İnsanların bugüne kadar deneyimlediği en yüksek sesin ne olduğunu kesin olarak söylemek zor. Yine de olasılıkları birkaç olağanüstü olaya kadar daraltmak mümkün. Üstelik dikkatli hesaplamalarla, bu olaylar arasında bir “birincilik” bile belirlenebilir.

.
Ses şiddetini desibel (dB) cinsinden ölçeriz. Bu ölçekte, çoğumuzun algılayabildiği en zayıf ses yaklaşık 0 dB düzeyindedir. Desibel düzeyi her 10 birim arttığında, sesin fiziksel şiddeti on kat artar. Yani 10 dB’lik bir ses, 0 dB’ye göre on kat; 20 dB’lik bir ses ise yüz kat daha yoğundur.
Yaklaşık 20 dB’lik bir sesle yapraklar hafifçe hışırdar. Buzdolapları genellikle 50 dB civarında uğuldar. Normal konuşmalar 60 dB’ye yaklaşır. Şehir trafiği ise çoğu zaman 80 dB düzeyine ulaşır. Konuşma sesiyle yoğun sokak gürültüsü arasındaki 20 dB’lik fark, kalabalık bir caddede sohbet etmeyi neden zor bulduğumuzu açıklar.

Fiziksel olarak 20 dB’lik bir artış, sesin şiddetini yüz katına çıkarır. Ancak kulağımız bu farkı yalnızca birkaç kat daha yüksekmiş gibi algılar. Yani fiziksel değişim büyük olsa da, işitsel algımız bu artışı olduğundan çok daha küçük hisseder. Bu yüzden sesi olduğundan az sanır, maruz kaldığımız gerçek etkiyi hafife alırız.
Bu durum özellikle yüksek sesli müziklerde ya da sürekli gürültülü ortamlarda ciddi riskler doğurur. Örneğin, bir motosikletin sesi yaklaşık 100 dB, gök gürültüsü ise 120 dB civarındadır. Bu seviyelerdeki ses dalgaları, kulaktaki hassas yapılara doğrudan fiziksel zarar verebilir. Üstelik maruz kalma süresi uzadıkça, işitme kaybı riski de hızla artar.

Bir dönem bazı rock grupları, “dünyanın en yüksek sesli konseri” unvanıyla övünüyordu. 1970’lerin başında bu ün Deep Purple’a aitken, 1976’da The Who, Londra’daki The Valley Stadyumu’nda verdiği konserde rekoru kırdı. Hoparlörlerden 32 metre uzakta yapılan ölçümde ses düzeyi 126 dB’ye ulaştı.
Yine de bu değerler, sesin ulaşabileceği sınırlar değildir. Hem insan yapımı büyük patlamalar hem de doğadaki olağanüstü olaylar, bu seviyeleri çok aşan sesler üretir.
En Yüksek Ses Arayışında Uzaya Göz Atalım
Gezegenimizin çekiminden kurtulup uzayın derinliklerine ulaşmak hiç de kolay değildir. Bunu başarmak için, “kaçış hızı” olarak adlandırılan kritik hıza ulaşmamız gerekir. Bu hız, saniyede 11,1 kilometreye — ya da saatte yaklaşık 40.320 kilometreye — karşılık gelir.
Bu kadar yüksek bir hıza ulaşmak ciddi enerji gerektirir. Bu yüzden uzaya çıkmak için son derece güçlü roketler tasarlarız ve üretiriz.

LEAF, Hollanda’daki European Space Research and Technology Centre (ESTEC) bünyesinde yer alan dev bir akustik test tesisidir. Bu odada amaç, uzay araçlarını roket fırlatmaları sırasında maruz kalacakları aşırı gürültüye karşı test etmektir.
Odada yer alan büyük, boru benzeri düzenekler yüksek basınçlı azot gazı içlerinden geçtiğinde aşırı güçlü sesler üretir. 154 dB’ye ulaşan bu ses düzeyi, bir rock konserinden çok daha yoğundur. Bu yüzden oda, kalın beton duvarlarla çevrilmiştir.

Bir yolcu uçağının kalkışını yakından dinlemek de oldukça gürültülüdür. Ancak tarihteki en şiddetli uçak sesi jet motorlarından değil, pervaneli bir uçaktan gelmiştir. ABD Hava Kuvvetleri için geliştirilen XF-84H Thunderscreech, süpersonik hızda dönen pervanelere sahipti.
Bu pervanelerin uçları, uçak rölantideyken bile ses hızını aştığı için çevreye sürekli sonik patlamalar yayıyordu. Tahmini 200 dB’lik ses düzeyi, Apollo görevlerini Ay’a taşıyan Saturn V roketinin kalkış gürültüsüne yakındı.

İnsanlık tarihinin en yüksek sesini, bir hidrojen bombası üretti. Bu silah, 1961’de Sovyetler tarafından test edilen Tsar Bomba (AN602) idi. Patlama gücü, Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan bombaların toplamından üç binden fazla kat fazlaydı ve yaklaşık 50 megaton TNT’ye eşdeğerdi. Patlama noktasında yaklaşık 224 dB’lik bir akustik şok dalgası oluştu. Bu artık sıradan bir ses değil, yıkıcı bir basınç dalgasıydı.
Krakatoa Volkan Patlaması: Muhtemelen İnsanlık Tarihindeki En Yüksek Ses!

Yakın tarihte en yüksek ses, kaynağından binlerce kilometre ötede bile işitildi. 27 Ağustos 1883’te, Java ile Sumatra arasında yer alan Krakatoa Yanardağı, devasa bir patlamayla parçalandı. Kısa süre içinde oluşan ses dalgaları, yaklaşık 4.800 kilometre uzaklıktaki Hint Okyanusu’ndaki Rodrigues Adasına kadar ulaştı.
Patlama noktasına yaklaşık 5 kilometre mesafede ses düzeyinin 189–202 dB arasında olduğu, kaynağa çok daha yakın bölgelerde ise yaklaşık 310 dB’ye ulaştığı tahmin ediliyor.

Son yüzyılda Krakatoa’dan bile daha yüksek bir ses üreten tek olay, 30 Haziran 1908 sabahı Sibirya’da meydana geldi. Patlamanın merkezi, Tunguska Nehri civarındaydı ve açığa çıkan enerji en az 10 megatonluk bir bombaya, yani yüzlerce Hiroşima bombasının toplamına eşdeğerdi.
Bilim dünyasında genel kabul gören açıklamaya göre bu olay, yaklaşık 40 metre çapındaki bir asteroidin atmosfere girip yüksek irtifada parçalanmasıyla gerçekleşti. Patlama anındaki ses şiddetinin 300 dB’nin üzerinde olduğu tahmin ediliyor.
Sonuç Olarak
Ses boşlukta yayılmaz; yine de uzay tamamen sessiz değildir. Galaksiler arasındaki seyrek gaz, ses benzeri dev dalgaların ilerlemesine olanak tanır. Perseus galaksi kümesindeki süper kütleli bir kara delik, şimdiye kadar kaydedilen en düşük frekanslı bu tür titreşimleri üretir. Bu titreşimlerin ölçeği öylesine büyüktür ki, taşıdıkları enerji insan deneyiminin çok ötesindedir.
Kaynaklar ve İleri Okumalar
- The loudest sound in mankind’s history. Bağlantı: The loudest sound in mankind’s history (zmescience.com) ; Yayınlanma tarihi: 16 Mart 2023
Matematiksel





