Yüzyıllar boyunca, Amerika kıtasının adını Floransalı denizci Amerigo Vespucci’den aldığı görüşü yaygın kabul gördü. Ancak 1960’lardan itibaren, “Amerika” adının kökenine dair alternatif bir teori dikkat çekmeye ve güç kazanmaya başladı.

Birkaç yüzyıl önce, dünya hâlâ büyük ölçüde bilinmezlerle doluyken, iki Avrupalı hümanist olağanüstü bir dünya haritası oluşturmak için güçlerini birleştirdi. Bu harita, yalnızca dönemin bilgi birikimini yansıtmakla kalmadı, aynı zamanda kalıcı bir iz bıraktı. Bugün tüm bir kıtanın “Amerika” adını taşıması, doğrudan bu çalışmadan kaynaklanır.
1507’de basılan bu harita yaklaşık 1,4 × 2,4 metre boyutundaydı. Bu genişlik, dünyayı bütünüyle gösterme iddiasını destekliyordu. Nitekim harita, o güne dek görülmemiş ölçekte bir coğrafi kapsama sahipti.
Avrupalılar uzun süre dünyanın yalnızca üç ana kara parçasından oluştuğunu kabul etmişti. Asya, Afrika ve Avrupa. Ayrıca bu dünyanın merkezine Kudüs’ü yerleştiriyorlardı. İspanyol krallığı adına seferler yapan Kristof Kolomb da bu inancın içindeydi. Ölümünden yalnızca bir yıl önce bile, ulaştığı toprakların Asya’nın bir uzantısı olduğunu düşünmeye devam ediyordu.
Ancak bu yeni harita, dünyayı ilk kez dört ana kara parçası olarak gösterdi. Avrupa’nın solunda, uzun ve dar çizilmiş bir Güney Amerika vardı.. Onun üzerinde ise daha küçük boyutta bir Kuzey Amerika görünüyordu. Yeni kara parçası, tamamen okyanuslarla çevriliydi.

Haritacılar, bugün Brezilya olarak bildiğimiz bölgenin üzerine tek bir ad yazdı: America. Böylece bu harita, yalnızca dünyanın görünümünü değiştirmekle kalmadı, yepyeni bir kıtaya kalıcı bir isim de kazandırdı.
Kartografya tarihindeki bu dönüm noktası, haritayı hazırlayan Alman hümanistin adıyla Waldseemüller Haritası olarak bilinmektedir. Ancak Martin Waldseemüller bu çalışmayı tek başına yürütmedi. Haritayla birlikte yayımlanan metni kaleme alma sürecinde, bir diğer Alman hümanist Matthias Ringmann öncü bir rol oynadı. “America” adını öneren kişi de büyük olasılıkla Ringmann’dı.
Amerigo Vespucci İle Amerika Adı Arasındaki İlişki Nedir?
Metindeki en dikkat çekici unsurlardan biri, yeni kıtaya verilen ismin açıkça gerekçelendirilmesidir. Yazara göre, bu toprakları keşfeden kişi İtalyan kâşif Amerigo Vespucci’dir.

Bu adlandırma, yüzyıllar süren bir tartışmanın fitilini ateşledi. Bazı kişiler, Amerika’ya Vespucci’nin adının verilmesini, Kristof Kolomb’a karşı yapılmış bir haksızlık olarak değerlendirdi. Kolomb, 1492’den itibaren Atlantik’i geçmişti; ancak ana karaya ilk kez 1498’de ulaşmıştı.
Öte yandan, Vespucci’ye atfedilen ve 1504 tarihini taşıyan bir mektup, onun kıtaya Kolomb’dan bir yıl önce vardığını öne sürüyordu.

Bugün bu mektubun doğruluğu hâlâ tartışmalıdır. Yine de Waldseemüller ve Ringmann, o dönemde mektubun gerçek olduğunu varsaydı ve yeni kıtaya isim verirken bu bilgiyi esas aldı.
Haritayla ilgili bir başka gizem, bizzat varlığıydı. Waldseemüller Haritası’ndan 1507 yılında bin kopya basıldı, ancak kısa süre içinde hepsi kayboldu. Kitaplar kütüphanelerde korunduğu hâlde, haritaları genellikle eğitim kurumlarının duvarlarına astılar ve zamanla bu kopyalar yok oldu. Bu nedenle araştırmacılar haritayı yüzyıllar boyunca aradı; yalnızca Introduction to Cosmography adlı eserdeki betimlemelere dayanarak onu yeniden kurmaya çalıştı.

Sonunda, 1901 yılında tarih ve coğrafya profesörü Peder Joseph Fischer, Almanya’daki Wolfegg Şatosu’nda tek bir kopya buldu. “Amerika’nın doğum belgesi” olarak anılan bu haritayı, ABD Kongre Kütüphanesi 2003 yılında 10 milyon dolara satın aldı.
Richard Amerike Kimdir?
Tarihçilerin büyük çoğunluğu, “America” adını Amerigo Vespucci’nin adının Latinceleştirilmiş biçimi olan Americus’a dayandırır. Ancak bu yerleşik görüşe karşı çıkan bazı alternatif açıklamalar da vardır.
Bu açıklamalardan birine göre kıta, adını Vespucci’nin seferlerinden değil, John Cabot’un 1496’daki keşif yolculuğundan aldı. İddiaya göre bu yolculuğun sponsoru olan Richard Amerike, “Amerika” adının gerçek ilham kaynağıydı.
Richard Amerike, Long Ashton’da ailesiyle birlikte yaşayan zengin bir Galli toprak sahibi ve tüccardı. 1486 yılında kralın gümrük memuru olarak atandı ve Kral VII. Henry’nin desteğiyle keşif seferlerine katkı sunmaya başladı.
Aynı iddia, Vespucci ve Kolomb’un Cabot’un haritalarını gizlice kullandığını da öne sürer. Ancak bu görüşü destekleyen belgeler oldukça sınırlıdır. Bu nedenle tarihçilerin çoğu, bu açıklamayı ikna edici bulmaz ve kıtanın ismini Vespucci’den aldığı yönündeki genel kabulü tercih eder.
Kaynaklar ve ileri okumalar
- The epic story of the map that gave America its name. Yayınlanma tarihi: 4 Temmuz 2018. Kaynak site: BBC. Bağlantı: The epic story of the map that gave America its name
Size Bir Mesajımız Var!
Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.
Matematiksel





