Sosyoloji

Bilginin Laneti: Bazen Fazla Bilmek Bilmemek Kadar Sorunludur!

İnsanlar genellikle “bilgi güçtür” der. Ancak bazen bilgi, onu taşıyan kişi için bir yük hatta bir lanet hâline gelebilir. Bilginin bir lanete dönüşüp dönüşmeyeceği ise kişinin onunla nasıl başa çıktığına bağlıdır. Çünkü bir gerçeği bilmekle onu başkalarına anlatabilmek arasında her zaman ince bir çizgi vardır.

Bilginin Laneti: Bazen Fazla Bilmek Bilmemek Kadar Sorunludur!
Bilginin laneti aynı zamanda uzmanlık laneti gibi isimlerle de bilinmektedir.

“Bilginin laneti” ya da “uzmanlık laneti”, bir konuda derin bilgiye sahip olan kişilerin, başkalarının da aynı bilgi düzeyine sahip olduğunu varsaymasından kaynaklanan bilişsel bir önyargıdır. Bu durum özellikle, yeni bir şey öğrenen insanların ihtiyaç duyduğu zaman ve çabayı küçümsememize neden olur.

Örneğin deneyimli bir mühendis, bir stajyerin temel bir teknik kavramı neden anlamakta zorlandığını fark etmez. Bir matematikçi ise bir başkasının basit gördüğü bir denklemi çözememesine şaşırabilir. Çünkü bu bilgiler uzman kişiler için zamanla o kadar doğal ve içselleşmiş hâle gelir ki öğrenme sürecinin ne kadar zor olabileceğini hatırlamakta güçlük çekerler.

Bilginin Laneti Neden Gerçekleşir?

İnsanlar genellikle en sık kullandıkları dil düzeyinde konuşur. Örneğin araştırmacılar çoğunlukla diğer araştırmacılarla iletişim kurar. Akademik konferansların temel amacı da budur. Ancak aynı konuşma tarzı farklı bir ortamda sorun yaratır.

Bilginin Laneti: Bazen Fazla Bilmek Bilmemek Kadar Sorunludur!
Eğitmenler kendi alanlarında geniş bir uzmanlığa sahipken, onların anladıkları ile öğrencilerinin anladıkları arasında bir kopukluk olma eğilimindedir.

Bu durum özellikle eğitim alanında açıkça ortaya çıkar. Bir öğretmenin bilgi lanetine kapılmaması için kendisini öğrencinin yerine koyması gerekir. Çünkü birinci sınıftaki bir öğrenciyle dördüncü sınıftaki bir öğrencinin bilgi seviyesi aynı değildir. Öğretmenin kullandığı dil, verdiği örnekler ve anlatım biçimi buna göre değişmelidir.

Üstelik öğretmen deneyim kazandıkça öğrencilerle arasındaki zihinsel mesafe daha da büyür. Çünkü öğretmen uzmanlaşmaya devam ederken öğrenciler aynı başlangıç seviyesinde kalır. Bu da bilgi lanetinin zamanla güçlenmesine neden olur.

Bilginin Laneti Çalışmalarla da Kanıtlanmıştır

1975 yılında Amerikalı psikolog Baruch Fischhoff, daha sonra “sonradan öğrenme yanlılığı” (hindsight bias) adını alacak bilişsel yanılgıyı incelemeye başladı. Bu yanılgı, insanların bir olayın sonucunu öğrendikten sonra, o sonucu en başından beri tahmin edilebilir görme eğilimini ifade ediyordu. Fischhoff’un çalışmaları, ileride “bilginin laneti” kavramının temelini oluşturdu.

“Bilginin laneti” terimini ise ilk kez 1989 yılında ekonomistler Colin Camerer, George Loewenstein ve Martin Weber kullandı. Araştırmacılar, insanların sahip oldukları bilgiyi başkalarının da bildiğini varsayma eğilimini ekonomik kararlar üzerinden inceledi.

1990 yılında Stanford Üniversitesi’nde psikoloji yüksek lisans öğrencisi olan Elizabeth Newton, bu kavramı gösteren ünlü bir deney yaptı. Katılımcıları iki gruba ayırdı: “Vurucular” ve “Tahminciler.” Vurucular, popüler şarkıları yalnızca parmaklarıyla ritim tutarak anlatmaya çalıştı. Tahminciler ise hangi şarkının çalındığını bulmaya çalıştı.

