Astronomi ve Kozmoloji

Drake Denklemi Evrende Yalnız Olmadığımızı Onaylıyor mu?

Uçtan uca ölçülen evrenin çapı, bildiğimiz şekliyle yaklaşık 93 milyar ışık yılı genişliğinde. Bu akıl almaz genişlikte 2 trilyon galaksi var. Her biri milyonlarca yıldızla parlıyor ve hayal edebileceğinizden çok daha fazla gezegen barındırıyor. Kısacası Evrende küçücük bir noktadan farkımız yok. Gezegenimizde kendi küçük sorunlarımızla uğraşırken evrenin bu görkemli büyüklüğünü bazen göz ardı ediyoruz. Aklımıza da bazen şu sorular gelebiliyor. Peki bu Evrende yalnız mıyız? Eğer değilsek, neden hiç kimse bizimle bağlantıya geçmedi? Onlarla bağlantı kurmak istiyor muyuz? Bir grup araştırmacı bir süredir bu ve bu gibi soruların cevaplarını arıyor.

Trilyonlarca gezegenin olduğunu düşündüğümüz galaksimiz içerisinde şu ana kadar sadece 5000 civarında gezegen adayı gözleyebildik. Bunun sonucunda Dünya’ya benzeyen sadece 10 gezegen bulabildik. Okuma önerisi: Yaşanabilir Olduğu Düşünülen 10 Ötegezegen. Bunlardan bazılarının görselleştirilmiş hali: soldan sağa, Kepler-22b, Kepler-69c, Kepler-452b, Kepler-62f ve Kepler-186f. Son sırada Dünya’nın kendisi var. Kredi: NASA/JPL-Caltech

Bu sorulara cevap arayanlardan birisi de Gökbilimci Frank Drake idi. Bundan yaklaşık 60 yıl önce Drake, dünyanın en büyük hareketli çanağına sahip olan Green Bank Gözlemevi’ndeki 100 metre çaplı çanağı yakınlarımızdaki iki Güneş benzeri yıldıza çevirdi. Amacı bir sinyal duymaktı. Yaklaşık iki ay süresince toplam 200 saatlik gözlem zamanını bu yıldızları dinlemeye ayırdı. Drake’nin sonunda elde ettiği elbette derin bir sessizlikti.

Kendisi uzaylılardan bir haber alamasa da çabası SETI (Search for Extra-Terrestrial Intelligence-Dünyadışı Akıllı Varlıkları Arama) Projesi’nin doğmasına yol açtı. Günümüzde SETI Projesi kapsamında dünyanın en büyük radyo teleskopları ve en güçlü bilgisayarları gökyüzündeki çok sayıda yıldızdan veri almak için kullanılıyor. 1961’de astrofizikçi Frank Drake, Samanyolu galaksisinde var olması muhtemel gelişmiş uygarlıkların sayısını tahmin etmek için bir denklem geliştirdi.

Drake Denklemi Nedir?

Drake denklemi basit bir matematik­sel formüldür. 7 parçadan oluşmaktadır. Bu parçalardan sadece birinin bile sıfır değerine sahip olması ha­linde, var olsalar bile, uzaylılardan asla haberdar olmayacağımızı gösterir.

N = Galakside bizimle iletişim kurabilecek olası uygarlıkların sayısı
R * = Samanyolu’ndaki ortalama yıldız oluşum hızı
fp = Gezegenleri olan yıldızların oranı
ne = Yaşama uygun bir ortama sahip güneş sistemi başına düşen gezegen sayısı.
fl = Hayatın gerçekte üzerinde göründüğü uygun gezegenlerin oranı.
fi = Üzerinde akıllı yaşamın ortaya çıktığı, yaşam taşıyan gezegenlerin oranı.
L = bu sinyalin evrene gönderileceği zamanın uzunluğu (uygarlığın süresi)
fc = Teknolojik bir uygarlığa sahip olan, uzaya mesaj veya uzay gemisi gönderme potansiyeli olan akıllı yaşam türlerinin oranı

Elbette, Drake denklemi içinde bulunan değişkenlerin çoğu için değerler son derece kaba tahminlerdir ve çok fazla tartışma konusudur. Zorluk (en azından şimdilik) gökbilimcilerin bu değişkenlerin hiçbirinde kesin sayılara sahip olmamasıdır. Bu nedenle Drake Denkleminin herhangi bir kesin hesaplaması şimdilik yapılamamıştır. Sadece bazı tahmin aralıkları elde edilebilmiştir. Mevcut tahminler 2 ila 280 00 000 arasında değişiyor.

Drake Denklemi Bize Ne Gösterdi?

Aslında, Drake denkleminin tek amacı zeki medeniyet sayısını belirlemek değildi. Amaçlanan, bu alandaki düşünceyi teşvik etmek ve insanlara değişkenleri araştırmak ve araştırmalarının kapsamını genişletmek için rehberlik etmekti. Bu amaçla, Frank Drake son derece başarılı olmuştur.

Drake denklemindeki bütün bileşenler için gayet optimistik değerler kullansak ve galaksimizin de çok uzun zamandır varlıklarını sürdüren, yüksek teknolojili uzaylı ırklarla dolu olduğunu varsaysak bile, daha cevaplanması gereken bir sürü soru var. Her şeyden önce, acaba uzaylılar bizimle iletişime geçmek ister mi? Ya da biz acaba olası uzaylıları aramaya devam etmeli miyiz? Olası uzaylı dostlarımıza “merhaba” demenin bize bir şey kaybettirmeyeceğini savunanlar olduğu gibi, yerimizi belli etmenin pek de iyi bir fikir olmadığını düşünenler de var.

Ünlü fizikçi Stephen Hawking, yerimizi belli etmenin pek de iyi olmayacağını söylemişti. Hawking’e göre, bizden daha ileri bir teknolojiye sahip olan bir uygarlık büyük olasılıkla kendi gezegenindeki kaynakları çoktan tüketmiş olacaktı. Bu durumda Dünya’mız onlar için cazip bir kaynak olabilirdi. Drake ise Hawking’in korkusunun yersiz olduğunu söylüyor. Ona göre yıldızlararası yolculuklar kâğıt üzerinde mümkün görünse de uygulamada değil.

Gelecekte herhangi bir sonuca ulaşıp ulaşmayacağı belli olmasa da, SETI projesi ve Drake denklemi bir yandan evrende ne kadar küçük olduğumuzu bize hatırlatırken, diğer yandan da çevrede sessizliği bozan tek uygarlığın biz olduğumuzu gösteriyor. En azından şimdilik…

İleri Okumalar:

Matematiksel

Bir Yorum

  1. Evrenin yaratılışı 14,5 milyar yıl önce olarak literatürde belirtiliyor. 93 milyar ışık yılı uzunluk için 46,5 milyar yıl geçmesi gerekir. Bu konuda bana geri dönüş yapar mısınız?
    Daha önceki iki ayrı görüşümde geri dönüş yapılmadı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.