
Plastiğin hammaddesi petroldür. Petrol ise milyonlarca yıl önce yaşamış organizmaların çürümesiyle oluşur. Bu süreçte canlıların hücrelerinde biriken lipitler zamanla dönüşerek bugünkü halini alır. Bu nedenle ilk bakışta, plastiğin de doğada çözünebilir olması beklenebilir.
Ancak sorun, plastiğin nasıl üretildiğinde yatıyor. Doğal polimerler, örneğin proteinler, “peptit bağı” adı verilen kimyasal bağlarla oluşur. Plastiklerde ise karbon-karbon bağları kullanılır. Bu bağlar, doğadaki peptit bağlarına kıyasla çok daha güçlüdür. Sonuç olarak plastik son derece dayanıklıdır ve doğada parçalanması da bir o kadar zordur.
Doğadaki mikroorganizmalar, organik maddeleri parçalayabilmek için milyarlarca yıl boyunca belirli bağ türlerine saldıracak şekilde evrimleşmiştir. Ancak plastiklerde karşılarına çıkan bu yeni ve güçlü bağları parçalayabilen organizma sayısı oldukça sınırlıdır.
Bu noktada akla şu soru gelir: Plastik üreticileri neden karbon-karbon bağları yerine, doğada daha kolay çözünebilen peptit bağlarını tercih etmez?
Cevap basit ama kritik: Dayanıklılık. Peptit bağı içeren plastikler çok daha zayıf olur. Raf ömürleri kısalır, kullanıldıkları ürünler hızla bozulur. Yani doğada kolay çözünebilen plastik üretmek mümkündür, ancak bu durumda ürünler günlük kullanımda işlevini hızla yitirir.
Peki Ama Ne Yapmalı?
Bugün pek çok kurum ve girişim, okyanusları plastik atıklardan temizlemek için yoğun çaba gösteriyor. Ancak asıl sorun, bu kirliliğin kaynağının hâlâ yeterince azalmamış olması. Bu nedenle sorumluluk yalnızca temizlik projelerine değil, aynı zamanda her birimizin günlük hayatta alacağı bireysel önlemlere de dayanıyor.
Biraz dikkatle bakıldığında, evdeki çöp kutusunun büyük bölümünü plastik atıkların oluşturduğu fark edilebilir. Oysa bu tabloyu değiştirmek, küçük ama etkili tercihlerle mümkün.
Kaynaklar ve ileri okumalar
- Lebreton L, Slat B, Ferrari F, Sainte-Rose B, Aitken J, Marthouse. R, Hajbane S, Cunsolo S. Schwarz A, Levivier A, Noble K, Debeljak P, Maral H, Schoeneich-Argent R, Brambini R, Reisser J. Evidence that the Great Pacific Garbage Patch is rapidly accumulating plastic. Sci Rep. 2018 Mar 22;8(1):4666. doi: 10.1038/s41598-018-22939-w. PMID: 29568057; PMCID: PMC5864935.
- Haram, L.E., Carlton, J.T., Centurioni, L. et al. Extent and reproduction of coastal species on plastic debris in the North Pacific. Subtropical Gyre. Nat Ecol Evol 7, 687–697 (2023). https://doi.org/10.1038/s41559-023-01997-y
- Visualising the Great Pacific Garbage Patch. Yayınlanam tarihi: 16 Ocak 2024. Kaynak site: BBC. Bağlantı: Visualising the Great Pacific Garbage Patch
Size Bir Mesajımız Var!
Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.
Matematiksel