Bilginin Laneti: Bazen Fazla Bilmek Bilmemek Kadar Sorunludur!
120 melodilik bir örnekte, dinleyiciler melodinin yalnızca %2,5’ini doğru anladı. Oysa ki  %50’lik bir  başarı oranı öngörmüştü

Deneyden önce Newton, Vuruculara Tahmincilerin kaç şarkıyı doğru bileceğini sordu. Vurucular başarı oranını yaklaşık yüzde 50 olarak tahmin etti. Gerçek sonuç ise yalnızca yüzde 2,5’ti.

Bu büyük farkın nedeni basitti: Vurucular şarkının melodisini ve sözlerini zaten zihinlerinde duyuyordu. Bu yüzden ritim onlara açık ve anlamlı geliyordu. Ancak Tahminciler yalnızca düzensiz vuruşlar duyuyordu. Vurucular, kendi bildiklerini karşı tarafın bilmediğini düşünmekte zorlandı. Bilginin laneti tam da buydu.

Bilginin Laneti ile Nasıl Baş Edebilirsiniz?

Uzmanların bilginin lanetiyle en sık karşılaştığı alanlardan biri pazarlamadır. Bir girişimcinin yatırımcılara yeni bir ürün tanıttığını düşünün. Ürünün her ayrıntısını bildiği için nasıl çalıştığını teknik terimlerle ya da karmaşık açıklamalarla anlatabilir. Ancak dinleyiciler aynı bilgiye sahip değilse mesaj etkisini kaybeder. Bilginin laneti, kişinin karşı tarafın neden ilgisini yitirdiğini fark etmesini zorlaştırır.

Bilimin temel amacı bilgiyi paylaşmak, doğrulamak ve dünyayı daha iyi açıklamaktır. Ancak bir uzman, bildiği şeyi başkasının da kolayca anlayacağını varsaydığında bilgi avantajı bir iletişim engeline dönüşür.

Bilginin Laneti: Bazen Fazla Bilmek Bilmemek Kadar Sorunludur!
Zamanla edindiğimiz bilgiler doğal ve içgüdüsel hale gelir. Ancak, bu bilgiler, herkes için paylaşılan ortak bir bilgi değildir.

1989 yılında ekonomist Colin Camerer ve çalışma arkadaşları, daha fazla bilgiye sahip kişilerin daha az bilgili insanların kararlarını doğru tahmin edip edemediğini araştırdı. Çalışmalarında, uzmanların ürünlerine müşterilerin gözünden bakmakta zorlandığını gördüler.

Sonuç olarak

Peki bu etki nasıl azaltılabilir? Bunun yolu, bilgiyi dinleyicinin seviyesine göre anlatmaktan geçer. Uzmanlar basit kelimeler, açık örnekler ve anlaşılır bir dil kullandığında iletişim güçlenir. İnsanlar aynı bilgi düzeyine yaklaştıkça bilginin laneti de etkisini kaybeder.


Kaynaklar ve ileri okumalar

  • What’s the Curse of Knowledge, and How Can You Break It?. Yayınlanma tarihi: 28 Nisan 2021. Bağlantı: What’s the Curse of Knowledge, and How Can You Break It?./
  • Froyd, J., & Layne, J. (2008, October). Faculty development strategies for overcoming the “curse of knowledge”. In 2008 38th Annual Frontiers in Education Conference (pp. S4D-13). IEEE.
  • Damen D, van der Wijst P, van Amelsvoort M, Krahmer E. Can the curse of knowing be lifted? The influence of explicit perspective-focus instructions on readers’ perspective-taking. J Exp Psychol Learn Mem Cogn. 2020 Aug;46(8):1407-1423. doi: 10.1037/xlm0000830. Epub 2020 Mar 12. PMID: 32162961.
  • Heath, C. (2003). Loud and Clear. Stanford Social Innovation Review1(3), 18–27. https://doi.org/10.48558/RGN5-0C48
  • Oppenheimer DM. The secret life of fluency. Trends Cogn Sci. 2008 Jun;12(6):237-41. doi: 10.1016/j.tics.2008.02.014. Epub 2008 May 28. PMID: 18468944.

Matematiksel

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi’nin ardından Marmara Üniversitesi İngilizce Matematik Öğretmenliği bölümünden mezun oldum. Matematiksel.org’un kurucusu olarak matematik, bilim ve düşünce alanlarında içerik üretmeye devam ediyorum.

Bunlar da ilgini çekebilir