Sosyoloji

Bilgisizlik, Cahil Cesareti ve Dunning Kruger Etkisi

Yeteneği ya da bilgisi olmayan bir konuda kendini yetkin zanneden insanlarla her yerde karşılaşmak mümkündür. Neyi bilmediklerini bilmeyen ve bu nedenle kendileri hakkında gerçekdışı sonuçlara varıp, gereksiz bir özgüvene sahip olabilen insanların tutumlarını çoğu zaman cahil cesareti olarak tanımlarız. Bu durum literatürde ise Dunning ve Kruger etkisi olarak yer alır. Popüler bir atasözü olan “Dünyanın sorunu akıllı insanlar şüphelerle doluyken, aptalların özgüvenle dolu olmasıdır” sözünü duymuş olabilirsiniz. Dunning Kruger etkisi bir yerde tam da bu atasözünü ifade etmektedir. Ortalama bir insandan daha zeki olduğunu düşünen, ancak aslında o kadar da zeki olmayan sayısız insan vardır. Ancak bir o kadar da bir konuda gerçekten iyi olan, ancak o kadar yetenekli olmadıklarında ısrar eden insanlara da rastlanır. Bu özgüvenin/ ya da güvensizliğin nereden geldiği bilim insanları için de bir zamanlar merak konusu olmuştur.

Dunning ve Kruger Etkisi Nedir?

Dunning-Kruger sendromu olarak da adlandırılan Dunning-Kruger etkisi, Cornell Üniversitesi’nden Justin Kruger ve David Dunning adlı iki psikoloğun tanımlamış olduğu bir algılama eğilimidir. İnsanların bilişsel yeteneklerini gerçekte olduklarından daha büyük olarak yanlış bir şekilde değerlendirdikleri bilişsel bir önyargıdır. Üstbilişsel beceriler muhtemelen bu fenomende anahtar bir rol oynamaktadır. Biliş kavramı kısaca algılama, anlama, hatırlama gibi zihinsel süreçlere karşılık geliyor. Üst bilişsel beceri ise en genel anlamda, insanın tüm bu zihinsel süreçlerin farkında olması ve onları kontrol edebilme özelliği olarak tanımlanıyor. Yani üst biliş için kısaca neyi ne kadar bildiğimizi bilmemizi sağlıyor diyebiliriz. Üstbiliş, kendi bilgimizin bilgisine atıfta bulunur. Belirli bir alanda yetersiz üstbiliş becerisine sahip kişiler, neyi bilmediklerini bilmedikleri için performanslarını abartabilir. Dunning-Kruger etkisinin tanımlanması da oldukça ilginç bir olay sayesinde gerçekleşti.

Görünmez Olduğuna İnanan Soyguncu McArthur Wheeler

McArthur Wheeler davası, 1995’te yaşanan 44 yaşındaki bir adamın bir banka soygunu ile alakalı oldukça sıra dışı bir ceza davasıdır. Hükümlü Bay Wheeler, limon suyunun bazı tuhaf özelliklerini okumuş ve onları oldukça tuhaf bir ölçüde yanlış yorumlamıştır. Limon suyunun kimyasal özelliklerinin görünmez mürekkebe biraz benzediğinden, yüzünün güvenlik kameralarına görünmez veya bulanık görüneceğini varsaymış ve kimsenin kimliğini tespit edemeyeceğinden emin biçimde iki banka soymuştur. Güvenlik kamerasındaki görüntüleri sonrasında da elbette aynı gün tutuklanmıştır. Bu dava Cornell Üniversitesi’nden (Dunning ve Kruger) sosyal psikologların ilgisini çekmiş ve konu ile ilgili araştırmalar yapmalarını sağlamıştı. Sonunda ikili Aralık 1999 konu ile ilgili bir çalışma yayınladılar. Dunning ve Kruger bu araştırmayla üst bilişsel becerilerdeki eksikliğin insanların bu yaklaşımında etkili olduğunu ortaya çıkarmış ve araştırmanın başında öne sürdükleri varsayımları doğrulamış oldular.

Beceriksizler neden harika olduklarını düşünüyor?

Dunning ve Kruger, makalelerinde, böyle bir bilişsel önyargıdan mustarip insanların becerilerini veya yeteneklerini abarttıklarını öne sürüyorlar. Başka bir deyişle, beceriksiz insanların gerçekte ne kadar beceriksiz veya vasıfsız olduklarına dair hiçbir fikri yoktur. Bir testte kötü performans gösteren insanlar, ortalama olarak, kötü performans gösterdiklerinin farkına varsalar da gerçekte ne kadar kötü olduklarını anlamazlar. Dunning ve Kruger, bu tür bir abartmanın kısmen vasıfsız insanların çifte yüke maruz kalmasından kaynaklandığını öne sürdü. Bu insanlar sadece yanlış sonuçlara varmak ve talihsiz seçimler yapmakla kalmaz, aynı zamanda beceriksizlikleri nedeniyle yetenekli olmadıklarını bile fark etmekte zorlanırlar.

Deneyim / uzmanlık düzeyi ile hiç bilmemenin, özgüven açısından birbirlerine karşılık geldiğine dikkat edin.

Bu önyargının başta da dediğimiz gibi bir başka ilginç yanı daha vardır. Ortalama bir bireyden daha yetenekli insanlar bazen ne kadar iyi olduklarını fark edemezler. Bir kişi belirli bir konuda / alanda ne kadar yetkin veya deneyimli ise, bilgilerindeki boşlukları veya sınırlamaları o kadar fark eder. Bu nedenle, becerileri konusunda kendisine daha az güvenme eğilimi gösterir. Bir kişi bir konu hakkında ne kadar çok şey öğrenirse, konunun gerçekte ne kadar karmaşık olduğunu o kadar çok anlar. Bununla birlikte, kimileri bir konu hakkında o kadar az şey bilirler ki, ortalama bir insandan önemli ölçüde daha az zeki oldukları halde, harika olduklarını düşünürler. “Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir. ” sözüyle Sokrates bu konuya Dunning ve Kruger’den aslında çok önce dikkatimizi çekmiştir.

Kaynaklar:

  • Why Do Foolish People Think That They Are Very Smart?; https://www.scienceabc.com
  • Scott O. Lilienfeld, Steven J. Lynn; Psychology: From Inquiry to Understanding; ISBN:  0134552512

Matematiksel

Sibel Çağlar

7 yıl Kadıköy Anadolu Lisesinin devamında lisans eğitimimi Marmara Üniversitesi İng. Matematik öğretmenliği üzerine tamamladım. Devamında 20 yıl çeşitli özel eğitim kurumlarında matematik öğretmenliği ve eğitim koordinatörlüğü yaptım. 2015 yılında matematiksel.org web sitesini kurdum. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.