
Bir zamanlar bir imparator varmış. Günlerden bir gün iki dokumacı imparatorun huzuruna çıkmış ve onun için dünyanın en zarif giysilerinden birini diktiklerini söylemişler. Ancak bu giysilerin tuhaf bir özelliği varmış: Onları yalnızca zeki insanlar görebiliyormuş.
Oysa gerçekte ortada hiçbir giysi yokmuş. Buna rağmen imparatorun sarayındaki hiç kimse, imparatorun üzerinde hiçbir şey görmediği hâlde bunu söylemeye cesaret edememiş. Hatta bazıları giysilerin kalitesini ve tasarımını övmüş, imparatora kusursuz biçimde yakıştığını bile söylemiş.
Masalın devamında imparator, aslında üzerinde hiçbir giysi olmadığı hâlde halkın karşısına çıkar. Herkes, aptal görünmemek için imparatorun giysilerini övüyormuş gibi davranır. Ta ki kalabalığın içinden bir çocuk çıkıp herkesin içinden geçeni yüksek sesle söyleyene kadar: “Ama kral çıplak!”
Danimarkalı yazar Hans Christian Andersen’in Çıplak Kral masalı, güzel giyinmeye fazlasıyla meraklı bir kralı anlatır. Kralın çevresindekiler ve halk, onun aslında çıplak olduğunu görür. Buna rağmen kimse gerçeği söylemeye cesaret edemez.
Çünkü herkes, bunu söylerse diğerleri tarafından aptal ya da saygısız görüleceğini düşünür. Bu yüzden insanlar tek tek susar; herkes sustukça da gerçeği söylemek daha zor hâle gelir. İşte bu durum, “suskunluk sarmalı” olarak adlandırılan olguyu açıklar.
Suskunluk Sarmalı Kuramı Nedir?
Suskunluk sarmalı kuramı, 1974 yılında Alman siyaset bilimci Elisabeth Noelle-Neumann tarafından ortaya atıldı. Noelle-Neumann bu kuramla, insanların neden bazen kendi düşüncelerini açıkça söylemekten kaçındığını açıklamaya çalıştı.
Kurama göre insanlar, görüşlerinin çoğunluğun düşüncesinden farklı olduğunu hissettiklerinde susma eğilimi gösterir. Bunun temel nedeni, yalnız kalma, dışlanma ya da tepki görme korkusudur. Buna karşılık, kendi düşüncesinin toplumda yaygın olarak kabul gördüğünü düşünen kişiler görüşlerini daha rahat dile getirir. Bu da azınlıkta kaldığını düşünen insanların daha fazla susmasına yol açar.
Noelle-Neumann’a göre insanlar, toplumda hangi görüşlerin daha güçlü ya da daha yaygın olduğunu sezme konusunda oldukça duyarlıdır. O bunu “yarı istatistiksel duyu” olarak adlandırır.

Yani insanlar, çevrelerinden ve medyadan aldıkları işaretlerle hangi düşüncelerin kabul gördüğünü, hangilerinin ise dışlandığını az çok hissederler. Bu nedenle kimi zaman kendi fikirlerini söylemeden önce, toplumun genel havasını tartmaya çalışırlar.
Suskunluk Sarmalı Gerçekten İşliyor mu?
Suskunluk sarmalı kuramı ortaya atıldığından beri, bu kuramı sınayan birçok araştırma yapıldı. Bu çalışmalar, kuramın ne kadar geçerli olduğunu anlamaya çalıştı. Araştırmaların büyük bölümü ise suskunluk sarmalının siyasal ortamlarda nasıl işlediğine odaklandı.
Matthes ve arkadaşları tarafından 2017 yılında yapılan bir meta-analizde, suskunluk sarmalının insanların siyasal görüşlerini dile getirmesini nasıl etkilediği yeniden incelendi. Araştırmacılar, bu konuda yapılmış 66 çalışmayı ve toplamda yaklaşık 27 bin katılımcının verilerini değerlendirdi.
Sonuçlar, insanların çevrede hâkim olduğunu düşündükleri görüş ile kendi fikirlerini bastırma eğilimleri arasında anlamlı bir ilişki olduğunu gösterdi. Bu etki özellikle aile, arkadaşlar ve komşular gibi yakın çevrelerde daha belirgin biçimde ortaya çıktı.

( Göz atmak isterseniz: Sürü Psikolojisi Nedir? İnsanlar Neden Başkalarını Taklit Edecek Biçimde Hareket Ederler?)
Buna rağmen kuramın eleştirilen yönleri de vardır. Bazı araştırmacılara göre insanlar, toplumda hangi görüşün daha yaygın olduğunu her zaman doğru anlayamaz. Ayrıca çoğunluğun görüşü dediğimiz şey de her zaman net değildir.
Kuramın kültürler arasındaki farkları yeterince dikkate almadığı da söylenir. Çünkü insanlar her toplumda aynı şekilde davranmaz. Ayrıca bazı konularda insanlar daha kolay susarken, bazı konularda çoğunluğa rağmen konuşmayı tercih edecektir.
Sonuç Olarak
Suskunluk sarmalı kuramı, insanların daha çok gazete, radyo ve televizyon gibi sınırlı kaynaklardan bilgi aldığı internet öncesi dönemde ortaya atılmıştı. Ancak suskunluk sarmalı bugün de önemlidir. Değişen şey, sessizliğin artık yalnızca meydanlarda, aile sofralarında ya da iş yerlerinde değil; sosyal medya yorumlarında, paylaşımlarda ve çevrimiçi topluluklarda da ortaya çıkmasıdır
Bu durumdan kaçınmak zor olsa da imkânsız değildir. Andersen’in masalının sonunda olduğu gibi, bazen herkesin gördüğü gerçeği söylemek için yalnızca bir çocuğun cesaretine ve iki kelimeye ihtiyaç vardır: “Kral çıplak!”
Kaynaklar ve İleri Okumalar
- Scheufle, Dietram & Moy, Patricia. (2000). Twenty-five years of the spiral of silence: A conceptual review and empirical outlook. International Journal of Public Opinion Research. 12. 10.1093/ijpor/12.1.3.
- Gearhart, Sherice & Zhang, Weiwu. (2018). Same Spiral, Different Day? Testing the Spiral of Silence Across Issue Types. Communication Research. 45. 34-54. 10.1177/0093650215616456.
- What Is The Spiral Of Silence? Yayınlanma tarihi: 6 Haziran 2022; Kaynak site: Science ABC. Bağlantı:What Is The Spiral Of Silence? /
Size Bir Mesajımız Var!
Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.
Matematiksel



